Esastan ret-Ret

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 117.960,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının tacir olduğunu ve davalı bankadan çeşitli tarihlerde krediler kullandığını, kullandığı tüm kredi hesaplarını 08.10.2014 tarihinde kapattığını ancak davalı banka tarafından kullandığı ticari kredilerin yalnızca tüketici kredilerine uygulanan Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu(KKDF) kesintisinin uygulandığını, ayrıca kullandığı kredilerde usulsüz olarak erken ödeme komisyonunun da tahsil edildiğini, banka kayıtları üzerinde yapılacak inceleme sonucunda haksız olarak tahsil edilen KKDF ve erken ödeme komisyonu tutarının açığa çıkacağını iddia ederek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 50.000,00 TL'nin ticari işlere uygulanan faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının davalı bankadan 5 adet ticari olmayan ihtiyaç kredisi, 3 adet ticari kredi kullandığını, ticari kredilerine KKDF kesintisinin yapılmadığını, 5 adet ticari olmayan ihtiyaç kredisine ise usul ve yasaya uygun olarak KKDF kesintisinin yapıldığını, erken ödeme komisyonu tahsilatının ise sözleşme, usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı bankanın bu krediler için KKDF kesintisi yapmama hakkı bulunmadığı, KKDF tahakkukunun mevzuata uygun olarak yapıldığı, bu nedenlerle KKDF kesintisine ilişkin istemin reddinin gerektiği, davacı tarafın ikinci isteminin ise ticari kredilerin erken kapatılması sırasında alınan erken kapama komisyonlarının iadesine ilişkin olduğu, her iki bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi davacının kullandığı ticari kredilerin erken kapatılması sırasında erken kapama komisyonu alındığı hususunun ispatlanmadığı, erken kapama sırasında banka tarafından alınan miktarın kapatılan ticari kredinin bakiye asıl alacağı, işlemiş faizi ve Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi ile gecikme faizinden oluştuğu, bunlar dışında erken kapama komisyonu alındığına ilişkin davacı tarafından da bir belge sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının tacir olduğunu ve ticari kredi kullandığını, davalı bankadan tüketici kredisi kullanılmadığını, buna rağmen KKDF kesintisinin yapılmasının doğru olmadığını, ayrıca erken kapama işleminin de bulunmamasına rağmen erken ödeme komisyonu adı altında haksız tahsilatlar yapıldığını, bu hususların ancak banka kayıtları üzerinde inceleme yapılarak açığa çıkacağını, eksik belgelerin toplanmadığını, eksik inceleme yapıldığını, hesaplanacak tutar dışında bankaca tahsil edilen tutarların haksız olduğunun, erken kapama komisyonu olarak tahsil edildiğinin kabulünün gerektiğini, bilirkişi raporlarının arasında çelişki olduğunu, uzman görüşünün dikkate alınmadığını savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yapılan inceleme neticesinde davalı bankaca davacıdan erken kapama cezası kesilmediği, davacının davalı bankadan bir kısım bireysel ve bir kısım ticari kredi kullandığı, davacının kullandığı ticari kredilerden KKDF kesintisi yapılmadığı, davacının gerçek kişi tacir olmasının kullandığı tüm kredilerin ticari kredi olduğu anlamına gelmediği, sözleşme hürriyeti çerçevesinde gerçek kişi tacir olan davacının bireysel kredi kullanmasına engel bir yasal düzenlenmenin bulunmadığı, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrar ederek kararın kaldırılmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, davalı bankanın davacıdan haksız olarak KKDF ve erken ödeme komisyonu tahsil edip etmediği noktasında toplanmaktadır.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin birinci alt bendi

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

03.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.