Esastan ret
Taraflar arasındaki muhdesatın aidiyetinin tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların ortak murisinin ... olup 2016 yılında vefat ettiğini, davaya konu tüm taşınmazların (33 parça) ortak muris ...'den kaldığını, bir kısım mirasçılar tarafından Geyve Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/156 Esas sayılı dava dosyasında ortaklığın giderilmesi davası açıldığını, dava dosyasının derdest olduğunu, anılan o dosyada mirasçılardan .....ve ...'nın müvekkilinin muhdesat iddiasını açıkça kabul ettiğini, o nedenle bu kişilere bu davada husumet yöneltilmediğini, davaya konu taşınmazlardaki meyve ağaçlarının müvekkili tarafından dikildiğini, yine tahıl bitkilerinin müvekkili tarafından mevsimsel olarak ekildiğini, üzüm bağlarının müvekkili tarafından dikildiğini, 150 ada 6 numaralı parseldeki evin tadilatının müvekkili tarafından yaptırıldığını, yine bu parseldeki ahırın çatısının müvekkili tarafından yapıldığını, müvekkilinin muris dedesi ...'ün yaşlı ve hasta olduğunu, dolayısıyla müvekkili tarafından bu muhdesatların yapıldığını belirterek dava dilekçesinde adı geçen 33 parça taşınmazda anılan muhdesatların aidiyetinin tespitini talep etmiştir.
1.Davalılar..... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davanın haksız olduğunu, davacının murisin büyüttüğü yanında baktığı torunu olduğunu, davacının muris dedesine ait olan ne varsa sahip olmak istediğini, dede malı üzerinde fiilen yararlanan konumunda olduğunu, muris ...'ün davacıyı himayesine alıp bakım gözeten olduğunu, davacı ile murisin birlikte yaşadıkları için ayrı gayrılarının olmadığını, meyve ağaçlarının muris tarafından dikildiğini, davacının murisin yanında olduğundan murise bu dikim sırasında yardımcı olmuş olabileceğini, açılan davanın reddini talep etmiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davayı kabul etmediklerini, iddia edilen muhdesatların muris ...'e ait olduğunu, murisin vefat edene kadar tarım ile geçindiğini, davacının babası erken yaşta vefat edince davacının murisin bakımı ve gözetimi ile büyütüldüğünü, sonrasında murisin sahip olduğu taşınmazlarda davacının muris ile birlikte çalışıp geçimlerini bu şekilde sağladıklarını, davacının muris ile birlikte çalışıp muhdesatlardan gelir elde etmesinin söz konusu muhdesatların yalnızca davacı tarafından meydana getirildiğini göstermediğini, bu nedenle davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
1.Dava konusu taşınmazlar üzerindeki tahıl bitkilerine, ağaçlara, üzüm bağı ve bağ direklerine yönelik taleplerin reddine,
2.Dava konusu Sakarya ili, Geyve ilçesi, Ceceler Mah. 150 ada 6 parsel No,lu taşınmaz üzerinde bulunan yapının bakım ve tadilatı ile ahırın çatısına yönelik taleplerin hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf başvurusunda özetle; mahkemece verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin muhdesat iddiasını ortaklığın giderilmesi dava dosyasında kabul eden ..... ve ...'nın karar başlığında davalı olarak gösterilmesinin hukuka aykırı olduğunu, murisin 87 yaşında vefat ettiğini, sağlığında sağlık güvencesinin olmadığını, 1987 yılında murisin ameliyat olduğundan o tarihten itibaren çalışamadığını, dolayısıyla murisin muhdesatları meydana getirme gücünün bulunmadığını, murisin bu muhdesatların meydana getirilmesinde bir katkısının olmadığını, tüm muhdesatların müvekkili tarafından yerine getirildiğini, muhdesat iddiasını kabul eden diğer mirasçıların bu beyanlarının irdelenmediğini, 125 ada 17 numaralı parselde bağ olduğunun keşfen anlaşılmasına rağmen mahkemece bu muhdesat yönünden de hatalı değerlendirme ile karar verildiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz başvurusunda özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebeplere ek olarak, istinaf mahkemesinin, murisin sadece davacının yanında yaşaması nedeniyle davacı tanıklarının beyanlarına daha az itibar ettiğini, oysa murisin muhdesatlarda hiç bir katkısının olmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması ve davanın kabulüne karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
Uyuşmazlık, muhdesat aidiyetinin tespiti davasında verilen davanın reddi kararının eksik incelemeye ve hatalı değerlendirmeye dayalı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 s.lı TMK 684/1 m). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK 718 m). 22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi eşya hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, şahsi bir hak olup (TMK 722,724,729 m.ler), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.
3. Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 s.lı HMK 106/2 m) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hâllerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hâkim tarafından da re'sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti hâlinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir (HMK 114/1-h, 115 m.)
4. Öğretide ve Yargıtayın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.