Esastan ret
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka bünyesinde birleşen Kentbank A.Ş.'nin Ankara Şubesi ile davalılar arasında imzalanan genel kredi sözleşmelerine istinaden Bayındır Holding A.Ş.'nin lehdarı olduğu teminat mektuplarından doğan risklerin karşılığının depo edilmesi için borçlular aleyhine ihtarname keşide edildiğini, borcun ödenmemesi üzerine davalılar aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalıların itirazı ile takibin durduğunu ileri sürerek davalıların itirazının iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl borçlu şirket ile birlikte müteselsil kefil olan davalıların kefalet limit tutarları altında kalan teminat mektuplarının komisyon bedellerinden kaynaklanan kredi borçlarına yönelik davacı bankaya karşı müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları gerekçesiyle davanın kabulü ile davalıların İstanbul 3. İcra Müdürlüğünün 2013/11944 E. sayılı takip dosyasına yapmış oldukları itirazın iptali ile takibin 57.750,00 USD asıl alacak, 2.887,50 USD komisyon BMV, 60.638,65 USD gecikme faizi ve 3.031,93 USD BSMV olmak üzere toplam 124.308,08 USD üzerinden; asıl alacağa (57.750,00 USD) takip tarihinden itibaren borç tamamen ödeninceye kadar yıllık %5 oranında faizi ile bu tutarın %5'i oranında gider vergisi uygulanmak suretiyle devamına, %20'si oranında olan 44.452,56 TL icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; icra takibinde asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek %10 faiz ve diğer ferilerin ödenmesinin talep edildiğini, fakat mahkemece davanın kabulüne karar verilmesine rağmen takipten sonra yıllık %5 oranında faiz uygulanmasına karar verildiğini, genel kredi sözleşmesinde faiz oranı belirtilmemiş olsa bile müvekkili bankanın uygulamalarına göre tespit edilmesi gerektiğini, Yönetim Kurulu kararı ile yabancı para işlemlerinde temerrüt faizinin %10 olarak belirlendiğini, bu oranların genel kredi sözleşmesinde kararlaştırılan oranlardan düşük olduğunu ileri sürerek takipten itibaren %5 temerrüt faizinin %10 olarak düzeltilmesini istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda temerrüdün icra takibinin başlatıldığı 10.05.2013 tarihinde meydana geldiği, icra takibinin başlatıldığı 10.05.2013 tarihinde geçerli faiz oranı %5 olduğu gibi davacı banka tarafından da işlemiş faiz %5 oranından hesaplanarak icra takibinde talep edildiği, davacının kendi yaptığı hesaplamaya aykırı biçimde takipten itibaren %10 faiz işletilmesi talebinin hiçbir dayanağı bulunmadığı, takip sonrası faize davacı tarafından icra takibinin başlatıldığı 10.05.2013 tarihinde geçerli %5 oranı üzerinden hüküm verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bayındır Holding A.Ş. ile Kentbank A.Ş. arasında genel kredi sözleşmeleri düzenlendiğini, davalıların ise genel kredi sözleşmelerini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, doğmuş komisyon borçları, bunların temerrüt faizi ve fer’i alacaklarıyla birlikte tahsili talebiyle icra takibi başlattıklarını,mahkeme tarafından davanın kabulüne karar verilmişse de hüküm kısmında ‘‘...asıl alacağa takip tarihinden itibaren borç tamamen ödeninceye kadar yıllık %5 oranında faizi ve ile bu tutarın %5'i oranında gider vergisi uygulanmak suretiyle’’ denilmiş olup faiz oranının %5 olarak belirlenmesinin müvekkil banka aleyhine bir durum oluşturduğunu, bu kapsamda davanın kabulüne karar verilmiş olduğundan takip talebinde talep edilen faiz oranı olan %10 oranından karar verilmesi gerektiğini, zira %5 oranından karar verilmesi davanın kabulü olmayıp kısmen kabulüne karar verilmiş sonucunu doğurduğunu, bu durum çelişki oluşturduğundan bu hususun düzeltilmesi için karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulduğunu, istinaf başvurularının esastan reddine karar verildiğini, müvekkil bankanın işleyen komisyonlar ile faiz ve masraflarını talep etme hakkı ve ayrıntılarının genel kredi sözleşmelerinin ilgili maddelerinde düzenlendiğini, genel kredi sözleşmesinde temerrüt faizi belirtilmemiş olduğu durumlarda müvekkil bankanın genel uygulamalarına göre tespit edilmesi gerektiğini, alınan Yönetim Kurulu kararı ile yabancı para işlemlerinde %10 temerrüt faizi uygulanmasına karar verildiğini, temerrüt faizi oranı taleplerinin icra takipleri ile uyuşmakta olup İstinaf Mahkemesinin değerlendirmesinin hatalı olduğunu, bu kapsamda müvekkil banka uygulamaları hukuka uygun olup hüküm kısmında davanın kabulüne karar verilerek faiz oranına talepleri gibi hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğunu ve çelişkinin düzeltilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin 10.05.2019 tarihli bilirkişi ek raporuna ilişkin beyan dilekçesinde, raporda ‘‘davacı bankanın tüm davalılardan takip tarihi olan 10.05.2013 tarihi itibariyle talebi gibi 57.750,00 USD asıl alacak ve 2.887,50 USD komisyonun BMV’si, 60.638,65 USD işlemiş faiz ve 3.031,93 USD işlemiş faizin gider vergisi olmak üzere toplam 124.308,08 USD alacaklı olduğu, takip tarihinden borç tamamen ödeninceye kadar 57.750,00 USD matrah üzerinden %5 faiz ile bunun %5’i gider vergisi istenebileceği’’ sonuç ve kanaatine varıldığı, yapılan hesaplamada müvekkili bankanın haklılığının ispatlandığı, bilirkişi ek raporundaki hususlara bir itirazlarının olmadığının belirtilmiş olmasına göre davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davacı harçtan muaf olduğundan, harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.