SAYISI: 2018/211 E., 2020/42 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirkete sigortalı, davalının sürücüsü ve işleteni olduğu araç ile 05.10.2014 tarihinde alkollü şekilde kavşağa ters girmek suretiyle dava dışı araç ile kaza yaptığını, söz konusu kaza nedeni ile dava dışı araçta bulunan şahsın yaralandığı ve müvekkili aleyhine Samsun Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/15 E. sayılı dosyası ile açtığı maddi tazminat davası nedeni ile aleyhlerine 138.431,64 TL tazminata hükmedildiği ve Samsun 9. İcra Müdürlüğü'nün 2017/16784 Esas sayılı dosyasından gelen ödeme emri ile 206.242,27 TL ödeme yaptıklarını, kazanın salt alkolün etkisi ile meydana geldiğini, davalının kusurlu olduğunu bu nedenle ödenen tazminatın rücusu için Terme İcra Müdürlüğünün 2017/443 Esas sayılı dosyası ile icra takibine başladıklarını, ancak davalının itiraz ederek takibin durmasına neden olduğunu, söz konusu kazada 3.00 promil alkollü olan davalının ağır kusurlu olduğunu ve rücu şartlarının oluştuğunu iddia ederek, fazlaya ilişkin talepleri saklı kalmak kaydı ile Terme İcra Müdürlüğü'nün 2017/443 Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile %20 oranından az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının daha önce bir kısım ödeme yapmak zorunda kaldığı tazminat miktarı nedeni ile Terme 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/229 Esas sayılı dosyası ile açtığı davada ilk derece mahkemesinin davayı kabul etse de istinaf mahkemesinin kararı kaldırarak davanın reddine karar verdiğini, bu kararın somut dava açısından kesin hüküm teşkil ettiğini, davalı müvekkilinin kazada ağır kusuru olmadığının mahkeme kararı ile kesinleştiğini, kazanın salt alkol etkisi ile meydana gelmediğinin ispatlandığını, ayrıca davalının kanında bulunan alkolün limitin üstünde bir oran olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Davacının, 05.10.2014 tarihli kaza nedeni ile dava dışı ...'e ödemiş olduğu 206.242,27 TL'nin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olduğunu, dosyaya alınan kusur raporunda kazanın salt davalının alkollü olması nedeni ile gerçekleşmediğini, davalının kazada %80 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiğini, ödenen tazminatın rücusu için kazanın alkol nedeni ile güvenli sürüş yeteneğinin kaybedilmesi sonucu gerçekleşmesi, bunun yanında kazaya neden olan başkaca bir etkenin olmaması gerektiği ancak kazanın meydana gelmesinde dava dışı karşı taraf araç sürücüsünün de kusuru bulunduğu" gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalı ...'in kazada asli kusurlu olduğunun tespit edildiğini, rapora itirazları olduğu halde yeni bir heyetten rapor almadan hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, rapor düzenleyen heyetin uzmanlık alanları gereği değerlendirme yetkinliğine sahip olmadıklarını, davalı sigortalının yasal oran üzerinde 3,00 promil alkollü olarak araç kullandığını, kavşağa ters girerek trafik kazasına sebebiyet verdiğini, alkollü olmasa idi kazanın meydana gelmeyeceğini, alkollü olarak trafiğe çıkılmasının aynı zamanda kast ve ağır kusur da içerdiğini, bu nedenle mahkemece verilen kararın hatalı olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Alınan bilirkişi raporunun denetime açık olduğu, konusunda uzman ve aralarında doktor nörolog bilirkişininde bulunduğu heyet tarafından alındığı, davalının ağır kusurunun ispatlanamaması karşısında mahkemenin kararının yerinde olduğu" gerekçesi ile davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kazanın alkolün etkisi ile gerçekleştiğini, dosyaya alınan rapora itirazlarının değerlendirilmediğini, bilirkişi heyetinin uzmanlık alanları gereği değerlendirme yetkinliğine sahip olmadığını, mahkemenin karşı taraf araç sürücüsünün %20 oranında kusurlu olduğu gerekçesi ile salt alkol etkisinden bahsedilemeyeceğini beyan etse de davalının 3.00 promil alkollü olduğunu ve değerlendirilmesi gerekenin alınan alkol oranının söz konusu kural ihlalinin yapılmasına sebebiyet verip vermeyeceği hususu olduğunu beyan ederek kararı temyiz etmiştir.

davacıya ... ile sigortalı aracın 05.10.2014 tarihinde yaptığı trafik kazası nedeniyle ödenen tazminatın rücuen tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali, takibin devamı ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49,51 ve 73 üncü maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 48 inci maddesi, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi ile Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.

Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere; dosyaya aralarında nörolog bilirkişinin de bulunduğu bilirkişi heyetinden davaya konu kazada kusur oranlarının tespiti ve kazanın salt alkolün etkisinde gerçekleşip gerçekleşmediğine dair alınan raporda, davalının kazada %80, dava dışı araç sürücüsünün ise %20 oranında kusurlu bulunduğu ve kazanın salt alkolün etkisi ile meydana gelmediğinin anlaşılmasına göre karar usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

29.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.