Mahkûmiyet

Sanık ... hakkında kurulan hükümle sınırlı olarak yapılan incelemede, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 ... maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 ... maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1 .Finike Cumhuriyet Başsavcılığının 23.07.2013 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında iftira suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 267 nci maddesinin birinci fıkrası, 38 ... maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 53 ve 54 üncü maddeleri uyarınca cezalandırılması istemi ile davası açılmıştır.

2. Finike Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.02.2016 tarihli ve 2013/202 Esas, 2016/126 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında iftira suçundan 5237 sayılı Kanun’un 267 nci maddesinin birinci fıkrası, 2 kez 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay 18 ... hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

Sanık müdafiinin temyiz isteği;

1. Eksik inceleme yapıldığına,

2. Bilirkişi raporlarının çelişkili olduğuna,

3. Savunma hakkının kısıtlandığına vesaireye ilişkindir.

1. Dava konusu olay, sanığın, ... gönderici adıyla ... ... Komutanlığına, ... ... gönderici adıyla Finike Polis Müdürlüğüne, ... ... gönderici adıyla Finike Karakol Komutanlığına hitaben farklı tarihlerde yazılmış üç adet mektupta; ...'ın eşi ...'ı pazarladığı, kullandığı motorsikletin çalıntı olduğu, her türlü hırsızlık ve yasadışı işlere karıştıkları, tefecilik ve kuryecilik yaptığı şeklinde işlenmediğini bildiği halde kolluk kuvvetlerine ihbarda bulunarak iftira suçunu işlediğine ilişkindir.
2. 18.01.2013 tarihli ... Kriminal Uzmanlık Raporuna göre (1) numara ile tanımlanan belge üzerinde bulunan yazıların ... ...'ın kızı ve ...'ın torunu olan tanık E.K ... ürünü olduğu tespit edilmiştir. 08.03.2013 tarihli ... ... Kriminal uzmanlık raporunda; (3,4,5 ve 6) numaralar ile tanımlanan inceleme konusu belgeler üzerinde bulunan söz konusu yazıların ... ... ürünü olduğu kanaatine varılmıştır. Yine 11.09.2014 tarihli Adli Tıp Kurumundan alınan raporda inceleme konusu (3,4,5 ve 6) olarak numaralandırılmış belgelerde yer ... yazıların ...'ın ... ürünü olduğu belirtilmiştir.

3. Bu açıklamalar doğrultusunda mağdur ... ve katılan ... hakkında fuhuşa teşvik, hakaret, iftira ve hırsızlık suçlarından takipsizlik kararı verilmiştir.

1. İftira suçunun oluşabilmesi için; yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat edilmesinin gerektiği; somut olayda taraflar arasında önceye dayalı husumet bulunduğu,sanığın kendi el yazısı ile yazdığı iki adet mektubu ve torunu E.K'ya yazdırdığı bir adet mektubu, Finike Emniyet Müdürlüğü, Antalya ... Komutanlığı ve Finike İlçe ... Komutanlığına göndermek suretiyle katılan ...'ın eşi mağdur ...'ı pazarladığı, ...'ın kullandığı motosikletin çalıntı olduğu, her ikisinin de her türlü hırsızlık ve yasa dışı işlere karıştıkları, tefecilik ve kuryecilik yaptıklarını belirterek mağdur ve katılan hakkında ceza soruşturması başlamasını sağlamak amacıyla ihbarda bulunduğunun mağdur ve katılan beyanları, bilirkişi raporları, ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ve tüm dava dosyası kapsamındaki deliller birlikte değerlendirildiğinde mahkemenin atılı suçun sübutu ve suç niteliğini kabulünde hukuka aykırılık görülmemiştir.

2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

3. Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen, hükmün dördüncü paragrafında eylemin değişik zamanlarda mağdur ve katılana karşı birden fazla gerçekleştirildiğinden bahisle sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin uygulanması sırasında birinci fıkrası yerine ikinci fıkrası yazılması düzeltilebilir nitelikte bir hukuka aykırılık olarak kabul edilmiştir.

4. Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin ek kovuşturmaya yer olmadığına dair verilen karar tarihi olan 25.03.2013 yerine, 24.06.2011-29.07.2011-10.02.2012 olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak değerlendirilmiştir.

Gerekçe bölümünde 3 numaralı bendinde açıklanan nedenlerle Finike Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.02.2016 tarihli ve 2013/202 Esas, 2016/126 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 ... maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükmün dördüncü paragrafında yer ... ''43/2'' ibaresinin yerine ''43/1' ibaresinin yazılması suretiyle hükmün, Tebliğnameye kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.03.2023 tarihinde karar verildi