Mahkûmiyet

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. ... 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.03.2019 tarihli ve 2019/52 Esas, 2019/149 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında alacağın tahsili amacıyla yağma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 150/1 delaletiyle 106/1,62,53 üncü maddesi uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. ... Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 05.04.2021 tarihli ve 2019/2052 Esas, 2021/601 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun kabulü ile, 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca duruşma açılarak ve hüküm kaldırılarak, sanık hakkında yağma suçuna teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 148/2, 35/2,62,53 üncü maddesi ve 5271 sayılı Kanun'un 283 üncü maddesi uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılarak infazına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Yağma suçunun unsurlarının oluşmadığına, haksız tahrik hümlerinin uygulanması gerektiğine, lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine ilişkindir.

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanık ile katılanın eskiden iyi arkadaş oldukları ve ortak ticari işler yaptıkları, zaman içinde aralarında alacak meselesinden dolayı anlaşmazlık çıktığı, olay tarihinde sanığın bahsi geçen hukuki mesele nedeniyle katılana telefon ederek ve telefon mesajları yazarak sinkaflı sözlerle sövdüğü ve "fabrikanın içerisinde seni keserim" şeklinde mesaj göndererek tehdit ettiği, katılanın anlatımları, sanığın kaçamaklı ikrarı ve diğer delillerle anlaşılarak İlk Derece Mahkemesince alacağın tahsili amacıyla tehdit suçunu işlediği sabit kabul edilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü

1. Sanıkla katılanın önceye dayalı tanışıklıklarının olduğu, sanığın katılandan zaman zaman para istemesi üzerine katılanın sanığa iki ayrı seferde 6.500,00 TL ve 23.000,00 TL borç para verip karşılığında sanıktan senet aldığı, olay tarihinde sanığın katılandan imzalamış olduğu senetleri geri istediği, katılanın da borcun sanık tarafından ödenmemesi sebebiyle sanığa senetleri vermemesi üzerine sanığın katılana dosya arasında tutanağa bağlanmış mesaj içeriklerine göre; ''seni sinkaf ederim, karını sinkaf ederim, canına kastın mı var senin, seni keserim, senin canını almaya geliyorum....'' şeklinde mesajlar göndermesi şeklinde gerçekleşen eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 148/2 ve 35 inci maddelerinde belirtilen yağma suçuna teşebbüs suçunu oluşturduğu bölge adliye mahkemesince kabul edilmiştir.

2. Sanığın Bölge Adliye Mahkemesinde verdiği 05.04.2021 tarihli savunmasında özetle; "Önceki beyanımı tekrar ederim, benim telefonlarıma cevap vermediği için belirtilen mesajları gönderdiğimi kabul ediyorum, fiziki bir tehdit olmamıştır, kendisi ile samimiydik, aynı iş yerinde çalıştık, aracını bana 11000 TL'ye sattı, devrini noterden eşim adına yaptık, burdan dolayı borcum vardı, hatta bir miktar kredi çekti fakat kredi taksitlerini ben ödeyecektim, bir kaç taksit ödedim, ben daha sonra eşimden ayrıldım ve kredi faizinin de çok yüksek olduğunu gördüm, daha sonra telefonlarıma çıkmadı, konuyu çözemedik, ulaşamayınca o şekilde mesaj atmış bulundum, mesajlarda ne yazdığını tam hatırlamıyorum, aramızdaki mesele buradan kaynaklanmıştır, suç işleme kastım yoktu" şeklinde savunmada bulunduğu anlaşılmıştır.

3. Katılanın 29.11.2016 tarihli İlk Derece Mahkemesindeki beyanında: "Ben şikâyetçiyim, davaya katılma talebim vardır, sanık benim iş arkadaşımdı, maddi olarak sıkıntıları vardı, önce kendisine 6500 TL borç para verdim, karşılığında senet aldım, borcunun bir taksiti kalmıştı, ödemedi, sonrasında yine borç istedi, 23.000,00 TL'lik senet karşılığında borç para verdim, daha doğrusu benim aracımı aldı, aracımın karşılığında bana ödeyeceği para miktarı olarak senet aldım, bu 23,000,00 TL'den 1200 TL para verdi, gerisini ödemedi, ailesiyle problemleri varmış, ben arabayı geri istediğimde araba eşimin üzerine git ondan al dedi, eşiyle boşandığı için arabayı alamadım, paramıda vermediği gibi bana vermiş olduğu senetleri benden zorla almak için sağda solda tanıdığı kişilerle beni korkutup senetleri almak istedi, bana mesajlar çekti, telefon hattı üzerinden ve messenger üzerinden mesajlar gönderdi, ben bankadan çekmiş olduğum krediyi sanığa verdim, bunu bankadan da araştırabilirsiniz, ben halen işçi olarak çalışıyorum, sanık senetleri bana vermezsen seni öldüreceğim, eşine cinsel saldırı yapacağını belirtiyor, kendisinden şikâyetçiyim, kendisi beni tehdit etsede senetleri vermedim, senetler bende, kendisi şuanda beni tehdit etmiyor, ancak 10 gün önce iki kişi önüme çıktı, senetleri vermezsen hayatın tehlikede deyip çekip gitiler, ben karakola ibraz etmediğim diğer mesajlarıda ibraz ediyorum" şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmıştır.

4. Suça konu mesajların dosyada yer aldığı tespit edilmiştir.

Katılanın beyanları, tanık beyanları, olay yeri inceleme ve yakalama tutanağı gibi deliller karşısında, sanığın eyleminin sabit olduğu, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının ve yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle ... Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 05.04.2021 tarihli ve 2019/2052 Esas, 2021/601 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ile re'sen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Kanun’un 288 inci ve 289 uncu maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ... Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ... 3. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,

19.09.2023 tarihinde karar verildi.