İNCELENEN KARARIN;
TCK 314/2,3713 sayılı Kanunun 5/1, TCK 53/1-2,58/9,63maddeleri uyarınca mahkumiyet hükmüne ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin verilen cezaların nev ve miktarına göre yasal şartları oluşmadığından CMK'nın 299. maddesi uyarınca reddine;
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.03.2018 tarihli ve 2017/66 Esas - 2018/49 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin 2 nci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunun 5/1 maddesi, TCK'nın 53 ncü maddesinin 1-2 inci fıkrası uyarınca 9 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 12/02/2019 tarihli ve 2018/1192 Esas, 2019/178 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3.Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 15.10.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
Sanık müdafiinin temyiz isteminde özetle;
Soruşturma ve yargılama sürecinde adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, sanığın bylock kullandığına ilişkin dosyada somut delil bulunmadığı, ByLock programını telefonuna yüklemediği, ByLock yazışma içeriklerinin olmadığı, ByLock'a ilişkin varlığı somut delillerle ispatlanmayan Mit raporlarının delil niteliğinde olmadığı, ByLock'un hukuka aykırı delil olduğu, sanığın devlet aleyhinde herhangi bir fiilde bulunduğuna ilişkin somut bulgu bulunmadığı, kod adı kullanmadığı, sanığın evinde yapılan aramada örgütsel dokümana rastlanmadığı, bu durumun sanığın örgütle doğrudan ya da dolaylı bağlantsının olmadığını gösterdiği, sanık hakkında soyut olgularla suç isnadında bulunulduğu, sanığın hangi tarihten itibaren terör örgütünün üyesi olduğu, hangi gayrimeşru fiilleri gerçekleştirdiği hususlarının cevapsız kaldığı, tanıkların mahkemede sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile alakasının olmadığını, ifadelerinin zorla alındığını beyan ettikleri, Bank Asyada hesap açtırmanın ve hesaba para yatırmanın suç olarak tanımlanmadığı, sonradan yasal düzenlemeyle dahi hesap hareketlerini suç kapsamına almanın mümkün olmadığı, sanığın hangi işlem, hesap hareketi ve transferi ile hangi terörist faaliyeti desteklediğinin somut şekilde delilleriyle ortaya konulması gerektiği belirtilmiştir.
Sanığın temyiz isteminde özetle;
Tanıkların kollukta aleyhine verdikleri ifadelerinden mahkemede döndükleri, ancak mahkeme tarafından tanıkların kolluk ifadelerinin esas alındığı, hiçbir emniyet mensubunun hakkında ifade vermediği, ByLock içeriklerinin çelişkili olduğu, user-id eşleşmesinin doğru olarak yapılmadığı, bilişim uzmanı tarafından inceleme yapılması talebinin kabul edilmediği, gerekçeli kararda suç tarihinde Kocaeli'nde olduğuna ilişkin ifadenin hatalı olduğu, 2011-2016 yılları arasında İstanbul'da öğretmenlik yaptığı belirtilmiştir.
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın Kocaeli ilinde öğretmen iken FETÖ mensubu komiserlere “abilik” yaptığı ve Ömer kod adını kullandığı, 0505 223 **** numaralı telefonuna bylock yüklediği ve kullandığı, ayrıca 26327157968@ttnet internet hattında da ByLock tespit edildiği,
H. M. ve S. E. isimli tanıklar soruşturma aşamasında sanığı teşhis etmiş olmalarına rağmen mahkememizdeki beyanlarında bu ifadelerinden dönmüşler ve soruşturma aşamasındaki beyanlarını işkence altında verdiklerini söyledikleri, ancak tüm dosya kapsamı ile tanıkların soruşturma aşamasındaki beyanlarının ayrıntılı ve samimi olması ve ayrıca H. M., S. E. ve S. B. isimli tanıkların soruşturma aşamasında alınan beyanlarının birbirlerini destekler nitelikte olması karşısında bu tanıkların soruşturma aşamasındaki beyanları dikkate alınmış ve mahkemedeki beyanlarına itibar edilmediği, sanığın savunmalarında üzerine atılı suçlamaları inkar ettiği ancak tanıkların soruşturma aşamasındaki samimi ve ayrıntılı beyanları ile Bylock’a yönelik olarak İstanbul Emniyet Müdürlüğü ve BTK raporları dikkate alındığında sanığın savunmalarına itibar edilmeyerek sanığın subut bulan eyleminin silahlı terör örgütü üyeliği suçunu oluşturduğu, suçun işleniş şekli ve özelliği ile, sanığın komiserlere örgüt içinde “abilik” yapması ve ByLock giriş sayıları dikkate alınarak alt sınırdan uzaklaşılması gerektiği değerlendirilerek TCK'nın 314/2 nci maddesi uyarınca 6 yıl, 3713 sayılı Kanun'un 5/1 inci maddesi uyarınca 1/2 artırım yapılarak 9 yıl, sanığın yargılama sürecinde lehine takdiri indirim nedeni kabul edilecek herhangi bir kanuni ve taktiri unsur bulunmadığından sanık lehine TCK'nın 62 nci maddesinin uygulanmasına takdiren yer olmadığına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı belirlenmiştir.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
a) Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Dairemizin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas ve 2017/3 sayılı Kararında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.
b)Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Dairemizin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas ve 2017/3 sayılı Kararında ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespit edilmesi halinde sanığın örgütle bağlantısını gösteren bir delil olarak kabul edilmesi mümkündür.
c)Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, üzerine kayıtlı GSM hattı ve DSL hattı ile 2592 ID numarası üzerinden örgütün gizli haberleşme programı ByLock programını kullanan, örgütün emniyet mahrem yapılanmasında Ömer kod adını kullanarak abilik yapan, sohbetler düzenleyen, himmet toplayan sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne organik olarak bağlı olduğu, örgütün hiyerarşik yapısı içerisinde yer alıp emir ve talimatları doğrultusunda hareket ettiği anlaşılmakla ilk derece mahkemesinin kararında bir isabetsizlik olmadığı görülmüştür.
d)Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen esasa müessir olabilecek savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımın kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla, incelenen hükümde hukuka aykırılık saptanmamıştır.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 12.02.2019 tarihli ve 2018/1192 Esas, 2019/178 sayılı Kararında sanık ve müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
29.03.2023 tarihinde karar verildi.