765 sayılı TCK.nun 342/1,59 mad göre 1 yıl 8 ay hpc
5237 sayılı TCK.nun 247/1,62,53 mad göre 4 yıl 2 ay hpc

1-Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığa yüklenen resmi belgede sahtecilik suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin, cezayı azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, suç tarihinde yürürlükte olan 765 sayılı TCK.ile 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK.nun somut olaya ilişkin ilgili tüm hükümleri karşılaştırılması neticesinde lehe yasa belirlenmiş incelenen dosyaya göre verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan sanık müdafiinin bir sebebe dayanmayan ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,

2-Sanık müdafinin değişen suç vasfına göre zimmet suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelen temyizine gelince:
Serbest Muhasebecilerin, 3568 Sayılı Kanunun 2. maddesinde belirtilen görevleri arasında SSK prim borcu yatırmak olmadığı ayrıca, Türkiye Serbest Muhasebeciler Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği’nin Mecburi Meslek Kararlarına ilişkin 26.01.1996 tarihli Resmi gazetede yayınlanan 1996/1 sayılı genelgesinin 1. maddesinde yer alan “meslek mensupları, müşteri adına üçüncü kişilere ödeme yapmak üzere her ne isim altında olursa olsun mali değerler alamazlar” şeklindeki hükmüne göre; sanığın şikâyetçilerden vergi ve prim borçlarını yatırmak üzere aldığı paraları yatırmayarak özel işlerinde kullandığının iddia ve kabul olunması karşısında eyleminin görevi ile ilgisi bulunmayıp, suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCY. nun 508. maddesindeki “emniyeti suistimal” suçunu oluşturacağı gözetilmeden yazılı şekilde suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek zimmet suçundan mahkumiyetine karar verilmesi,yasaya aykırı ise de; 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5349 sayılı Kanunla değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükümleri karşısında; sanığa yüklenen bu suçun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanık lehine olan 765 sayılı TCK. nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenleyerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken, 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı Yasanın 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak sanık hakkında anılan suçtan açılan kamu davasının gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK.nun 102/4 ile 104/2 ve CMK.nun 223. maddeleri gözetilerek (DÜŞÜRÜLMESİNE), 18.07.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Ş.D.