Davanın reddine
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının davacı ... müdahil tarafından temyiz edilmesi üzerine İlk Derece Mahkemesi'nin 21.12.2020 tarihli ek kararlarıyla, davacı ... asli müdahilin temyiz dilekçelerini süresi içerisinde vermedikleri gerekçesiyle temyiz taleplerinin reddine karar verilmiş olup, iş bu ek karar davacı tarafından temyiz edilmekle kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davacı ... davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1. Ağrı ili Merkez ilçesi ... köyü çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu (3402 sayılı Kanun) uyarınca 2006 yılında yapılan kadastro sırasında, 101 ada 143,144,154 ve 155 parsel sayılı sırasıyla 2.133.03,1.763.85,3.183,41 ve 6.851,69 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar, meradan açılmak suretiyle tarla haline getirildikleri belirtilerek, mera vasfıyla sınırlandırılmışlardır.
2. Davacı ... dava dilekçesiyle; Ağrı ili Merkez ilçesi ... 101 ada 143,144,153,154,155 parsel sayılı taşınmazların 1941 yılında satış senedi satın alındığını ve taşınmazların dedesinden babasına, babasından da kendisine kaldığını, taşınmazları yıllardır ekip biçtiklerini belirterek, kadastro tespitlerinin iptali ile taşınmazların adına tapuya tesciline karar verilmesi istemiyle dava açtıktan sonra, yargılama sırasında keşif sırasında alınan beyanında, dava konusu taşınmazlardan 101 ada 154 ve 144 parsel sayılı taşınmazların ...’ye, 101 ada 143 ve 155 parsel sayılı taşınmazların ise kendisine ait olduğunu ifade etmiş ve bilahare 25.09.2007 tarihli dilekçesiyle, dava konusu 101 ada 153 parsele yönelik davasından feragat ettiğini beyan etmesi nedeniyle ara kararla 101 ada 153 parsel sayılı taşınmaza ilişkin davanın tefrikine karar verilmiş ancak, taşınmaza ait kadastro tutanak aslı dosya dosya içerisinde bırakılmıştır.
3. Asli müdahil ... müdahale dilekçesinde; dava konusu 101 ada 114 ve 154 parsel sayılı taşınmazlar üzerinde davacı ... davalıların her hangi bir haklarının bulunmadığını belirterek, bu parsellerin kendi adına tespit ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; çekişmeli taşınmazların zilyetlikle iktisabı mümkün olmayan yerlerden olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı ... temsilcisi cevabında; dava konusu taşınmazların davacıya ait olduğunu beyan etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 01.06.2009 tarih ve 2006/178 Esas, 2009/65 Karar sayılı önceki kararı ile, çekişmeli 101 ada 143,144,154 ve 155 parsel sayılı taşınmazların tarım arazisi oldukları ve davacı ... müdahil lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile 101 ada 144 ve 154 parsel sayılı taşınmazların müdahil ..., 101 ada 143 ve 155 parsel sayılı taşınmazların ise davacı ... adına tesciline karar verilmiştir.
1. İlk Derece Mahkemesinin 01.06.2009 tarih ve 2006/178 Esas, 2009/65 Karar sayılı önceki kararı, karşı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
2. Temyiz incelemesi neticesinde, Yargıtay (Kapatılan) (16). Hukuk Dairesinin 25.12.2009 tarih ve 2009/6174 Esas, 2009/8985 Karar sayılı ilamıyla; "yapılan araştırma ve incelemenin yeterli olmadığı belirtilerek, mahallinde komşu köylerde oturan ve davada yararı bulunmayan yaşlı ve tarafsız kişiler arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve tarafların aynı yöntemle belirlenerek tanıkları hazır olduğu halde yeniden keşif yapılması, yapılacak keşifte dinlenecek yerel bilirkişi, taraf tanıkları ve dinlenmeyen tespit bilirkişilerinden, çekişmeli taşınmazların öncesinde ne oldukları, kimden kime ne şekilde intikal ettikleri, zaman içinde sınırlarında genişleme olup olmadığı, 101 ada 218 parsel sayılı mera parseli ile arada ayırıcı unsur bulunup bulunmadığı, 101 ada 218 parsel sayılı taşınmazın kadim mera olup olmadığı gibi hususların tek tek sorulması, bilirkişi ve tanık sözlerinin komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmesi, bilirkişi ve tanık sözleri arasında doğabilecek çelişkilerin usulen giderilmesine çalışılması, tespite aykırı sonuçlara ulaşılması halinde tespit bilirkişilerinin tanık sıfatıyla dinlenilerek beyanlar arasındaki çelişkilerin giderilmesi, ziraat mühendisleri bilirkişi kurulundan, taşınmazların eğimi, toprak yapısı, bitki örtüsü, kullanım durumu, öncesinin mera nitelikli yerlerden olup olmadığı hususlarında komşu parsellerle karşılaştırmalı değerlendirmeyi içeren, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınması, çekişmeli taşınmazlar ile mera arasında ayırıcı unsur olarak doğal ya da yapay bir sınırın bulunup bulunmadığının belirlenmesi, çekişmeli taşınmazların bütün yönlerden, özellikle niteliklerini belirlemek için önemli olan hususları gösterir fotoğrafları çektirilerek dosyaya eklenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi" gereğine değinilerek ilk derece mahkemesi kararı bozulmuştur.
Bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dava konusu taşınmazlardan 101 ada 154 ve 155 parsel numaralı taşınmazların üç yönüyle 101 ada 218 mera parseli ile çevrili olduğu ve bu mera parselinin ortasında kaldığı, dava konusu 101 ada 143 ve 144 parsel sayılı taşınmazların ise dört yönüyle mera parseli ile çevrili olup 101 ada 218 parselin ortasında kaldığı, alınan teknik raporlarında da dava konusu taşınmazlarla çevrili olduğu komşu mera parseli arasında ayırıcı unsurların bulunmadığının ve sınırlarının belirgin olmadığının belirtildiği, keşifte yapılan gözlemde de dava konusu taşınmazlar ile komşu mera parseli arasında doğal veya yapay herhangi ayırıcı unsurun tespit edilmediği, dinlenilen mahalli bilirkişiler beyanlarında, dava konusu taşınmazların davacı ... müdahile ait olduğunu tarla ve çayır olarak kullandıklarını, satış senedinin taşınmazlara uyduğunu belirtilmiş ise de meralar üzerinde sürüdürülen zilyetliğe değer verilemeyeceği, bu nedenle mahalli bilirkişilerin beyanlarına itibar edilmediği, mera parselinin ortasında kalan ve mera bütünlüğünü bozan taşınmazların meradan açıldığının kabulü gerektiği ve özel mülke konu olamayacakları gerekçesiyle, davacı ... asli müdahillin davasının reddine, çekişmeli 101 ada 143,144,154 ve 155 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi 3402 sayılı Kanun'un 16/B maddesi uyarınca aynı ada ve parsel numaraları altında mera vasfı ile sınırlandırılmalarına ve özel siciline yazılmalarına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı, davacı ... ve asli müdahil ... tarafından temyiz edilmiş olup, İlk Derece Mahkemesinin 21.12.2020 tarihli ek kararlarıyla, davacı ... asli müdahilin temyiz dilekçelerini süresi içinde vermedikleri gerekçesiyle temyiz taleplerinin reddine karar verilmiş ve iş bu ek karar, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı ... temyiz dilekçesinde; kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, çekişmeli 101 ada 143 ve 155 parsel sayılı taşınmazlar yönünden dava dilekçesindeki iddialarının yanında taşınmazların üzerinde 30 - 40 yıldan fazla bir süredir zilyetliğinin bulunduğunu, taşınmazların babasından kendisine tapulu olarak intikal ettiğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz istemine ilişkin olup, dosya içeriğine, bozmanın mahiyetine ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, temyize konu 101 ada 143 ve 155 parsel sayılı taşınmazlar üzerinde davacı taraf lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14,16 ve 17 inci maddeleri,
1. İlk Derece Mahkemesinin 21.12.2020 tarihli ek kararıyla, davacı tarafın temyiz dilekçesinin süre yönünden reddine karar verilmiş ise de, gerekçeli kararın tebliğine ilişkin mazbatada muhatabın geçici olarak adreste bulunmama sebebinin yazılmadığı ve bu haliyle söz konusu tebligatın usulüne uygun olmadığı anlaşıldığından, İlk Derece Mahkemesince usulsüz tebligata dayanılarak verilen temyiz talebinin reddine ilişkin 21.12.2020 tarihli ek kararının bozularak ortadan kaldırılmasına ve esasa ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine karar vermek gerekmiştir.
2. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacının temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan Sebeplerle;
İlk Derece Mahkemesinin temyiz talebinin reddine ilişkin 21.12.2020 tarihli ek kararının bozularak ORTADAN KALDIRILMASINA,
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 120,60 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,28.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.