Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 03.10.2008 gününde verilen dilekçe ile gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 06.06.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi taraflar vekillerince istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_ KARAR _
Dava, satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil olmazsa tazminat isteğine ilişkindir.
Davalı vekili, davada zamanaşımının olduğunu, dava konusu taşınmaz üzerinde kat mülkiyeti tesis edilmediğini, taraflar arasındaki sözleşmenin geçerli olmadığını, davalının sözleşmede belirtilen bedeli almadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı vekili 12.12.2012 havale tarihli dilekçesinde, tarafların davacıya 20.000 TL ödenmesi halinde davadan feragat etmesi konusunda anlaştıklarını, davacının hesabına 8.668,24 Euro'nun meşruhatlı olarak yatırıldığını, davacının bankadan bu parayı çektiğini, davacının Almanya'da yaşadığını ve halen feragat dilekçesini göndermediğini, buna ilişkin tanıklarının dinlenilmesini talep ettiklerini bildirmiştir.
Mahkemece, sulh nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya kapsamına göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.

2- Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
Sulhün nasıl yapılacağı, zamanı ve etkisi HMK'nın 313,314 ve 315. maddelerinde düzenlenmiştir. Somut olayda, davacı ve davalı arasında şartlı sulh sözleşmesi yapıldığı, davalının davacının banka hesabına 8.668,24 Euro göndererek şartı yerine getirdiği, davacının parayı ihtirazi kayıt koymadan bankadan çektiği gerekçesiyle davanın sulh nedeniyle reddine karar verilmiş ise de dosya içerisindeki mevcut delillere göre taraflar arasında yasaların belirlediği şekilde sulh anlaşması ya da sulhün tasdiki söz konusu değildir. Bu itibarla mahkemece sulh nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Diğer taraftan feragata dair düzenleme HMK'nın 307,309,310,311 ve 312. maddelerinde yer almaktadır. 29.06.2012 tarihli banka dekontunun açıklama kısmında "... dosya no: 2008/482 dosyanın feragatına istinaden yatan" ifadesinin yer aldığı ve dava dışı ...........'ın yatırdığı paranın davacı tarafından herhangi bir ihtirazi kayıt sunulmaksızın çekildiği anlaşılmakta ise de dosya içerisinde davacı veya vekilince davadan feragat edildiğine ilişkin herhangi bir beyanın bulunmadığı anlaşıldığından usul hükümlerine uygun bir feragatın varlığını kabul etmek mümkün değildir.

Bu durumda mahkemece davanın esası incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde davacı tarafa iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 08.04.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.