HÜKÜMLER: Mahkumiyet

Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararların niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü;

Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre ve iletişimin tespitine dair karar tarihlerinde “fuhuş” suçunun CMK'nın 135. maddesindeki katalog suçlar arasında yer almaması karşısında, elde edilen görüşme kayıtlarının yasal delil niteliğine haiz olmadığı anlaşılmakla, bu kayıtlar değerlendirme dışı bırakılarak, yapılan incelemede;
A) Sanık ... hakkında mağdurlar ..., ..., ..., ...'ya yönelik ve sanık ... hakkında mağdure ...’a yönelik yükletilen fuhuş eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemlerin sanıklar tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Sanıkların bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda mağdurların birden fazla fuhuş yapmasına aracılık etmelerine rağmen, TCK'nın 43/1. maddesi uygulanmamış ise de, aleyhe temyiz olmadığından bozma yapılamayacağı,

Anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükümleri etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır.
Ancak;
1) 28/06/2014 tarihli 6545 sayılı Kanun'un 81. maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanun'un 106/3. maddesi gözetilmeden, hükümde infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde, ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrilmesine karar verilmesi,
2) Hükmolunan hapis cezalarının Kanuni sonucu olarak uygulanan TCK'nın 53/1-b maddesinde yer alan hak yoksunluğunun uygulanmasına ilişkin hükmün, Anayasa Mahkemesi'nin 08/10/2015 tarihli ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararıyla iptal edilmesi nedeniyle uygulama olanağının ortadan kalkmış olması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... ve ... müdafisinin temyiz iddiaları yerinde görüldüğünden, bu nedenle HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, 5320 sayılı Kanunun 8/1. madde ve fıkrası aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesi uyarınca bu aykırılık, yeniden yargılama yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte bulunduğundan, temyiz edilen kararların açıklanan noktalarının; tebliğnameye kısmen uygun olarak, “ve adli para cezasının ödenmediği taktirde ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrilmesine” ve “TCK’nın 53/1-b maddesinde yer alan hak yoksunluklarının uygulanmasına ilişkin kısmın çıkartılması” suretiyle, HÜKÜMLERİN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
B) Sanık ... hakkında mağdurlar ... ve ...’a, sanık ... hakkında mağdurlar ..., ..., ..., ... ve ...’ya yönelik fuhuş suçundan kurulan hükümlerin temyizinde ise; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1) CMK’nın 170. maddesinin 3,4 ve 6. fıkraları uyarınca, iddianamede mağdur veya suçtan zarar görenlerin kimliği, yüklenen suç ve uygulanması gereken kanun maddeleri mevcut delillerle ilişkilendirilerek yüklenen suçu oluşturan olaylar gösterilmeli, aynı Kanun'un 225. maddesine göre de, hüküm ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilmelidir. Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun Dairemizce de benimsenen 21/02/2012 gün 4/570-51 sayılı Kararında açıklandığı üzere, soruşturma evresinde elde ettiği kanıtlardan ulaştığı sonuca göre iddianameyi hazırlamakla görevli iddia makamı, CMK'nın 225/1. maddesi uyarınca kovuşturma aşamasının sınırlarını belirlemektedir. Bu bakımdan iddianamede yüklenen suçun unsurlarını oluşturan fiil/fiillerin nelerden ibaret olduğunun hiçbir duraksamaya yer bırakmayacak biçimde açıklanması zorunludur. Böylelikle sanık, iddianameden üzerine atılı suçun ne olduğunu hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde anlamalı, buna göre savunmasını yapabilmeli ve kanıtlarını sunabilmelidir. İddianame, sanığa isnat edilen ve suç sayılan maddi fiilleri açıkça göstermeli, hukuki nitelendirmesi yapılan fiilin kanunda karşılığı olan suç ve cezası hakkında bilgi içermelidir. İsnat edilen suçun dayanağı olan maddi olaylar hakkında savunmasını yapabilecek şekilde sanığın bilgilendirilmemesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin adil yargılanma hakkına ilişkin 6/3-a maddesinin ihlaline de yol açacaktır.
Bu açıklamalar ışığında Çay Cumhuriyet Başsavcılığı'nca düzenlenen iddianamede, sanıklar ... ve ... hakkında mağdur ...’ya yönelik eylemleri nedeniyle CMK'nın 170. maddesine uygun olarak açılmış bir davanın bulunmadığı ve atılı suçtan hüküm kurularak dava konusunun dışına çıkıldığı gözetilmeden, yargılamaya devam edilip yazılı şekilde hüküm kurulması suretiyle Anayasa'nın 90, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin adil yargılanmayı düzenleyen 6. ve CMK'nın 225/1. maddelerine aykırı davranılması,
2) Sanıkların aşamalarda mağdurlara yönelik fuhuş eylemlerini kabul etmediklerine dair savunmaları ve sanıkların eylemlerine dair mağdur ve tanık anlatımının bulunmaması ve yasal delil niteliğinde olmamaları nedeniyle TAPE kayıtlarının değerlendirme dışı bırakılmış olması karşısında, mağdurları fuhuşa teşvik ettikleri, bunun yolunu kolaylaştırdıkları, fuhuşa aracılık ettikleri ya da bu amaçla mağdurlara yer temin ettiklerine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve cezalandırmaya yeterli delillerin neler olduğu açıklanmadan CMK'nın 230/1-b maddesine aykırı olarak yetersiz gerekçeyle sanık ... hakkında mağdurlar ... ve ...’a, sanık ... hakkında mağdurlar ..., Mahbuba Amır Aslanova, Sevinij
Allahveranzada, ... ve ...’ya yönelik fuhuş suçundan mahkûmiyetlerine karar verilmesi,
3) Kabule göre de;
a) Sanıkların, bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda mağdurların birden fazla fuhuş yapmasına aracılık etmesi şeklindeki eylemlerinde TCK'nın 43/1. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
b) 28/06/2014 tarihli 6545 sayılı Kanun'un 81. maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanun'un 106/3. maddesi gözetilmeden, hükümde infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde, ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrilmesine karar verilmesi,
c) Hükmolunan hapis cezalarının Kanuni sonucu olarak uygulanan TCK'nın 53/1-b maddesinde yer alan hak yoksunluğunun uygulanmasına ilişkin hükmün, Anayasa Mahkemesi'nin 08/10/2015 tarihli ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararıyla iptal edilmesi nedeniyle uygulama olanağının ortadan kalkmış olması,
Bozmayı gerektirmiş ve sanıklar ... ve ... müdafisinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnameye uygun olarak HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yeniden hüküm kurulurken 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince yürürlükte olan 1412 sayılı CMUK'nın 326/son maddesinin gözetilmesine, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 21/06/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.