Taraflar arasında görülen davada İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 06.11.2008 tarih ve 2007/321-2008/493 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 19.07.2011 gününde davalı avukatı ... geldi, davetiye tebliğine rağmen davacı avukatı duruşmaya gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkilinin Elmadağ Acentesi olan Şekerbank T.A.Ş’de borsa uzmanı olarak işe başladığını, borsa uzmanının kurumla çalışan müşterilerin borsada işlem gören hisse senetleri üzerinde onların verdikleri talimat doğrultusunda alım satım işlemleri yapmak, teknik konularda bilgilendirmek, kuruma karşı da müşteriler hakkında doğru ve güvenilir bilgiler sunmak yükümlülüğü altında olduğunu, dava dışı müşterinin şikayeti üzerine davalı hakkında soruşturma başlatıldığını, diğer müşterilere de hesap özetleri gönderilerek hesaplarıyla ilgili bir sorun olup olmadığının sorulduğunu, dava dışı Kemal Koç’un müfettişliğe verdiği dilekçe sonrasında yapılan incelemede davalının usulsüz işlemler yaptığının tespit edildiğini, bu işlemlerin tespit edilmesini önlemek için ses kayıt cihazındaki kayıtları sildiğinin, telefonun kablosunu çektiğinin, kayıt cihazını açmadığının ortaya çıktığını, dava dışı müşterinin portföyünün müvekkilince yerine konulduğunu, böylelikle zararının doğduğunu ileri sürerek, 53.199.87 YTL’nin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davada iş mahkemesinin görevli olduğunu, iddiaların yerinde bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı ile dava dışı Şekerbank T.A.Ş. arasında acentelik sözleşmesi imzalandığı, davalının, Elmadağ Acentesi’nde 19.09.2005 tarihinde işe başladığı, 06.01.2006 tarihine kadar borsa uzmanı olarak görev yaptığı, bu süre içinde müşteriler Gündüz Er ve Kemal Koç’un talimatları dışında hesaplarında işlemler yaptığı, zararlarının doğduğu, bu zararın davacı tarafından giderildiği, her ne kadar davalı bu işlemlerin müşterilerin talimatı ile yapıldığı, ses kayıt cihazlarının sürekli arızalı olduğu ve müşterilerin işlemlere muvafakat ettiğini savunmuş ise de bu savunmalarını ispat edemediği, ses kayıt cihazına kayıt yapılmadığı yönünde gerekli bildirimleri yapmadığı, bu hususun davalı sorumluluğunda olduğu, esasen 15.11.2005-02.01.2006 tarihleri arasında ses kayıt cihazının çalıştığına dair davacı şirkete bildirimlerinin bulunduğu, meydana gelen zarardan sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 53.199.87 YTL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı temyiz etmiştir.
Dava, menkul kıymet sözleşmesi uyarınca dava dışı müşterinin ödenen zararının işlemleri yaptığı iddia edilen borsa uzmanı davalıdan rucuan tazmini istemine ilişkindir.

Mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, hüküm yeterli araştırma ve incelemeye dayanmadığı gibi temel alınan bilirkişi raporu da uyuşmazlığı çözmeye elverişli değildir. Davalı, davacıya ait ses kayıt cihazlarının yetersiz olduğunu, durumun raporlarla bildirildiğini, ayrıca zarara uğratıldığı iddia edilen dava dışı müşterilerden Kemal Koç’un uyuşmazlığa ilişkin dönemlerle ilgili olarak davacı şirketi ibra ettiğine ve hesaplarda mutabakat içinde bulunduğuna dair teyitnameler verdiğini, hatta ekstre gönderilmesinden feragat ettiğini bildirerek rapora itiraz etmiştir. Savunmada belirtilen dava dışı müşteri, sunulan teyitnameler ile feragatname altındaki imzaların kendisine ait olduğunu davacı müfettişine verdiği ifadesinde açıkça kabul etmiştir. Raporda bu belgelerin menkul kıymet alım-satım sözleşmesi bakımından hangi hukuki sonuçları doğuracağı, sunulan arıza formlarının içeriği hiç incelenmemiştir. Teyitnamelere ve feragat beyanına neden itibar edilmediği hususu karar gerekçesinde de tartışılmamıştır.
Bu durum karşısında, davalının rapora yönelik itirazları dikkate alınıp, yukarıda açıklanan hususlar çerçevesinde denetime uygun ek rapor alınması, zararı ödendiği iddia edilen dava dışı müşterinin vermiş olduğu teyitnamaler ve feragatın da değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, davacı vekili duruşmaya gelmediğinden vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19.07.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.