Davanın kabulüne

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

1. Kadastro sırasında; ... ilçesi ... Köyü çalışma alanında bulunan 142 ada 66 ve 149 ada 16 parsel sayılı sırasıyla 72.971,48,76.026,54 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden oldukları belirtilerek, ham toprak ve taşlık vasfıyla Hazine adına tespit edilmişlerdir.

2. Davacı ... dava dilekçesinde; tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, taşınmazların bir bölümüne yönelik ayrı ayrı dava açmış, yargılama sırasında davacı ...’ın ölümü nedeniyle dava mirasçıları ... ve arkadaşları tarafından takip edilmiştir.

Davalı taraf davaya cevap vermemiştir.

İlk Derece Mahkemesince dosyalar birleştirilmiş, 09.03.2016 tarihli ve 2013/110 Esas, 2016/15 Karar sayılı kararı ile, davanın kabulüne, "çekişmeli 142 ada 66 ve 149 ada 16 parsel sayılı taşınmazların kadastro tutanaklarının iptaline, fen bilirkişisi Nihat Aksakal tarafından tanzim olunan 25.11.2015 hakim havale tarihli rapor ekindeki krokide (A) harfi ile kırmızı kalemle gösterilen 26.510,90 ve (C) harfi ile 17.647,90 metrekare kısımların 149 ada 16 parselden ifraz edilerek 149 adanın son parsel numarası verilmek suretiyle tarla vasfı ile, dosyaya celp edilen aile nüfus kayıtlarına göre taşınmazın tamamı (1) pay kabul edilerek ölü davacı evlatları davacılar adına (1)'er pay olarak, bakiye (B) harfi ile yeşil kalemle gösterilen 31.867,74 metrekare kısmın ada ve parsel numarası korunarak ham toprak ve taşlık vasfı ile Hazine; fen bilirkişisi Nihat Aksakal tarafından tanzim olunan 03.02.2015 hakim havale tarihli rapor ekindeki krokide (A) harfi ile kırmızı kalemle gösterilen 9.689,09 metrekare kısmın 142 ada 66 parselden ifrazı ile 142 adanın son parsel numarası verilmek suretiyle tarla vasfı ile dosyaya celp edilen aile nüfus kayıtlarına göre taşınmazın tamamı (1) pay kabul edilerek ölü davacı evlatları adına (1)'er pay olarak, (B) harfi ile gösterilen 63.182,39 metrekare kısmın ada ve parsel numarası korunarak ham toprak ve taşlık vasfı ile Hazine adına tapuya tespit ve tesciline" karar verilmiştir.

1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 11.11.2019 tarihli ve 2016/7534 Esas, 2019/7456 Karar sayılı kararıyla, kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olduğu açıklanarak sair yönler incelenmeksizin hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "çekişmeli 149 ada 16 parsel içerisinde (A) harfi ile gösterilen 27290,38 metrekare yüzölçümündeki bölümün davacının dayanak tapu kaydı kapsamında kaldığını ve tarla niteliğinde olduğunu, çekişmeli 149 ada 66 parsel içerisinde (A) harfi ile gösterilen 5.555,01 metrekare yüzölçümündeki bölüm üzerinde davacı lehine zilyetlikle mülk edinme şartlarının gerçekleştiği kabul edilerek davanın kabulüne; çekişmeli 149 ada 16 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptaline, fen bilirkişileri ... ve ... tarafından hazırlanan 11.11.2010 tarihli fen bilirkişi raporu'nda Kars ili ... ilçesi ... Köyü 149 ada 16 parsel sayılı taşınmaz içerisinde (A) harfi ile gösterilen 27.290,38 metrekare yüzölçümündeki kısmın ifrazı ile aynı adanın son parsel numarası verilmek suretiyle davacının mirasçıları adlarına, kalan 48.736,16 metrekare kısmın aynı ada ve parsel numarasıyla Hazine adına aynı vasıfla tapuya tespit ve tesciline; çekişmeli 142 ada 66 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptaline, fen bilirkişileri İ.Ç. ve M.G tarafından hazırlanan 11.11.2010 tarihli fen bilirkişi raporunda Kars ili, ... ilçesi, ... Köyü 142 ada 66 parsel sayılı taşınmaz içerisinde (A) harfi ile gösterilen 5.555,01 metrekare yüzölçümündeki kısmın ifrazı ile aynı adanın son parsel numarası verilmek suretiyle davacının mirasçıları adlarına, kalan 67.416,47 metrekare yüzölçümündeki kısmın aynı ada ve parsel numarasıyla Maliye Hazinesi adına aynı vasıfla tapuya tespit ve tesciline" karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; çekişmeli taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu, zilyetlikle kazanılamayacağını, eksik araştırma ve inceleme yapıldığını, kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu bildirmiş ve resen araştırılacak hususlarla birlikte hükmün bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, askı ilan süresi içerisinde açılan kadastro tespitine itiraz davası olup, çekişmeli taşınmazların davacının dayanak tapu kayıt kapsamında kalıp kalmadığı, tapu kaydının çekişmeli taşınmazlara aidiyetinin ispat edilememesi halinde ise 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14 ve 17 nci maddelerinin davacı lehine oluşup oluşmadığının belirlenmesi istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 Sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 sayılı Kanun'un 1,13,14,17,20 nci maddeleri

1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, İlk Derece Mahkemesince bozma gereklerine uygun biçimde karar verildiğine göre, davacı Hazine vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. 3402 sayılı Kanun'un 1 inci maddesi uyarınca kadastronun amacı, taşınmaz malların hukuki durumlarını tespit etmek suretiyle 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) öngördüğü tapu sicilini oluşturmaktır. Bu nedenle kadastro hakimi, doğru, güvenilir, infazı kabil, yorum ve tahmine yer vermeyecek şekilde açık bir hükümle sicil oluşturmak; sicil oluştururken de 3402 sayılı Kanun'un 25/1 inci maddesi uyarınca miras bırakanların tüm mirasçılarını tespit edip her bir mirasçının adını ve adına tescili gereken hisse miktarını belirlemek zorundadır. Açıklanan bu kurallar yargıda açıklık ilkesinin bir gereği olduğu gibi Yargıtay denetimine imkan da sağlar. Ayrıca hükmün infaz kabiliyetinin de bulunması gerekir. Yorum, tahmin, takdir ve yapılan atıflara ulaşmak yoluyla infaz edilebilecek bir hükmün, infazı kabil ve infazda tereddüt uyandırmayacak bir hüküm olarak kabulü mümkün olmadığı gibi, böyle bir hükmün denetime imkan verdiğinden de söz edilemez.

Somut olayda mahkemece, adlarına tescil kararı verilen davacı ... mirasçılarının kimler olduğu açıklanmış ancak adlarına tescili gereken paylar belirlenmemiş olup, bu husus bozmayı gerektirir.

Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.

Davalı vekilinin (V.C.3.1) no.lu bentte yazılı nedenlerle diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

Davalı vekilinin (V.C.3.2) no.lu bentte yazılı nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının 1./C ve 2./C bendlerinde yer alan "gözetilerek" kelimesinden sonra "veraset ilamındaki payları oranında" kelimelerinin ayrı ayrı eklenmek suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,30.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.