Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 9381 ada 2 parsel sayılı taşınmazın zilyetliğini ... isimli şahıstan 12.01.1992 tarihinde satın aldığını, satın aldıktan sonra taşınmazda ev yaptırdığını, bu eve elektrik ve su abonelikleri bağlattığını, daha sonra taşınmazın davalı ... Restorasyon'a satıldığının kendilerine yapılan sözlü ihtarla öğrendiklerini, yapılan incelemede taşınmazın 13.10.1993 tarihinde Mustafa Keskin’e tahsis edildiğini ileri sürerek Kepez Belediyesi Emlak ve İstimlak Müdürlüğünün 11.11.1993 tarih 5754 sayılı encümen kararının iptali için dava açmaları hususunda yetki verilmesini, davalıların murisine yapılan tescil işleminin iptalini talep ve dava etmiştir.

Davalı ... Restoran vekili cevap dilekçesinde; dava konusu yer ile müvekkilinin satın aldığı yerin metrekaresinin tutmadığını, davalının bu taşınmazı ....'den aldığını ve iyi niyetli olduğunu, hak düşürücü sürenin geçtiğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın tescil dayanağı olan idari işlemin ortadan kaldırılması için davacı tarafından açılan iptal davasının idari işlemin geçerli olması sebebi ile reddedildiği bu nedenle de dava konusu taşınmazın muris....'e yapılan tapu kaydının yolsuz tescil olmadığı ve mirasçılarının da diğer davalı şirkete taşınmazı sattıkları ve davalı şirketin kötü niyetli olduğu davacı tarafça da ispat edilemediği anlaşıldığından davacının davasının reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; murisin mirasını davalıların reddetdiğini, davalı şirketin iyi niyetli olmadığını, dava konusu taşınmazın murisin mirasçılarına intikali ile dava konusu mirasçıların davalı şirkete satışı arasında bir gün olduğunu ve değerin çok düşük olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Belediye tarafından davalılar murisine yapılan tahsis işleminin iptali için davacı tarafça açılan davanın reddedilerek kesinleşmesi nedeniyle sicil kaydının, TMK'nın 1025 inci maddesi hükmü uyarınca yolsuz tescil durumuna düşmediği, davacı tarafın dayandığı 12.01.1992 tarihli zilyetlik devrine ilişkin satış senedinin, zilyetlik belgesi niteliğinde olduğu, iade yoluyla miras bırakan adına tapuya tescil edilip mülkiyet belirlendikten sonra, zilyetliğe dayalı açılacak davaların dinlenme olanağı bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

Uyuşmazlık, zilyetliğe dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

10.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.