Esastan ret

Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... Elk. Dağ. A.Ş. vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmek ve de davalı ... Elk. Dağ. A.Ş. vekili tarafından duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma taleplerinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 21.12.2021 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davalı ... Elk. Dağ. A.Ş. adına Av.... geldi, başka gelen olmadı. Gelen davalı ... Elk. Dağ. A.Ş. vekilinin yüzüne karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar verilmiştir. Dosyanın tekrar Dairemiz’e gönderilmesinden sonra Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 21.06.2011 tarihinde ... İli, ...Köyü, içme suyu trafosunun elektrik panosunu değiştirmek ve bakımını yapmak için çalıştığı şirketteki diğer kişiler ile beraber ...Köyü’ne gittiği, elektrik direğine çıkmadan önce gerekli tedbirleri alarak direğe çıktığı, ne var ki akıma kapılarak direkten düşerek yaralandığından bahisle 204.630,99 TL maddi, 150.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep etmiştir.

Davalı ... şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının davalılardan... şirketinin işçisi olduğunu,... Şirketinin müvekkili şirketle asıl işveren -alt işverenlik ilişkisi de bulunmadığını, bu sebeple davanın öncelikle görev yönünden reddinin gerektiğini, kazanın meydana gelmesinde müvekkili şirketin hiçbir kusurunun bulunmadığını, davacının eyleminin illiyet bağını kestiğini, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili davalının diğer davalı ... şirketinde çalışan bir işçi olduğunu, ne müvekkilinin ne de çalıştığı şirketin işveren konumunda olmadığını, davanın öncelikle görev yönünden reddi gerektiğini, meydana gelen kaza sebebiyle müvekkili davalının hiçbir kusurunun bulunmadığını, kazanın davacının kendi kusurundan kaynaklandığını, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalılar... şirketi ve ...'ın ortak vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının müvekkili şirketin işçisi olduğunu, kazanın meydana gelişinde müvekkilinin bir kusuru olmadığını, tüm kusurun diğer davalı ... şirketine ait olduğunu, davacının gördüğü tedavi sonrasında iyileştiğini, iş göremezlik oranına itiraz ettiklerini, davacıya çalışmadığı halde ödenen maaşların ve ödenen sigorta primlerinin ve hastanede ödenen 9.285,00 TL nin maddi ve manevi tazminattan mahsubunu talep ettiklerini beyan etmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile iş kazasının meydana gelişinde davacı sigortalının %10, davalı... şirketinin %40, davalı gerçek kişi Mustafa'nın %10, davalı ... şirketinin %20, davalı gerçek kişi Bünyamin'in %20 oranında kusurlu oldukları, iş kazası sonucunda sigortalının %63,00 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığından bahisle davacının maddi tazminat isteminin kabulüne, davacı lehine 50.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalı ... şirketi istinaf dilekçesinde özetle, davacının davalı... şirketinin işçisi olduğu, bu şirketle aralarında asıl işveren alt işveren ilişkisi ve işveren sıfatı bulunmadığından öncelikle görev yönünden red kararı verilmesi gerektiğini, şirketin kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığını, kazanın meydana geldiği yerde herhangi bir çalışmasının bulunmadığını, bu bölgenin elektriğinin kesilmesini talep eden herhangi bir yazının da olmadığını,... şirketinin ... köyünde yapmış olduğu çalışmadan şirketin bilgisi dahi bulunmadığını, davacının tamamen kendi kusuruyla kazaya sebebiyet verdiğini, eylemi ile illiyet bağını kestiğini, kendi çalışanları davalı ...'e izafe edilen %20 oranındaki kusurun doğru olmadığını, sürekli iş göremezlik oranı tespitine itiraz etmelerine karşın dikkate alınmadığını, bilimsel verilerden uzak hesaplama yapıldığını, davacının çalışabilir durumda olduğunu, manevi tazminat miktarının fazla olduğunu, kazadan sonra yapılan ödeme ve fazinin mahsubunun yapılmadığını, hesap bilirkişisince yapılan hesaplamanın Yargıtay kararlarına uygun olmadığını ileri sürmüştür.

Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; meydana gelen olayda müvekkilinin hiçbir kusurunun bulunmadığını, kusurun tamamının davalı işveren... şirketine ait olması gerektiğini, davalı şirketin diğer davalı ... şirketinden bakım ve onarım için elektiriğin kesilmesi yönünde herhangi bir kesme taleplerinin mevcut olmadığını, çalışmanın izinsiz ve tedbirsiz olarak yürütüldüğünü, davacının EKAT belgesi olmadığını, davalı... şirketinin belgesiz personel çalıştırmakla tam kusurlu olduğunu, kendisine izafe edilen %20 oranındaki kusurun haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacıya yüklenen %10 kusur oranının az olduğunu, hesap bilirkişisinin raporda belirlediği rakamların fahiş olduğunu ileri sürmüştür.

Davalılar... şirketi ve ... vekili istinaf dilekçesinde özetle, meydana gelen iş kazasında müvekkillerinin kusurunun bulunmadığı, kaza nedeninin çalışma yapılan hattaki elektiriğin kesilmemesi olduğunu, bunun sorumluluğunun diğer davalılar ... şirketi ve çalışanlarına ait olduğunu, davacının tecrübeli bir çalışan olması nedeniyle ona verilen %10 oranındaki kusurun az olduğunu, belirlenen %63'lük sürekli iş göremezlik oranının fazla olduğunu, maddi tazminatın fahiş hesaplandığını, iş kazasından sonra davacıya 21.06.2011 ile 05.07.2012 tarihine kadar tazmin amaçlı maaş ödemesinin devam ettiğini, tedavi sürecinde ödenen 9.285,00 TL'nin ödeme tarihinden maddi tazminat hesap tarihine kadar işleyecek yasal faizi ile birlikte güncellenerek maddi tazminattan düşülmemesinin hukuka aykırı olduğunu, hüküm altına alınan manevi tazminat miktarının da fahiş olduğunu istinaf başvuru sebep ve gerekçeleri olarak ileri sürmüştür.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından bahisle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... Elk. Dağ. A.Ş. vekili ile davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı ... şirketi vekili temyiz dilekçesinde özetle, istinaf incelemesinin duruşmalı yapılmasını istediklerini ancak kabul edilmediğini, iş mahkemelerinin görevli olmadığını, müvekkilinin kusursuz olduğunu, müvekkiline yapılmış resmi bir elektrik kesme başvurusunun bulunmadığını, davacının tam kusurlu olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğunu gerektirecek hiçbir ihmal veya kusuru bulunmadığını, ...köyünde yapılan çalışmadan müvekkili şirketin haberi dahi olmadığını, davacı işçinin eyleminin illiyct bağını kestiğini, davacının yetkili elektrikçi olmadığını, kusur raporuna itiraz etmelerine karşın dikkate alınmadığını, davalı ...'in ...köyü yerine yanlışlıkla ...köyünün elektriklerini kestirmiş olmadığını, ...köyünün elektriği programlanan kesinti nedeniyle kesildiğini, %63,00 sürekli iş göremezlik oranını kabul etmediklerini, hüküm altına alınan manevi tazminatın fazla olduğunu, davacıya yapılan ödemelerin mahsup edilmediğini, hesap raporunun Yargıtay kararlarına uygun olmadığını ileri sürmüştür.

Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle, müvekkilinin kusursuz olduğunu, davacının Ekat belgesi olmadığını, davalı ... şirketine elektrik kesme isteği yönünde resmi başvuru yapılmadığını, davalı müvekkilinin olay günü başka bir yer olan ...Köyünde çalışma yapmak üzere görevlendirildiğini ve görevi gereği oraya gittiğini, olayın ise ...köyünde meydana geldiğini, davalı müvekkilinin hem olayla ve hemde olay yeri ile bir ilgisi olmadığını, davacıya verilen kusurun az olduğunu, hesap raporunda belirlenen rakamın fahiş olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

a. Davalıların davacının manevi tazminat istemi hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde

Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.

Dosya içeriğine göre davacı vekilinin 150.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunduğu, İlk Derece Mahkemesi'nce davacı lehine 50.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine hükmedildiği, Bölge Adliye Mahkemesi'nce istinaf yoluna başvuran davalıların istinaf istemlerinin esastan reddine karar verildiği gözetildiğinde, kısmen kabulüne karar verilen manevi tazminat miktarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 58.800,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından temyiz eden davalıların bu kısma yönelik temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir.

b. Davalıların diğer hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde

Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 417 inci maddesi, 5510 sayılı Kanunun 13,16 ve 20 inci maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunun 77 inci maddesi, 492 sayılı Harçlar Kanunun 8 inci ve 31 inci maddeleri.

Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalılar vekillerinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Dosya kapsamından toplamda dört davalıya karşı dava açıldığı, davalılardan ... şirketinin ticaret unvanının ... Elekt. Dağ. A.Ş. olduğu, buna karşılık İlk Derece Mahkemesi

gerekçeli karar başlığına ... Elekt. Dağ. A.Ş. dışında ...... Elektrik Dağ. A.Ş.'nin de ayrı bir davalı olarak gösterildiği anlaşılmaktadır.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297/1-b maddesine göre hüküm tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini içermelidir.

Somut olayda davada taraf sıfatı bulunmayan ...... Elektrik Dağ. A.Ş.'nin İlk Derece Mahkemesi

gerekçeli karar başlığında ayrı bir davalı olarak gösterilmesi isabetsiz bulunmuştur.

Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir.

Açıklanan sebeplerle,

1.Temyiz eden davalılar vekillerinin davacının manevi tazminat istemi hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının miktardan reddine,

2.İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

3.İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçeli karar başlığında yer alan "Davalı:
5- ...... Elektrik Dağıtım A.Ş.-...... Elektrik Dağıtım A.Ş. Merkez/..." rakam ve sözcüklerinin tamamen silinerek karar başlığından çıkarılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

4.Davalılar yararına takdir edilen duruşma avukatlık ücreti 8.400,00 TL'nin davacıya yükletilmesine,

5.Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

19.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.