Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 ... maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 ... maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 10.09.2007 tarihli ve 2007/8158 sayılı iddianamesiyle sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı ... Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması talebiyle Adana Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.
2. Adana 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.12.2007 tarihli ve 2007/483 Esas, 2007/314 Karar sayılı kararı ile sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 158 ... maddesinin birinci fıkrasının (h) bendinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçuna temas edip etmediğinin belirlenmesi için Adana Ağır Ceza Mahkemesine görevsizlik kararı verilmiştir.
3. Adana 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.02.2011 tarihli ve 2008/170 Esas, 2011/62 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun'un 158 ... maddesinin birinci fıkrasının (i) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 52 nci ve 53 üncü maddesi uyarınca 4 yıl hapis ile 80,00 TL adli para cezasına ve hak yoksunluklarına hükmedilmiştir.
4. Anılan hükmün sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 15.01.2015 tarihli, 2013/6597 Esas ve 2015/495 Karar sayılı ilamı ile sanığın katılanlarla aralarındaki ihtilafın hukuki mahiyette olduğu ve suçun unsurları itibarıyla oluşmadığı gerekçesiyle beraat etmesi gerektiğine yönelik bozulmasına karar verilmiştir.
5. Bozma üzerine Adana 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.03.2015 tarihli ve 2015/74 Esas, 2015/153 Karar sayılı kararı ile (3) numaralı bentte belirtilen mahkumiyet hükmünde direnilmiştir.
6.Anılan mahkumiyet kararının Cumhuriyet savcısı, katılanlar vekili, katılan ... ve sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 25.04.2017 tarihli, 2017/3867 Esas, 2017/9895 Karar sayılı kararı ile direnme kararı yerinde görülmeyerek dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir.
7. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.06.2020 tarihli ve 2017/15-726 Esas, 2020/328 Karar sayılı kararı ile Adana 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.03.2015 tarihli ve 2015/74 Esas, 2015/153 Karar sayılı direnme kararına konu mahkumiyet hükmünün sanığın beraat etmesi gerektiğinden bahisle bozulmasına karar verilmiştir.
8. Adana 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 03.12.2020 tarihli ve 2020/245 Esas, 2020/342 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
Katılanlar vekilinin temyizi, sanığın baştan itibaren tamamlamayı düşünmediği inşaatı tamamlayıp teslim edecek gibi hileli ve ikna edici tavırlar sergileyerek ayrıca inşaat malzemelerinin fiyatının artacağını öne sürerek katılanlardan haksız menfaat temin ettikten sonra inşaatı terkederek ortadan kaybolduğuna, katılanların tekrar masraf yaparak inşaatı bitirmelerine sebep olduğuna, sözleşme şartlarını kötüye kullandığına ilişkindir.
1.Adana ilinde ... mimar olarak çalışan ve ... Tasarı Mimarlık İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'ni temsil ve ilzama yetkili bulunan sanık ...'ın 2006 yılında katılanlara ait üç farklı arsada ev ve iş yeri yapmak konusunda katılanlarla 180.000,00 TL bedel karşılığı anlaşarak sözleşme imzaladığı, katılanların 92.000,00 TL parayı peşinen verdikleri, kalan meblağın ise inşaatın yapımı aşamasında peyder pey verilmesi konusunda tarafların anlaştıkları, sanığın bir müddet sonra inşaat malzemelerine zam geleceği bahanesiyle katılanlardan kalan 88.000,00 TL parayı da aldıktan sonra temel dahi atmaksızın ortadan kaybolarak haksız menfaat temin ettiği iddia edilmiştir.
2. Sanık ve katılanlar arasında yapılan sözleşmede maliyet artışlarının müteahhide ait olacağı hüküm altına alınmıştır.
3. Katılanlar, sanığın üç inşaattan ikisine belli seviyede başladığını, üçüncüsüne hiç başlamadığını ve yarım bıraktığını beyan etmişlerdir.
4. Sanık ise katılanlara daha önceden dört daire ve iki villa yaptığını, bu sebeple katılanlardan alacaklı bulunduğunu, toplam 323.000,00 TL lik işin 230.000,00 TL sini ödediklerini, önceki işlerden alacaklı olduğu halde şartlı olarak teslim ettiğini, zira katılanların şikayet konusu olan iş yapılırken hesaplaşmak üzere anlaştıklarını, proje ve onay aşamasında ek masrafların çıktığını, sözleşmeye konu üç arsadaki işten birisini tamamen bitirdiğini, diğerlerini de belirli oranda yaptığını, işe katılanların fesih ederek müteahhit değişikliğine gitmeleri nedeniyle devam edemediğini, katılanların iddia ettiği gibi inşaat malzemelerine zam geleceği bahanesiyle 88.000,00 TL parayı da almadığını savunmuştur.
5. Bilirkişi raporuna göre; sanığın toplam 32.562,00 TL iş yaptığı, kalan işleri katılanların tamamladığı tespit edilmiştir.
6. Mahkemesince hukuki sürecin 7. paragrafında anlatılan gerekçeyle sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan beraat hükmü kurulmuştur.
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılanlar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Adana 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 03.12.2020 tarihli ve 2020/245 Esas, 2020/342 Karar sayılı kararında katılanlar vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılanlar vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
07.09.2023 tarihinde karar verildi.