Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

Davacı 3. kişi vekili, 31.07.2013 tarihinde yapılan haciz sırasında haczedilen malların davacıya ait olduğunu iddia ederek istihkak davasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, alınan bilirkişi asıl ve ek raporuna göre malların borçluya ait olduğunun kesin olarak kanıtlanamadığı, haczedilen malların davacıya ait olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne hacizlerin kaldırılmasına karar verilmiştir.
Kararı davalı alacaklı vekili temyiz etmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK' nun 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.

Dava konusu haciz, takibe dayanak bononun üzerinde yazılı adreste, borçlunun eşinin huzurunda yapılmıştır. Dosya içerisinde bulunan kartvizitler dikkate alındığında aynı zamanda karı- koca olan davacı ile takip borçlularından ...'ın aynı konuda faaliyette bulundukları görülmektedir. Buna göre, İİK’nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi borçlu dolayısıyla alacaklı yararınadır. Bu yasal karinenin aksinin davacı 3. kişi tarafından inandırıcı ve güçlü delillerle ispat edilmesi gerekir.
Davacı 3. kişinin dayandığı, borcun doğumundan sonraki tarihleri taşıyan faturalar ve borcun doğumundan sonra tanzim edilen adi nitelikteki kira sözleşmesi ve vergi levhası ; istihkak davalarında güçlü delil teşkil etmezler ve mülkiyet karinesinin aksini ispata yeterli değildir.
O halde, mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönüne alınarak, davanın reddi yerine oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile kabulüne yönelik hüküm kurulması doğru olmamıştır.

Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 20.03.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.