Taraflar arasındaki kambiyo senedine özgü takipte takip sonrası zamanaşımı şikayeti sebebi ile yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulü ile, Ankara 32. İcra Müdürlüğü'nün 2021/13371 Esas sayılı takip dosyasında davacı asil aleyhine yürütülen takibin icrasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.
Kararın davalı alacaklı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı alacaklı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı borçlu vekili dava dilekçesinde özetle; davacı murisi ... hakkında Ankara 32. İcra Dairesi'nin 2010/11072 E. sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip başlatılmış ve takipsizlik nedeniyle dosyanın işlemden kaldırılması nedeniyle aynı icra dairesinin 2012/7708 E. ve son olarak 2021/13371 E. sayılı dosyaları ile icra takibi yenilenmiş olduğunu, 2010 yılında kesinleşmiş, takipsizlik nedeniyle işlemden kaldırılan dosya 2012 yılında yenilenmiş olduğunu, Dosyanın 2012 yılında yenilenmesinden sonra 2012/7708 E. sayılı numarası ile takibe devam edilmiş ve dosyanın 2013 yılında yeniden takipsizlik nedeniyle işlemden kaldırılmasına karar verilmiş olduğunu, davacının, dosya borçlusu müteveffanın mirasçısı olması ve zamanaşımının icra takibinin kesinleşmesinden sonra meydana gelmesi nedeniyle süresiz şikayet ile icranın geri bırakılmasını talep etme hakkı bulunduğunu, davaya konu takip, borç ve bonoların; takibin kesinleşmesinden sonra zamanaşımına uğradığını, bu nedenle icranın geri bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı alacaklı vekili cevap dilekçesinde özetle; alacaklının dosyayı kendisinin şahsen takip etmesi nedeniyle dosyanın iki kez arşive kaldırılmış olduğunu, davanın süresinde açılmamış olduğunu, takip talebinde bulunulması, takibin kesinleşmesi, borçlunun mal varlığına haciz konulması işlemlerinin zaman aşımını kesen işlemler olduğunu, takip dosyasında zaman aşımının kesildiğini beyan ederek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; takip dayanağı senetlerin 15.04.2008 ve 15.10.2008 vadeli 100.000,00 TL bedelli oldukları, takibin 09.06.2010 tarihinde başlatıldığı, ödeme emrinin davacı murisine 10.06.2010 tarihinde tebliğ edildiği, işlemden kaldırılan dosyanın 02.07.2012 tarihinde yenilendiği, bu tarihten sonra ikinci yenileme tarihi olan 08.10.2021 tarihine kadar zamanaşımını kesecek nitelikte herhangi bir işlem yapılmadığından üç yıllık zamanaşımının gerçekleştiğinin kabulü gerekçesiyle; davanın kabulü ile, Ankara 32. İcra Müdürlüğü'nün 2021/13371 Esas sayılı takip dosyasında davacı asil aleyhine yürütülen takibin icrasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı alacaklı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı alacaklı vekili İlk Derece Mahkemesi kararının tefhimden itibaren yasal süre içerisinde gerekçesiz süre tutum dilekçesi sunmuş olup, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yasal on günlük süre geçtikten sonra sunduğu 11.01.2022 tarihli istinaf dilekçesinde ise, kendisine gerekçeli karar tebliğ edilmiş ise de 06.01.2022 tarihine kadar raporlu olması nedeniyle gerekçeli istinaf dilekçesini sunamadığını, bu sebeple eski hale getirme talebinin kabulü ile cevap dilekçesindeki beyanlarını tekrarla kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; alacaklı vekilinin ibraz ettiği aile hekimliği istirahat raporunda " Akut Sinüzit " tanısı konularak istirahatinin uygun görüldüğü, ancak bu istirahatın yatak istirahati olmadığının anlaşıldığı, dosya içinde bulunan 08.12.2021 tarihli yetki belgesine göre alacaklı vekilinin yetkilendirdiği avukatın bulunduğu, istirahatli olduğu dönemde bu avukat aracılığıyla da gerekçeli istinaf dilekçesini vermesi mümkün olduğu anlaşılmakla alacaklı vekilinin eski hale getirme talebinin geçerli kabul edilmediği, somut olayda, gerekçeli kararın, davalı alacaklı vekiline 22.12.2021 tarihinde tebliğine rağmen, alacaklı vekilinin yasal on günlük sürenin geçirilmesinden sonra 11.01.2022 tarihinde gerekçeli istinaf başvuru dilekçesini sunduğu, böylelikle yasal süre içerisinde istinaf nedenlerini bildirmediği anlaşılarak, kamu düzeni ile sınırlı inceleme yapılarak, kamu düzeni yönünden bir eksiklik bulunmadığı gerekçesiyle davalı alacaklının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı alacaklı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı alacaklı vekili temyiz dilekçesini uygunsuz şartlarda hastanede hazırlayarak gönderdiğini, hastanede yatılı süre geçirdiğini, yetkili avukatın dosya alacaklısı vekili davaya giremediği zamanlar için görevlendirilmiş geçici görevli olduğu ileri sürülerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ederek uygunsuz şartlar altında yazılan temyiz dilekçesine ek dilekçe hakkı verilmesini istemiştir.
Uyuşmazlık, İİK'nun 170/b maddesi göndermesi ile aynı Kanunun 71/2. maddesinin atfı gereği İİK m. 33/a uyarınca, kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlatılan takipte takip sonrası zaman aşımının gerçekleştiği iddiasıyla icranın geri bırakılması istemine ilişkindir.
1., 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, HMK md.95, HMK md.355,2., 2004 sayılı İİK md.33/a,
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı alacaklı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 sayılı Kanunun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken 269,85 TL temyiz harcından evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.