Dava, ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı, ortağı olduğu ...nden hissesini devretmek suretiyle ayrılması sebebiyle şirketin ödeme emrine borçlarından sorumlu olmadığı gerekçesiyle kendisine tebliğ edilen ödeme emrinin iptali talebi ile eldeki davaya açmış; Mahkemece, davacının hisselerini ödeme emrinin tebliğinden önce 11.03.2010 tarihinde Mustafa Kaplan’a devretmesi ve şirket ortağı olmaması sebebiyle artık borçtan devralan ortağın sorumlu olduğu gerekçesiyle davacının dava konusu ödeme emrinden dolayı borçlu olmadığının tespitine ve ödeme emrinin iptaline karar verilmiş ise de; verilen kararın, yanılgılı değerlendirmeye dayalı olduğu anlaşılmıştır.
Öncelikle, davacının, adı geçen şirkette 14.08.2009 tarihinde başlayan ortaklığına dair hisselerini, 11.03.2010 tarihli noter senedi ile devrederek, 11.03.2010 tarihi itibariyle şirket ortaklığının sona erdiği, davacının şirkette temsil ve ilzam yetkisinin olmadığı belirgindir. Bu durumda, davanın yasal dayanağı, 6183 sayılı Amme Alacakları Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 35. maddesi olup, anılan maddede;
“Limited şirket ortakları, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar.
Ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahıslar devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur.
Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur.”hükmü öngörülmüştür.
Davacıya gönderilen ödeme emirlerinin 2003/6-2009/8 dönemi arasındaki muhtelif aylara ilişkin olduğu gözetildiğinde, davacının devir tarihinden öncesine ilişkin bu borçlardan %90 ortaklık hissesine istinaden devreden şahısla birlikte 6183 sayılı Amme Alacakları Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 35. maddesi hükmüne göre müteselsilen sorumlu olduğu açıktır.
Yargılama sırasında...nden gönderilen 01.07.2014 tarihli yazıda, davacıya gönderilen ödeme emrine konu borçların tamamının asıl borçlu şirket tarafından yapılandırılarak ödendiği bildirilmiştir. Ancak yazıda, borcun ödenme tarihi açıkça belirtilmemiştir. Bu nedenle, Mahkemece, davanın hangi tarihte ödendiği Kurumdan sorulup belirlenerek, davacıya ödeme emrinin gönderilmesinden ve davanın açılmasından sonra ödenmiş olduğunun tespiti halinde, davacının borçtan sorumlu olduğuna dair hükümler de gözetilmek suretiyle, davalı Kurumun talebi gibi yargılamaya, yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden devam edilerek bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde ödeme emrinin iptaline karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedendir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul olunmalı ve hüküm bozulmalıdır.
Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 07.04.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.