Taraflar arasındaki ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takipte mirasın reddi nedeniyle takibin iptali istemine ilişkin şikayetten dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince şikayetin kabulü ile takibin davacılar yönünden iptaline, karar verilmiştir.

Kararın davalı-alacaklı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı-alacaklı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Şikayetçi-borçlu muris mirasçıları vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin murisinin 16.09.2020 tarihinde vefat ettiğini, Ankara 11 Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2020/1903 esas dosyası ile mirasın reddi davası açtıklarını belirterek takibin iptalini talep etmiştir.

Davalı-alacaklı vekili cevap dilekçesinde; şikayet konusu takip 03.12.2018 tarihinde başlatılmış olup, takibin müteveffa Ali İhsan Oğultürk’ün vefat tarihi olan 16.09.2020 tarihinden önceki tarih olan 08.01.2019 tarihinde kesinleştiğini, taşınmazın satışa hazır hale getirilerek İcra Müdürlüğünce taşınmazın satışına 04.11.2020 tarihinde karar verildiğini, satış ilanlarının tebliği aşamasında Ali İhsan Oğultürk'ün 16.09.2020 tarihinde vefat ettiği tespit edildiğinden, satış ilanının, veraset ilamı ile tespit edilen mirasçılara tebliğ edildiğini, şikayetçilere, sadece yasal mirasçı olmaları nedeniyle icra emri değil, satış ilanı tebliğ edildiğini, mirası ret ve tescil davasının 04.11.2020 tarihli satış kararından sonra açıldığını belirterek davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı tarafından ipotekli taşınmaz maliki davacıların murisi ve asıl borçlu şirket hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapıldığı takibin kesinleştiği, satış aşamasında murisin ölümü üzerine davacı mirasçılara muhtıra tebliğ edildiği, davacılar tarafından açılan davada mirasın ret ve tesciline karar verildiği, kararın kesinleştiği anlaşılmakta olup, her ne kadar davacılara icra emri tebliğ edilmemiş ise de takip kesinleştiğinden icra emri tebliğine gerek olmamakla birlikte muhtıra tebliğ edilmesinin halefiyet ilkesi gereğince mirasçılar hakkında takibe devam edildiğini gösterdiğini, bu şekilde takibin tarafı haline getirildiklerini, oysa mirası reddeden mirasçılar hakkında bu sıfatla takip yapılamayacağı, ipotekli takip sonucunda rehin alacağı ödenmeye yetmezse rehin açığı belgesi düzenleneceğinden bu durumda davacılar hakkında rehin açığı belgesi düzenlenmesi ihtimali mevcut olup, bu yönde takipte taraf sıfatına şikayet getirmekte hukuki yararları bulunduğu gerekçesiyle şikayetin kabulü ile takibin davacılar yönünden iptaline, karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-alacaklı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalı-alacaklı vekili istinaf dilekçesinde özetle; cevap dilekçesini tekrarla mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Kızılcahamam Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 26.01.2021 tarih 2020/984 E., 2021/282 K. sayılı karar ilamı (dava tarihi: 09.11.2020) ile davacılar Özlem Oğultürk ve ...'ün davasının kabulü ile 16.09.2020 tarihinde vefat eden muris Ali İhsan Oğultürk mirasını reddettiklerinin tespitine ve özel defterine tesciline karar verilmiş olup, somut olayda, aleyhine 03.12.2018 tarihinde başlatılan takipte, ödeme emrinin borçlu-murise 05.12.2018 tarihinde tebliğ edildiği, takibin kesinleştiği, murisin takibin kesinleşmesinden sonra 16.09.2020 tarihinde vefat ettiği, murisin mirasçılarına karşı icra takibine devam edilerek satış ilanı tebliğ edildiği, mirasçılar Özlem Oğultürk ve ...'e satış ilanının 11.11.2020 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmakla, şikayetçilerin icra takibinin kesinleşmesinden sonra anılan mirası reddettiklerine dair mahkeme ilamını sunduğu, İİK'nın 53. maddesi uyarınca takibin kesinleşmesinden sonra murisin ölümü ve mirasçıların mirası usulüne uygun reddettiklerine ilişkin mahkeme kararı almaları halinde mirasçılar aleyhinde takibe devam edilmesi ve mirasçıların mal ve haklarına haciz konulması mümkün olmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-alacaklı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı-alacaklı vekili temyiz dilekçesinde özetle; cevap ve istinaf dilekçesini tekrarla kararın bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takipte mirasın reddi nedeniyle takibin iptali istemine ilişkindir.

6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, İİK'nın 16/2. maddesi ile 53. maddesi.

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı-alacaklı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının İİK'nın 364/2 maddesi yollamasıyla 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Alınması gereken 269,85 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

18.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.