Mahkûmiyet
Sanık hakkında Dairemizin bozma kararı üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Darende Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.04.2016 tarihli ve 2014/80 Esas, 2016/66 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, ikinci fıkrasının (b) bendi 62 nci maddesi gereğince 225 gün, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları gereğince neticeten 4.500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve taksitlendirilmesine karar verilmiştir.
2. Darende Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.04..2016 tarihli ve 2014/80 Esas, 2016/66 Karar sayılı kararı kararı sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 01.11.2021 tarihli 2019/10542 Esas, 2021/7414 Karar sayılı kararı ile "sanık hakkında basit yargılama usulünün uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu" gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir.
3. Darende Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.04.2022 tarihli ve 2021/287 Esas, 2022/239 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, ikinci fıkrasının (b) bendi 62 nci maddesi gereğince 225 gün, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları gereğince neticeten 4.500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve taksitlendirilmesine karar verilmiştir.
4. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 26.06.2022 tarihli ve 2022/88623 sayılı, hükmün onanması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
1. Katılan vekilinin temyiz istemi;
Cezanın az olduğuna,sanığın üst hadden cezalandırılması gerektiğine ilişkindir.
2. Sanık müdafiinin temyiz istemi;
Bilirkişi raporunun yetersiz olduğuna, cezanın fazla olduğuna, sanık lehine hükümlerin uygulanmadığına, kararın usule aykırı olduğuna ilişkindir.
Yerel Mahkemenin Kabulü;
1. Olay günü saat 08: 00 sıralarında sanığın sevk ve idaresindeki otomobil seyir halinde iken olay mahalli kavşağa geldiğinde aracının sağ ön kısımları ile seyir istikametine göre sol tarafından kavşağa giren katılanın sevk ve idaresindeki motosikletin sağ arka ve yan kısımlarına çarptığı, kaza nedeniyle katılanın basit tıbbi müdahale ile giderilemezi ağır derecede kemik kırığı oluşacak şekilde yaralandığı olayda, mahkemece kazanın meydana gelmesinde sanığın tali kusurlu olduğu kabul ve tespit edilerek uygulama yapılmıştır.
2. Katılan sanıktan şikayetçi olduğunu beyan etmiştir.
3. Sanık savunmasında ''...Olayda benim bir kusurum yoktur, hızım 40-50 km civarındaydı... Müşteki şikayetinden vazgeçerse vazgeçme talebini kabul ederim, üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Öncelikle beraatime mahkeme aksi kanaate ise lehime olan kanunların uygulanmasını veya hakkımda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesini kabul ediyorum" demiştir.
4. Kaza tespit tutanağında kazanın meydana gelmesinde sanığın asli ve tam kusurlu olduğu kanaati bildirilmiştir.
5. Mahkemece yapılan keşif sonrası düzenlenen 03/11/2014 havale tarihli bilirkişi raporunda ve Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığının 30.09.2015 tarihli raporunda;
''...Sanık sürücü ...'in sevk ve idaresindeki araçla olay mahalli kavşağa yaklaşırken müteyakkız seyretmediği,geçiş yapan müşteki sürücü sevk ve idaresindeki motosiklet nedeniyle zamanında etkili fren ve direksiyon tedbirine başvurmadığı, ikazda bulunmadığı anlaşılmakla kazanın oluşumunda dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışı ile tali kusurlu katılan sürücü ...'in sevk ve idaresindeki motosiklet ile olay mahalli kavşaktan geçiş yapmadan evvel kendisine hitaben bulunmakta olan Dur levhasını dikkate alarak durup ilk geçiş hakkını sanık sürücü sevk ve idaresindeki araca vermesi gerekirken yeterli kontrolü sağlamadan seyrini sürdürdüğü,ilk geçiş hakkını sanık sürücüye vermediği,sanık sürücü'nün istikamet şeridini kapattığı anlaşılmakla kazanın oluşumunda dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışı ile asli kusurlu olduğu" kanaati bildirilmiştir.
6. Kesin doktor raporlarının dosyada olduğu görülmüştür.
Yerel mahkemenin kabul ve uygulamasında isabetsizlik görülmemiştir.
1. Katılan vekilinin temyiz istemi yönünden;
5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesinde yer verilen, suçun işleniş biçimi, sanığın taksirinin yoğunluğu, meydana gelen zararın ağırlığı gibi ölçütler ile aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına belirtilen cezada orantılılık ilkesi dikkate alınarak tali kusurlu olarak bir kişinin nitelikli şekilde yaralanmasına neden olan sanık hakkında belirlenen temel ceza miktarında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılarak hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Sanık müdafiinin temyiz istemi yönünden;
Keşfe binaen tanzim olunan bilirkişi raporunun, Adli Tıp Kurumu raporunun oluş ve dosya kapsamının birbiri ile uyumlu olduğu, kusur durumunu kesin bir şekilde tespit ettiği, belirlenen temel ceza miktarının isabetli olduğu, sanık lehine takdiri indirim uygulandığı, yaptırım olarak adli para cezası seçildiği anlaşılarak hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılan vekilinin ve sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Darende Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.04.2022 tarihli ve 2021/287 Esas, 2022/239 sayılı kararında katılan vekili ile sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin ve katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.09.2023 tarihinde karar verildi.