Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın temyiz edilmesi üzerine Dairemizce bozma kararı verilmiştir.
Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına karşı direnilmesine ve davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme direnme kararı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; 6763 ... Kanunun 45. maddesi ile 6100 ... HMK'na eklenen geçici 4/1. maddesi gereğince gereğince Dairece yapılan incelemede;
Dairenin 19.02.2020 tarih ve 2020/321 Esas, 2020/685 Karar ... bozma kararının olayın gelişim şekli ile usul ve kanuna uygun olduğu anlaşıldığından dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
Açıklanan sebeple;
Dosyanın YARGITAY HUKUK GENEL KURULUNA GÖNDERİLMESİNE,
18.09.2023 gününde Üye ...'ün karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi.
Asıl ve birleşen dava, trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalan mirasçıların açtığı destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.
Germencik Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, bu hükme karşı davalılar vekilleri ayrı ayrı temyiz isteminde bulunmuşlardır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 19/02/2020 tarihli ve 2020/321-685 Esas-Karar ... ilâmıyla ıslah zamanaşımı dolduğundan ve davalı idarenin harç muafiyeti gözetilmediğinden bahisle kararı bozmuş, İlk Derece Mahkemesi direnme kararı vermiş, davalılar vekilleri ayrı ayrı temyiz isteminde bulunmuşlardır.
Davanın dayanağı trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle destekten yoksun kalmaya ilişkin olduğundan somut olayda, 2918 ... Karayolları Trafik Kanunu’nun (KTK) 109. maddesi uygulanacaktır. Anılan düzenleme uyarınca motorlu araç kazalarından ... maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhâlde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş bulunursa bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir.
Öncelikle belirtilmelidir ki ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için eylemin suç teşkil etmesi yeterli olup mahkûmiyet veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi aranmayacağı gibi suçun çeşitli nedenlerle soruşturulamaması da ceza zamanaşımının uygulanmasını engellemez. Ceza mahkemesince suçun sanık tarafından işlenip işlenmediğinin kesin olarak hükme bağlandığı hâllerde hukuk hâkimi, ceza mahkemesinin bu tespiti ile bağlı olmakla birlikte dava konusu eylemin suç teşkil edip etmediğini kural olarak hukuk hâkimi belirleyecektir.
2918 ... Kanun’un 109. maddesinden de anlaşılacağı üzere 2 yıllık kısa zamanaşımı süresinin başlaması için zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrenmesi gerekir. Hiç kuşkusuz bu öğrenme zarar görenin, kusurlu ve hukuka aykırı eylemiyle zarara sebep olan haksız fiil failinin kesin bir şekilde bilinmesini de amaçlar. Zarara sebep olan olay içerisinde herhangi bir şekilde yer alan herkes otomatik olarak tazminat yükümlüsü olamayacağından zarar görenin, tazminat yükümlüsünü öğrendiğinin kabul edilebilmesi için kusurlu ve hukuka aykırı davranışı ile zararın meydana gelmesinde etkili olan kişileri bilmesi gerektiği açıktır. Aksi hâlin kabulü, zarar göreni olay içerisinde yer alan herkese karşı dava açma külfeti altına sokar. Bu durum ise kanun koyucunun amacıyla bağdaşmayacağı gibi yanlış hasımlara karşı dava açıp kaybetmek suretiyle olumsuz sonuçlar doğurabilir.
Somut olayda, davacıların murisi ... ... ile davalı ...'un sevk ve idaresindeki araçlar 08.12.2001 tarihinde kaza yapmış, Trafik Kazası Tespit Tutanağında ... ... tam kusurlu, davalı ... ise kusursuz bulunmuş, bu belirleme soruşturma aşamasında alınan raporda ve kovuşturma sırasında Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesince hazırlanan 29/08/2002 tarihli raporda da teyit edilmiştir.
Buna karşılık ceza kovuşturması aşamasında yapılan keşif sonucunda bilirkişi heyetince hazırlanan raporda ölene hiç kusur verilmemiş, kazanın oluşumunda Karayolları Genel Müdürlüğünün 3/8 oranında, davalı ...'un ise 5/8 oranında kusurlu olduğu bildirilmiş, son olarak İstanbul Teknik Üniversitesi öğretim üyelerinden alınan raporda ise davalı ...'a 4/8 oranında, ölen ... ...'na 2/8 oranında, davalı ... Müdürlüğüne ise 2/8 oranında kusur izafe edilmiştir. Ceza mahkemesince İTÜ heyetince hazırlanan rapor benimsenmek suretiyle sonuca gidilmiş ise de dava zamanaşımına uğradığından 28.12.2010 tarihinde düşme kararı verilmiş, dolayısıyla ceza mahkemesince benimsenen kusur durumu maddi anlamda kesinleşmemiştir. Öte yandan, kararı temyizen incelenen Germencik Asliye Hukuk Mahkemesince de herhangi bir kusur incelemesi yapılmamış, ceza mahkemesince benimsenen bilirkişi raporuna göre hüküm kurulmuştur.
Direnme kararında zamanaşımı süresinin başlangıcı olarak 28.11.2007 tarihli hesap bilirkişisinin dosyaya sunduğu raporun tebliği esas alınmış ise de Dairemizin ve Hukuk Genel Kurulunun yerleşik uygulamalarına göre hesap incelemesi yapılmasının fiil ve faili öğrenme olarak kabulü mümkün olmadığından direnme kararındaki bu gerekçeye katılmıyorum.
Ancak somut olay bağlamında konu ele alındığında; davacının eldeki yargılama bakımından kesin olarak fiil ve faili öğrendiğinden bahsetmeye imkân yoktur. Bu kadar karmaşık ve çelişkili raporların alındığı bir olayda faili kesin olarak belirleme yükümlülüğünün davacıya yüklenmesi hakkaniyetli bir yaklaşım olmayacaktır. Zira dosya kapsamı itibariyle hukuk mahkemesince herhangi bir kusur araştırılması yapılmamış olması, ceza dosyasında yapılan kusur araştırmasının ise hukuki anlamda kesin bir sonuca bağlanmamış bulunması sebebiyle somut olayın özelliği (ortada birbiriyle çelişkili beş rapor bulunması, bu raporların bazılarında ölen tam kusurlu bulunurken bazılarında tali kusurlu veya kusursuz bulunması; üç ayrı raporda davalılar ... ile Karayolları Genel Müdürlüğünün kusursuz bulundukları hâlde iki raporda kusurlu bulunmaları) göz önüne alındığında zarar gören davacıların tazminat yükümlüsünü ıslah tarihi itibarıyla dahi öğrendiklerini söyleyebilmek mümkün değildir.
Dolayasıyla sonucu itibariyle doğru olduğu kanaatinde olduğumdan direnme kararının onanması gerektiği düşüncesindeyim.
...