Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede,
5271 sayılı CMK'nın 231/11. maddesi kapsamında, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işleyen veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülükleri yerine getirmeyen sanık hakkında hükmün açıklanabilmesi için öncelikle, usulüne uygun olarak kesinleşmiş bir hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının bulunması gerekliliği karşısında, Mahkemenin 16/12/2010 tarih, 2010/165 esas, 2010/946 sayılı kararıyla sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiği ancak bu kararın sanığın mahkemeye bildirdiği en son adresine gönderilip iade gelmesi üzerine MERNİS adresine öncelikle Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre, tebligat yapılamaması halinde ise aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca tebliğ edilmesi gerekirken sanığa Tebligat Kanunun 35. maddesi gereğince yapılan tebligatın usulsüz olduğu, bu nedenle kararın usulüne uygun olarak kesinleşmediği ve denetim süresinin işlemeye başlamadığı, dolayısıyla da hükümlerin açıklanamayacağı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, O Yer Cumhuriyet Savcısı ve sanık ... müdafisinin temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden, başkaca yönleri incelenmeksizin HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 16/06/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.