Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat

İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebebine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, davanın niteliğine göre davacı vekilinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Davacı vekili 12.02.2019 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 08.02.2017 tarihinde gözaltına alındığını, 10.02.2017 tarihinde serbest bırakıldığını ve hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, haksız gözaltına alınması nedeniyle kazanç kaybına uğradığını, baskı ve kötü muameleye maruz kaldığını, soruşturma aşamasında kendini vekille temsil ettirdiğinden vekalet ücretinin maddi zarar olarak verilmesi gerektiğini, manevi yönden zarara uğradığını, kendisine terörist muamelesi yapıldığını, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı, tazminat alma hakkı, ve adil yargılanma hakkı kapsamında tazminat verilmesi gerektiğini, bu nedenle 100.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminata gözaltı tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.

2.Davalı vekili 27.02.2019 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; davacı hakkında yasadan kaynaklanan sebeple gözaltı işlemi uygulandığını, bu nedenle tazminat talebinin yersiz olduğunu ve talebin fahiş olduğunu, maddi tazminat hesabı bakımından davacının gelirinin net olarak araştırılması gerektiğini, davacının dava dilekçesinde zararını ispat edemediğini, davacının tazminat istemeyecek kişilerden olup olmadığının araştırılması gerektiğini, öne sürmüştür.

3.Adana 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.09.2019 tarihli ve 2019/102 Esas, 2019/208 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

4.Adana Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin,, 18.05.2021 tarihli ve 2020/2356 Esas, 2021/1091 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davalı vekilinin ve davacı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

5. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 20.06.2022 tarihli tebliğnamesi ile davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile hükmün onanmasını talep edilmiştir.

Davacı vekilinin temyiz istemi;
Anayasa Mahkemesi içtihatları gereği müvekkili hakkında hükmedilen manevi tazminat miktarının eksik olduğuna, tazminata esas dosyada ödemiş olduğu vekalet ücretinin eksik olarak tazminata hükmedildiğine, hükmedilen vekalet ücretinin eksik olduğuna, ilişkindir.

III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Davacının tazminata esas Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/8873 Soruşturma – 2019/3463 Karar sayılı soruşturma dosyasında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılandığı, 09.02.2017 gözaltına alındığı ve aynı gün salıverildiği, yapılan soruşturma sonunda kovuşturmaya yer olmadığına hükmedildiği, kararın tebliğ edilip herhangi bir itirazın bulunmadığı ve davanın 5271 sayılı Kanunun 142 inci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı, davacının 1 günlük gözaltında kalması nedeniyle asgari ücret üzerinden maddi tazminata hükmedildiği, tazminata esas dosyada kendini vekille temsil ettiği belirlenerek, 46,80 TL maddi tazminatın gözaltı tarihinden 825,00 TL maddi tazminatın kovuşturmaya yer olmadığına dair karar tarihinden, 100,00 TL manevi tazminatın gözaltı tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davalı vekilinin ve davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine, istinaf merci, manevi tazminatın eksik olduğundan 150,00 TL'ye yükseltilmesi gerektiğinden bu kısmın düzeltilmesi suretiyle, istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

Tazminat talebinin dayanağı olan Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/8873 Soruşturma – 2019/3463 Karar sayılı soruşturma dosyasında silahlı terör örgütüne üye olma ve terör örgütü propagandası yapmak suçlarından yargılandığı, 09.02.2017 tarihinde 1 gün gözaltında kaldığı, yapılan soruşturma sonunda kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, kararın tebliğ edildiği, hükme itiraz edilmediği ve davanın 5271 sayılı Kanunun 142 inci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.

A.Davacı vekilinin temyiz talebi yönünden;

1.Hükmedilen maddi tazminat miktarı yönünden;
Avukatlık ücretinin davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayanması nedeniyle maddi zarar miktarının tayininde esas alınamayacağı, tazminat talebinin dayanağı olan soruşturma dosyasında davacının kendisini özel vekil ile temsil ettirdiğinden, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde ceza soruşturması evresinde takip edilen işler için belirlenen vekalet ücretinin maddi tazminat kapsamında davacıya ödenmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

2.Hükmedilen manevi tazminat miktarı yönünden;
Davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, gözaltına alınmasına neden olan olayın cereyan tarzı, gözaltı süresi, tazminat davasının kesinleştiği tarihe kadar davacının elde edeceği parasal değer ve benzeri hususlar da gözetilmek suretiyle, hakkaniyet ölçüsünü aşmayacak bir şekilde, hak ve nesafet kurallarına uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespit edildiği anlaşıldığından davacı hakkında hükmedilen manevi tazminat miktarında hukuka aykırılık görülmemiştir.
3.5271 sayılı Kanunun 142 inci maddesinin 9 uncu bendi maddesi uyarınca, tazminat davaları nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan nisbî avukatlık ücreti ödeneceği, ancak, ödenecek miktarın tarifede sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az, ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla olamayacağı hususu göre davacı lehine hükmedilen vekalet ücretinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Adana Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 18.05.2021 tarihli ve 2020/2356 Esas, 2021/1091 Karar sayılı kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Adana 6. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.09.2023 tarihinde karar verildi.