Dava kabul
Taraflar arasındaki asıl ve birleşen itirazın iptali davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın asıl ve birleşen davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili asıl davaya ilişkin dilekçesinde; taraflar arasında akdedilen bayilik sözleşmesi be protokol uyarınca davalıya 500.000,00 USD tutarında peşin satış teşvik primi ödemesi yapıldını, davalı tarafça Menemen 2. Noterliğinin 06.08.2010 tarihli ihtarnamesi ile taraflar arasındaki bayilik anlaşması, protokoller ve intifa hakkının davalı tarafından tek taraflı olarak süresinden önce feshedildiğini, prim ödemesine konu Protokolün ''G. Özel Şartlar'' başlığı altındaki düzenleme gereği BP tarafından ödenen "peşin satış teşvik primleri"nin herhangi bir ihbar ve ihtara gerek kalmaksızın, ödeme tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte BP'ye iadesi gerektiğini, davalı tarafça borcun ödenmediğini, davalı aleyhine İstanbul 28. İcra Müdürlüğünün 2012/15722 sayılı dosyasında başlatılan takibe davalıların itirazının haksız olduğunu ileri sürerek, İstanbul 10. İcra Müdürlüğünün 2012/3034 sayılı dosyası ile tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile 2012/15722 esas sayılı ilamsız takibe yönelik itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili birleşen davaya ilişkin dilekçesinde; asıl davadaki dava sebeplerini yineleyerek, İstanbul 28. İcra Müdürlüğünün 2012/15722 sayılı dosyası ile tahsilde tekerrür oluşturmamak kaydıyla, davalı aleyhine İstanbul 10. İcra Müdürlüğünün 2012/3034 sayılı dosyasında başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe davalıların itirazının iptali ile icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Asıl ve birleşen dava davalıları vekili cevap dilekçelerinde; somut olayda azami meblağ ipoteğinin sözkonusu olduğunu, alacaklının önce eda değil tespit davasıyla ipoteğe istinaden yapılan ödeme miktarını tespit ettirip 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 149 uncu maddesine göre ilamlı takip yapabileceğini ya da ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılabileceğini, borçlanılan miktarın ne kadar olduğu hususunda taraflar arasında ihtilafın olduğunu, ilgili tüm sözleşmelerin bilirkişilerce incelenerek sözleşmenin kim tarafından ihlal edildiğinin tespitinin yapılması gerektiğini, sözleşmeye göre borçluya geçen miktarın da ödenmesinin gerekip gerekmediğinin değerlendirilmesi gerektiğini, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 19 ve 20 nci maddelerine göre butlan ve 117 nci maddesine göre ifa imkansızlığı olmadığını, müvekkillerinin ruhsat konusunda davacıyı sürekli olarak uyardıklarını, İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 10.03.2011 tarih, 2010/184 E. ve 2011/100 K. sayılı ilamı gereği kesin hüküm nedeni ile aynı davayı açamayacağını, davacının İl-Sed unvanlı dava dışı şirkete bayisiz siyah yakıt alımından dolayı teşvik primi ödemesi yaptığını, cari hesaptan düşüldüğü için kendilerine doğrudan yapılmış bir ödeme olmadığını, GSM ruhsatı alınabilmesi için davacı ve davalı tarafından birlikte yerine getirilmesi gereken yükümlülükler davacı tarafından yerine getirilmediğinin müvekkili tarafından davacıya çekilen ihtarnameden görülebileceğini, davalının davacıyı fesih ihtarnamesi çekmeye zorladığını, davacı tarafından davalı İlsed şirketine veya ...'a ödeme yapılmadığını savunarak davaların reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, keşidecileri davalılar İlsed.. Ltd. Şti. ve ... olan ve davacı şirkete hitaben gönderilen 06.08.2010 tarihli ihtarname ile taraflar arasında mevcut bayilik anlaşması, protokoller ve intifa hakkının kendileri tarafından tek taraflı olarak feshedildiğinin davacı şirkete bildirildiği, ihtarnamede davacı şirketten alınan 500.000,00 USD'nin petrol istasyonu inşaasında harcandığının, istasyonun eksiksiz bitirildiğinin, gerekli izin ve ruhsatların alınmaya çalışıldığının, Menemen Tapu Müdürlüğü'nün ve Menemen Belediyesi'nin istediği ancak davacı tarafça ibraz edilmeyen belgeler nedeni ile işlem yapamadıklarının beyan edildiği, keşidecisi davacı ...Ş. olan ve davalılar İlsed.. Ltd. Şti. ve ...'a hitaben gönderilen 27.06.2012 tarihli ihtarname ile 500.000,00 USD tutarındaki peşin satış teşvik piriminin 30.03.2007 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte iadesinin talep edildiği, keşidecileri davalı İlsed.. Ltd. Şti. ve davalı ... olan ve davacı şirkete hitaben gönderilen 04.07.2012 tarihli ihtarnamede, davacı şirket tarafından kendilerine herhangi bir ödeme olmadığı, buna peşin satış teşvik piriminin de dahil olduğu, ayrıca GSM ruhsatı alınmasının kasıtlı olarak engellendiğinin beyan edildiği, asıl davada kesin hüküm niteliğinde olduğu savunulan İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi kararının intifa bedelinin tahsili talebine ilişkin olduğu, her iki davanın tarafları, dava sebepleri, hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olmadığı, iş bu dava yönünden koşulları oluşmadığından "Kesin Hüküm" olmadığı, davacı ..... A.Ş. ile davalı İlsed.. Ltd. Şti. arasında protokol düzenlendiği, akaryakıt satışı için alınması zorunlu her türlü izin ve ruhsat alım işleminin (işletici) davalı İlsed.. Ltd. Şti. tarafından 30.08.2007 tarihine kadar tamamlanacağının kararlaştırıldığı, protokolün "G. Özel Şartlar" maddesinde davacı ..... A.Ş.'nin davalı İlsed.. Ltd. Şti.'ye 2007-2012 dönemi için en geç 30.04.2007 tarihinde 500.000,00 USD + KDV ödeyeceğinin kararlaştırıldığı, bu ödemenin davalı İlsed Ltd. Şti.nin 22.03.2007 tarihli yazılı talimatı doğrultusunda dava dışı İl-Sed Akaryakıt ve Nak. Tic. Ltd. Şti.nin davacı ..... A.Ş.'ye olan 500.000,00 USD + %18 KDV (816.501,00 TL) borcunun mahsubu yolu ile 26.03.2007 tarihinde ödendiği, davalı İlsed.. Ltd. Şti. her ne kadar 06.08.2010 tarihli ihtarnamede talebe konu 500.000,00 USD'yi alıp istasyon inşaatında kullandığını beyan etmiş ise de yargılama aşamasında kendisine ödeme yapılmadığını savunduğu, yukarıda belirtilen mahsup işleminin davalı İlsed... Ltd. Şti.'nin talimatı ile yapıldığı sabit olduğundan bu yöndeki savunması 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun'un) 2 nci maddesinde yer alan dürüstlük kuralları ile bağdaşmayacağından itibar edilmediği, davalıların aynı ihtarnamede GSM ruhsatı alınamamasını gerekçe göstererek anılan protokolü-bayilik anlaşmasını tek taraflı olarak feshettiği, her ne kadar ruhsat alınmamasının bir sebebi olarak davacı şirketin gerekli resmî yazışmalara cevap vermemesi belirtilmiş ise de bu hususta dosyaya herhangi bir belge sunulmadığı, bu nedenlerle davalı İlsed.. Ltd. Şti.nin sözleşmenin 5 yıllık süresinden önce sona ermesine sebebiyet verdiği kabul edilerek sözleşmenin G. Özel Şartlar maddesinde yer alan düzenleme gereği davacı ..... A.Ş. tarafından mahsup yolu ile ödenmiş olan 500.000,00 USD+KDV olan "Peşin satış teşvik piriminin" ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile ödemesi gerektiği, İstanbul 28. İcra Müdürlüğünün 2012/15722 sayılı takip dosyasında 06.07.2012 takip tarihi itibari ile 500.000,00 USD'nin işlemiş faiz miktarının 195.444,44 USD olduğu, birleşen davanın davalısı ...'ın mâliki olduğu taşınmazın 26.03.2007-2337 yevmiye nolu ipotek senedi gereği davacı ..... A.Ş.'nin davalı İlsed.. Ltd. Şti.'den doğmuş ve doğacak bilimum alacaklarının teminatını teşkil etmek üzere davalı İlsed.. Ltd. Şti.'nin müşterek borçlu ve müteselsil kefili sıfatı ile 750.000,00 TL bedelle 1. derecede faizsiz olarak ipotek ettiği anlaşıldığından tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile davalı ...'ın bu ipotek senedi ile 750.000,00 TL bedelle sınırlı olmak üzere davacı şirkete borcu olduğunun kabulü gerektiği, alacağın likit ve hesaplanabilir olması ve davalı/borçluların itirazında haksız olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle asıl davada davanın kısmen kabulüne, tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile davalının İstanbul 28. İcra Müdürlüğünün 2012/15722 E. sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin 500.000,00 USD asıl alacak ve 195.444,44 USD işlemiş faiz miktarı üzerinden ve asıl alacağa 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi gereğince T.C. Merkez Bankası'nın 1 yıl vadeli USD mevduata verdiği en yüksek faiz oranı yönünden devamına, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, hüküm altına alınan alacak miktarı olan 695.444,44 USD'nin takip tarihi itibari ile TL karşılığı olan 1.260.284,00 TL'nin %20'si 252.056,80 TL icra inkâr tazminatının davalı İlsed Akaryakıt... Ltd. Şti.'den tahsili ile davacıya verilmesine, birleşen davanın kabulüne, tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile İstanbul 10. İcra Müdürlüğünün 2012/3034 E. sırasında kayıtlı dosyada yapılan icra takibine vaki davalı borçluların itirazının iptali ile takibin devamına, hüküm altına alınan alacağın %20'si 150.000,00 TL icra inkâr tazminatının davalılar İlsed Akaryakıt.. Ltd. Şti. ile ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Asıl ve birleşen davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; sözleşmenin kurulması aşamasında tarafların mali yapısı, finansal gücü ve piyasa büyüklüğü dikkate alındığında, sözleşmede güçlü tarafın davacı, güçsüz tarafın da müvekkilinin olduğunu, bu hususun bilirkişilerce dikkate alınmadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin, Borçlar Kanunu'nun Genel İşlem Şartlarına tamamıyla aykırı akdedildiğini, geçersiz olduğunu, bilirkişi raporunda, somut olayda davalı şirketin davacı yana vermiş olduğu talimat doğrultusunda ödemenin dava dışı şirkete yapıldığının belirtildiğini, 22.03.2007 tarihli evrakta hem ...'a hem de İlsed Akaryakıt'a ait imza yeri bulunmasına rağmen, çift imza değil tek imza bulunduğunu, bu durumda talimatın şirket adına mı yoksa şahsi olarak ... tarafından mı verildiğinin tartışmaya açık olduğunu, Mahkemece bu hususta araştırma yapılmadan eksik inceleme ile karar verildiğini, dosya kapsamındaki önceki bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere, müvekkili şirket İlsed Akaryakıt'ın ve dava dışı İlsed Akaryakıt ve Nakliyat Tic. Ltd. Şti.'nin defter kapanış tasdiklerinin bulunmadığını, dolayısıyla defterlerin müvekkili şirketin aleyhine delil olamayacağını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılmasını istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, somut olayda, taraflar arasında imzalandığı ileri sürülen sözleşmelerin mülga 818 sayılı Kanun'un yürürlükte olduğu tarihte düzenlendiği hususunun taraflar arasında uyuşmazlık konusu olamdığı, bu nedenle sözleşmelerin düzenlendiği tarih itibariyle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (6098 sayılı Kanun) yürürlükte olmadığından genel işlem koşullarıyla ilgili hükümler somut olaya uygulanamayacağı gibi, bu hükümlerin 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun’un 2 nci maddesi gereğince kamu düzeni ve genel ahlâka ilişkin bir kural niteliğinde bulunmaması nedeniyle geçmişe etkili şekilde somut olaya uygulanması da mümkün olmadığı, ...-İlsed Akaryakıt İnş.. Ltd. Şti. kaşe ve imzasını içeren belgede "İzmir Menemen İlçesi 1075 ada 1 parsel gayrimenkul üzerinde tesis edilecek akaryakıt ve servis istasyonu için aramızda yapılan antlaşma ve protokole istinaden ödenecek 500.000,00-$ + KDV karşılığı -TL'nin nezdinizde bulunan İl-Sed Akaryakıt Ve Nak. Tic. Ltd. Şti. Cari hesabına ödenmesini mahsup edilmesini rica ederiz" şeklinde ibarelerin bulunduğu, bu talimat doğrultusunda davacının davalı şirkete olan borcunu kendisinin alacaklı olduğu İlsed Akaryakıt... Şirketi'nin borcundan mahsup ettiği, bahsi geçen mahsup işleminin her iki davalının rızası dahilinde yapıldığı ve ödemenin tüm taraflarca benimsendiği, bu aşamada davalılar vekilinin söz konusu talimatın İlsed Akaryat Şirketi tüzel kişiliğinin bilgisi dışında verilmiş olduğuna ve ...'ın tek imza atması nedeniyle bağlayıcı olymadığna yönelik iddialarının dürüstlük kurallarına aykırılık eder nitelikte olduğu, davalı şirketin protokolü tek taraflı olarak feshettiği, kendisine ödenen 500.000,00 USD 'yi, ödeme tarihi olan 30.03.2007 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile davacı şirkete iade etmekle yükümlü olduğu, İstanbul 10. İcra Müdürlüğünün 2012/3034 E. sayılı dosyasında ise zaten işlemiş faiz yönünden talepte bulunmadığı belirlenmiş olmakla, esas dava yönünden davacı şirketin 500.000,00 USD asıl alacağının olduğu, asıl alacağın 06.07.2012 icra takibinin tarihi itibariyle efektif satış kuru karşılığının 906.100,00 TL, işlemiş faizin 06.07.2012 tarihi itibariyle karşılığının ise 354.184,44 TL olduğu, birleşen dava yönünden ise davacının, davalı İlsed Akaryakıt'tan 500.000,00 USD asıl alacağının bulunduğu, asıl alacağın 06.07.2012 tarihli efektif satış kuru üzerinden karşılığının 906,100 TL olduğu, 26.03.2007-2337 yevmiye numaralı ipotek senedi gereğince diğer davalı ...'ın, davacı şirketin davalı şirketten doğmuş ve doğacak alacaklarını temin etmek üzere davalı İlsed Akaryakıt'ın müşterek borçlu ve müteselsil kefili sıfatıyla taşınmazını 750.000,00 TL bedelle ipotek ettirdiği, İlk Derece Mahkemesince sadece taraf ticari defterleriyle değil, dosya içerisindeki protokolün ve yukarıda bahsi geçen iki adet fatura ve ...- İlsed Akaryakıt İnş.. Ltd. Şti. kaşe ve imzasını içeren belge gözönünde bulundurularak, davalı şirketin talimatı doğrultusunda dava dışı üçüncü kişinin borcunun, davalı birleşen davalı şirketin asıl ve birleşen davacıdan olan alacağından hukuka uygun şekilde mahsup edildiği sonucuna ulaşıldığı, asıl ve birleşen davada davalılar vekilinin, İlk Derece Mahkemesince usule uygun tutulmayan ticari defterler esas alınarak hukuka aykırı şekilde karar verildiği yönündeki istinaf nedeninin de reddi gerektiği gerekçesiyle asıl ve birleşen davada davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Asıl ve birleşen davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle, davalı ...'ın sözleşmede 6098 sayılı Kanun kapsamında geçerli bir kefaletinin olmadığını, istasyon inşaası bittikten sonra GSM ruhsatı ile ilgili meselenin ortaya çıktığını, bu hususun davacı tarafından bilindiğini, sözleşmenin feshi için davalıların bu eksikliliği giderip gidermeyeceği, giderme süresi ve bu aksaklığın davalılardan kaynaklanmadığı konusunda bilirkişi raporu alınması gerektiğini, dövize faiz uygulanarak en yüksek faiz oranı yönünden tahsiline karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, icra takibine eklenmesi gereken takip dayanağı belgelerin olmadığının re'sen dikkate alınması gerektiğini belirterek istinaf mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
Davalılar vekili tarafından bilahare sunulan dilekçelerde, sözleşmenin feshi sebebinin bayilik sözleşmesinin yürürlüğe konulması amacıyla almaya çalıştığı ruhsatlar için aranan evrakın idareye gönderilmemiş olması olmadığını, davacının Rekabet Kurulu kararını dayanak göstererek sebepsiz zenginleşme davası açtığını, müvekkilinin vaktinde ruhsat alamamasının davacı tarafından sözleşmenin haklı olarak feshedilmesi amacıyla yürütülen art niyetli tutum olduğunu, inşaat ve işletme faaliyetlerinin yürütülmesinde davacıya mecbur olan davalının, davacı tarafın bu tutumu karşısında ruhsat alımında naçar kaldığını, işbu dosyaya konu İstanbul 10. İcra Müdürlüğünün 2012/3034 sayılı dosyasındaki takip dosyası karar ilam tarihinden önce haricen tahsil şeklinde kapatıldığından davanın konusuz kaldığını beyan etmiştir.
Asıl ve birleşen davalar, taraflar arasında akdedilen bayilik ve eki protokol gereği davalı şirkete ödenen teşvik priminin, sözleşmenin davalı tarafça süresinden önce feshi iddiasıyla iadesi talebine ilişkindir.
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.2004 sayılı Kanun'un 67 nci maddesi.
3. 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi.
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Davalılar tarafından davacı şirkete keşide edilen 16.08.2010 tarihli ihtarnamede, GSM ruhsatının alınabilmesi için gerekli evrakın temini bakımından davacının değişik yollarla (faks, e-mail, posta) uyarıldığı, ancak cevap verilmediği ve BP şirketi tarafından açılan intifa bedelinin iadesi davasıyla, kendileri ile bayilik ilişkisi kurulması istemediklerinin ortaya konulduğu, aralarındaki sözleşmeleri bu sebeplerle tek taraflı olarak feshettikleri belirtilmiş ve yargılama aşamasında da GSM ruhsatının alınamamasından dolayı davacının kusurlu olduğuna dair bu ihtarnameye dayanılmışsa da ise de, sözleşmenin feshine dair mezkur ihtarname tarihinden önce, bu ihtarnamede belirtildiği üzere, davalı tarafın, ruhsat işlemlerinden dolayı davacıya herhangi bir talebi, uyarısı olduğunda ilişkin dosyada delil görülmemiştir.
3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl ve birleşen davalılar vekilince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.