Mahkumiyet
Sanık hakkında Dairemizin bozma ilamı üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Ankara 33. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.01.2016 tarihli 2015/748 Esas 2016/81 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle yaralama suçundan 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, ikinci fıkrasının (b) bendi, 62 nci maddesi uyarınca 6 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve cezanın ertelenmesine karar verilmiştir.
2.Ankara 33. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.01.2016 tarihli 2015/748 Esas 2016/81 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 06.04.2021 tarihli ve 2019/8716 Esas 2021/3262 Karar sayılı kararı ile basit yargılama usulünün değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
3.Ankara 66. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.10.2021 tarihli ve 2021/501 Esas 2021/86 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, ikinci fıkrasının (b) bendi, 62 nci fıkrası, 5271 sayılı Kanunun 251 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca 4680,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
4.Ankara 66. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.10.2021 tarihli ve 2021/501 Esas 2021/86 Karar sayılı kararına sanık müdafii tarafından itiraz edilmesi üzerine Ankara 66. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.01.2022 tarihli 2021/798 Esas 2022/13 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle yaralama suçundan 5237 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, 89 uncu maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca 6240,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
5.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 03.05.2022 havale tarihli ve 2022/44723 sayılı, hükmün esastan reddi ile onanması görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
Sanık Müdafinin Temyiz Sebepleri
1.Eksik inceleme yapıldığına Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesinden rapor alınması gerektiğine, sanığın suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine,
2.Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
1.Yerel Mahkemenin Kabulü
"Olay tarihinde Sanığın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı minibüste yolcu olarak bulunan Katılanın Sanığa haber vermeden minibüsten inmeye karar verdiği ve bunun için hamle yaptığı, ancak Sanığın minübüsün kapısı açık bir şekilde ve kapının bulunduğu kısmı kontrol etmeden hareket etmesi nedeniyle dengesini kaybederek yere düşmesi neticesinde hayati tehlike arz etmeyecek, basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek ve vücut fonksiyonlarına etkisi ağır (4) olacak şekilde sol collum femoris (sol kalça) kırığına neden olacak şekilde yaralandığı, soruşturma aşamasında Trafik Bilirkişi Haşim Yalçınkaya tarafından dosyaya sunulan ve Mahkememizce benimsenerek hükme esas alınan 27/05/2015 tarihli raporda Sanığın meydana gelen kazada minübüse inip/binen yolculardan sonra aracın kapısını kontrol edip emin olduktan sonra kapıyı kapatması gerekirken yeterince dikkatli olmadığı gerekçesiyle tali kusurlu, Katılanın da yolcu olarak bulunduğu ticari minübüsten inerken şöforü ikaz etmediği ve bilgilendirmediği gerekçesiyle asli kusurlu oldukları, Sanığın bu şekilde üzerine atılı suçu işlediği;
Sanığın eyleminin Katılanın aşamalardaki anlatımları, bu anlatımlarını doğrulayan doktor raporları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı ile bu şekilde sabit olduğu, sözü edilen deliller çerçevesinde cezadan kurtulma çabasının tezahürü olarak değerlendirilen kaçamaklı ve tevil içerikli savunmaların tamamen muteber kabul edilemeyeceği mahkememizin kabulüdür." şeklindedir.
2.Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından 24.03.2015 tarihinde düzenlene raporda ...'ün hayat fonksiyonlarını ağır (4.) derece etkileyecek nitelikte kemik kırığı oluşacak şekilde yaralandığı tespit edilmiştir.
3.27.05.2015 tarihli trafik bilirkişi raporunda sürücü ...'in idaresindeki ticari minibüs ile binen yolcudan sonra aracın kapısını kontrol edip ve emin olduktan sonra otomatik kapıyı kapatması gerekirken yeterince dikkatli olmadığı, kaza yerinden ayrılarak delillerin toplanmasına engel olduğu ve yaralı yolcusuna yardım etmediği değerlendirildiğinden tali kusurlu bulunmuştur.
4.... sanıktan şikayetçi olup davaya katılmasına karar verilmiştir.
5.Sanığın savunması "Önceki savunmalarımı aynen tekrar ederim. Olayda benim kusurum bulunmamaktadır. Müşteki taraf kusurludur. Benim kusurum bulunmadığı için hakkımda beraat kararı verilmesini talep ederim. Müştekinin zararını gidermek istemiyorum. Zarar müştekinin belirttiği miktarın altında da olsa zararı giderebilecek durumda değilim. Çünkü şuan da işsizim. dedi. " şeklindedir.
Yapılan inceleme neticesinde yerel mahkemenin kararında, oluş ve kabulde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı görülmüştür.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23/01/2018 tarih, 2017/463 Esas, 2018/20 Karar sayılı ve 23.01.2018 tarih, 2015/962 Esas, 2018/16 Karar sayılı ilamlarında vurgulandığı üzere, sanık hakkında hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinin infaz aşamasında değerlendirilmesi gerektiği dikkate alındığında, 5237 sayılı Kanunun 52 nci maddesinin dördüncü fıkrası yerine 5275 sayılı Kanunun 106 ıncı maddesinin üçüncü fıkrasının uygulanması bozma nedeni yapılmamıştır.
Sanık Müdafinin Temyiz Sebepleri
1.Beraat kararı verilmesi gerektiği yönünden;
Olay tarihinde sanığın sevk ve idaresindeki minibüste yolcu olarak bulunan katılanın, minibüs yolcu almak üzere durduğu sırada sanığa haber vermeden minibüsten inmeye karar verdiği ve bunun için hamle yaptığı ancak sanığın minübüsün kapısı açık bir şekilde ve kapının bulunduğu kısmı kontrol etmeden hareket etmesi nedeniyle katılanın dengesini kaybederek yere düşmesi neticesinde hayat fonksiyonlarını ağır (4.) derece etkileyecek şekilde yaralandığı olayda, sanığın meydana gelen kazada minübüse inip/binen yolculardan sonra aracın kapısını kontrol edip emin olduktan sonra kapıyı kapatması gerekirken yeterince dikkatli olmadığı gerekçesiyle tali kusurlu olduğu anlaşıldığından sanık müdafinin temyiz sebepleri reddedilmiş hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık görülmemiştir.
2.Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmemesi yönünden;
Mahkemece katılanın zararı giderilmediğinden sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmamasında hukuka aykırılık görülmemiştir.
3. Re'sen gözetilecek hususlar yönünden;
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara 66. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.01.2022 tarihli 2021/798 Esas 2022/13 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.09.2023 tarihinde karar verildi.