Taraflar arasındaki haksız eylem nedeniyle maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının asıl ve birleşen davada davacı vekili ile asıl davada davalı ... tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada davacı vekili ile asıl davada davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Asıl davada davacı vekili; davacı şirketin maliki olduğu ve Samsun ili Tekkeköy ilçesi Tekkeköy mahallesi sınırları içinde bulunan 713 ada 12 parsel sayılı taşınmaz üzerinde otel, havuz, su parkı, lokanta, bir adet akaryakıt istasyonu ile bir adet akaryakıt istasyonu kurulabilecek imar durumu olan alan, bir toplantı ve düğün salonu bulunduğunu, taşınmazın Samsun-Ordu Karayolu üzerindeki yola 170 metre cephesi olduğunu, davalı ... Müdürlüğünün bu bölgede "Farklı Seviyeli Kavşak Köprüsü ve Bağlantı Yolları Yapımı" işine başladığını, davacının tesisleri önündeki yolun bu iş nedeniyle kapatıldığını ve davacı şirketin zarara uğradığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 65.675,80 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Müdürlüğünden tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 15.02.2019 tarihli bedel artırım dilekçesi ile dava değeri, imalat bedeli yönünden 65.500,40 TL, peyzaj ve ağaç değeri yönünden 4.575,00 TL ile delil tespit masrafı 1.234,80 TL olmak üzere toplam 71.310,20 TL'ye yükseltilmiştir.

Birleşen dosyada davacı vekili; davacı şirketin maliki olduğu ve Samsun ili Tekkeköy ilçesi Tekkeköy mahallesi 713 ada 12 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan tesislerin, Karayolları Genel Müdürlüğünün bu bölgede yürüttüğü çalışma nedeniyle kapatıldığını ve davacı şirketin zarara uğradığını, ... ile davalı ... arasındaki protokol gereğince yol yapım işi ile ilgili olarak doğabilecek zararlardan davalı ... Başkanlığının da sorumlu bulunduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 65.675,80 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Başkanlığından tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 15.02.2019 tarihli bedel artırım dilekçesi ile dava değeri, imalat bedeli yönünden 65.500,40 TL, peyzaj ve ağaç değeri yönünden 4.575,00 TL ile delil tespit masrafı 1.234,80 TL olmak üzere toplam 71.310,20 TL'ye yükseltilmiştir.

Asıl davada davalı ... vekili; davaya konu taşınmazın bulunduğu bölgedeki bölünmüş yolun trafik yoğunluğunu karşılayamaması nedeniyle kavşak köprüsü ve bağlantı yolları yapılması zorunluğu doğduğunu, projenin şekillenmesinde temel amacın kamu yararı olduğunu, davalı kurum ile Samsun Büyükşehir Belediyesi arasında yapılan protokol gereğince doğabilecek zararlardan dolayı tüm hukuki sorumluluğun Samsun Büyükşehir Belediye Başkanlığına ait olduğunu, davalı kuruma husumet yöneltilemeyeceğini belirterek davanın reddini istemiştir.

Birleşen davada davalı ... vekili; davaya konu taşınmazın bulunduğu karayolu bölümündeki tüm sorumluluğun Karayolları Genel Müdürlüğüne ait olduğunu, yapılan çalışmanın da Karayolları Genel Müdürlüğünün projesi olduğunu, proje alanında bulunan özel mülkiyete tabi taşınmazlarda çalışma yapılabilmesi için Tekkeköy Belediyesinden muvafakatname alındığını, davalı ... ile ... arasındaki protokolde üstlenilen hukuki sorumluluğun, muvafakatname alınan taşınmazların boşaltılması nedeniyle doğabilecek sorumluluğa ilişkin olduğunu, proje alanındaki her türlü eylem ve işlem nedeniyle doğabilecek zararlara ilişkin tüm sorumluluğun üstlenilmediğini belirterek davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamına göre davaya konu taşınmazın bulunduğu bölgede yürütülen yol çalışması nedeniyle meydana gelecek zararların birleşen davada davalı ... Belediyesince karşılanacağına dair imzalanmış bir protokol bulunmadığı, bununla birlikte dosyada mevcut Samsun Büyükşehir Belediyesi İmar ve Şehircilik Dairesi Başkanlığının 24.05.2017 tarihli yazısına göre davaya konu yolun imar koridorunun boşaltılmasından doğabilecek her türlü hukuki sorumluluğun belediyeye ait olacağının belirtildiği, ancak anılan yazının davalılar arasında geçerli olduğu ve üçüncü kişileri bağlayıcı bir yanı bulunmadığının anlaşıldığı, bu nedenle sorumluluğun yol inşaatını yaptıran asıl davada davalı ... Müdürlüğüne ait olduğu, bu itibarla birleşen davada davalı ... Belediyesi hakkındaki davanın sıfat yokluğu nedeni ile reddi gerektiği, yol yapımı sırasında davalı ... Müdürlüğünün, davacıya ait taşınmaz üzerinde bulunan tesis ve bitkilere zarar verdiğinin tespit edildiği gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile 70.045,40 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Müdürlüğünden tahsiline, birleşen davanın sıfat yokluğundan reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekili ile asıl davada davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Asıl ve birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalılar arasında yapılan protokol gereğince birleşen davada davalı ... Başkanlığının sorumluluğunun bulunduğunu, bu nedenle birleşen davanın sıfat yokluğundan reddine ilişkin verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir.

Asıl davada davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; davaya konu çalışma nedeniyle meydana gelen zarara ilişkin tüm sorumluluğun birleşen davada davalı ... Belediyesine ait olduğunu, davalı ... Müdürlüğüne husumet yöneltilemeyeceğini, bunun yanında hükme esas alınan bilirkişi raporunun da hukuka aykırı şekilde düzenlendiğini belirtmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre İlk Derece Mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata yapılmadığı, davaya konu ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararda usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davada davacı vekili ile asıl davada davalı ... vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekili ile asıl davada davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde; asıl davada davalı ... ile birleşen davada davalı ... Belediyesi arasında yapılan protokol gereğince birleşen davada davalı ... Başkanlığının sorumluluğunun bulunduğunu, bu nedenle birleşen davanın reddi kararının hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

Asıl davada davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, davanın husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

asıl dava ve birleşen dava yönünden, davalılar tarafından yürütülen kavşak köprüsü ile yol yapım çalışması projesi kapsamında, işin yapımı esnasında davacının taşınmazına zarar verildiği iddiasına dayalı maddi tazminat istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 114 üncü ve 115 inci maddeleri ve 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 uncu maddesi.

11.02.1959 tarihli ve 17/15 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının I. bendinde açıkça belirtildiği gibi bir kamu kurumu tarafından verilen kararlar üzerine plan ve projesine göre bir yol yapılması dolayısıyla evinin duvarı yıkılan veya bodrum katını sel basan, bir su tesisi yapılması neticesinde tarlasındaki sular çekilip ağaçları ve mahsulleri kuruyan veya tarlası ekilemez hale gelen yahut tarlasının kenarından geçen derenin kuruması yüzünden tarlası susuz kalan veya su tesisinin bozukluğu yahut bakımındaki ihmal yüzünden tarlasını sular basıp bu suların getirdiği kumlardan dolayı tarlası artık ekilemeyecek duruma düşen kimsenin uğradığı zararlar gibi zararlar idari kararın ve fiilin neticesinde meydana gelen zararlardır. Zira bir kamu kurumunun görevlerinden olan bir işi yapmayı kararlaştırması idari bir karar olduğu gibi bu kararı yerine getirmek üzere plan ve projeler yapıp o plan ve projeler gereğince işi görmesi de verilen kararın neticesi olan birer idari eylemdir. O halde sözü edilen kararda örnek olarak belirtilen bu eylemlerden doğan zararların ödettirilmesi istekleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2 inci maddesi uyarınca bir tam yargı davasıdır ve bu davalara bakma görevi idari yargı yerine aittir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden; asıl ve birleşen davada davalılar tarafından yürütülen kavşak köprüsü ile yol yapım çalışması projesi kapsamında, işin yapımı esnasında davacının taşınmazına zarar verildiği iddiasıyla maddi tazminat isteminde bulunulduğu anlaşılmaktadır. Kavşak köprüsü ve bağlantılı yol yapımı, davalıların plan ve proje kapsamında yürüttüğü bir faaliyet olup davacı tarafından idarenin haksız bir fiiline dayanılmadığından, istemin idarenin hizmet kusuruna dayandığı anlaşılmaktadır.
Şu halde; 6100 sayılı HMK’nın 115 inci maddesi gereği dava şartlarının mevcut olup olmadığını, yargılamanın her aşamasında mahkemenin kendiliğinden araştırması gerektiği de gözetilerek asıl ve birleşen davalar yönünden uyuşmazlığın çözümünün idari yargının görev alanına girmesi sebebiyle 6100 sayılı HMK’nın 114/1-b maddesi gereği yargı yolu dava şartı yokluğundan asıl ve birleşen davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken uyuşmazlığın esastan incelenip yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

1. Değerlendirme bölümünde açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesi kararına karşı asıl ve birleşen davada davacı vekili ile asıl davada davalı ... vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

15.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.