Esastan ret

Taraflar arasındaki TMK'nın 713/2 nci fıkrasında yer alan, “…maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan …” hukuki sebebine dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; 1243 parsel sayılı taşınmazın atalarından bu yana müvekkili tarafından kullanıldığını, dava konusu taşınmazın tapulama çalışmaları yapılırken İbrahim kızı ... adına tespit edildiğini, bu kişinin kim olduğunun, yaşayıp yaşamadığının, yaşamışsa hangi tarihte öldüğünün, nüfus bilgilerinin neler olduğunun ve kimlik bilgilerine ilişkin herhangi bir bilginin bulunmadığını, bu sebeplerle halen davalı adına kayıtlı bulunan taşınmazın tapu kaydının iptali ile söz konusu taşınmazın adlarına tescil edilmesini talep etmiştir.

1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; taşınmazın olağanüstü zamanaşımı ile iktisap koşullarının oluşmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

2. Dahili davalı ... vekili cevap dilekçesinde; bir kimsenin uzun süreden beri bulunamaması veya oturduğu yerin bilinememesi veya ortada bulunmayan ve miras açıldığında sağ olup olmadığı ispatlanamayan mirasçının payının resmen yönetilmesi amacıyla kayyım atanması gerektiğini, taşınmazın malikinin belli olduğunu ve zilyetlikle kazananım koşulları oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; '' dava konusu parselin, 29 Ağustos 1945 tarih ve 135 sıra nolu tapu kaydı ile kayıt maliki İbrahim kızı ...' a ait olduğu, bu kayıt esas alınarak kadastro tespitinin İbrahim kızı ... adına yapıldığı, malikin ad ve soyadının, doğum tarihinin ve baba adının İbrahim olarak kayıtlarda yer aldığı, kayıt maliki İbrahim kızı ...' ın bilinmeyen kişi olduğunun kabulüne imkan bulunmadığı'' gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; yargılama aşamasındaki beyanlar tekrarlanarak, bilirkişi tarafından ... adında bir şahsın bulunmadığının tespit edildiğini, dava konusu taşınmazın zilyetlik hakkına davacının büyük babasından günümüze kadar davacı ve ailesinin sahip olduğunu, bu durumun mahalli bilirkişiler vasıtasıyla kanıtlandığını belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "İlk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı'' gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebeplerle kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Dava, TMK'nın 713/2 nci fıkrasında yer alan, “…maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan …” hukuki sebebine dayalı olarak açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

Kural olarak, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Ancak, Kanun'un açıkça izin verdiği ve düzenlediği ayrık durumlarda tapulu bir yerin veya tapuda kayıtlı bir payın koşulları oluştuğu takdirde kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olabilir. Kanun'un açıkça izin verdiği hallerden biri de TMK’nın 713/2 nci maddesindeki düzenlemelerdir. Anılan maddede, “Aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılmayan ...bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir” denilmiştir.

1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

15.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.