İNCELENEN KARARIN;
İlk Derece Mahkemesince hükmedilen mahkumiyet kararının kaldırılarak, sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması sureti ile mahkumiyetine dair karar
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Elazığ 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.02.2018 Tarih ve 2016/319 Esas 2018/39 sayılı Kararı
Sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 314/2,62,53,58/9,63 üncü maddeleri ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (3713 sayılı) 3, 5/1 inci maddesi uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve sanık hakkındaki cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmiştir.
2. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 01.04.2019 Tarihli ve 2018/1541 Esas, 2019/561 sayılı Kararı
Elazığ 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.02.2018 tarih ve 2016/319 esas, 2018/39 sayılı Kararının sanık yönünden 5271 sayılı CMK'nın 280/2 nci maddesi uyarınca ortadan kaldırılmalarak, sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 314/2, 221/4- 2 nci cümlesi, 221/4-5,62,53,58/9, 63/1 inci maddeleri ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (3713 sayılı) 3, 5/1. maddesi uyarınca 3 yıl 1 ay 15 ... hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve sanık hakkındaki cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 13.10.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
Sanık müdafinin temyiz istemi;
Sanığın isnad edilen suçu işlediğinde dair somut hiç bir delil bulunmadığına, tüm iddiaların soyut ve hukuktan yoksun olduğuna, sanığın terör örgütü üyesi olmadığına, suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, sanığın beraatine, aksi halde etkin pişmanlığın 4/3 oranında uygulanması gerektiğine, vesaireye ilişkindir.
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince "tanıklar Mustafa ve Rahmi, apartmandaki öğrenci evini sanık ...'un tuttuğunu, apartman toplantılarına daireyi temsilen bu şahsın geldiğini beyan etmişlerdir. Bu durum, sanıklardan Harun'un ev imamının Ertuğrul olduğu yolundaki beyanını te'yit eder mahiyettedir. Sanık ..., lise yıllarından başlayarak örgüte ait dersanede kurs görmesi, üniversiteyi kazanınca örgütün Elazığ'daki öğrenci yurduna yönlendirilmesi, oradan örgüt evlerine geçişi ve en son darbe girişimi sonrasına kadar sanık Harun'un da aralarında bulunduğu bir kısım öğrencinin kaldığı evin abisi olduğunu kabul etmiş, kendisinin de Rıdvan Kod Ahmet Çelik'e bağlı olduğunu beyan etmiştir. Her ne kadar yaşça büyük olduğu için evin abisi olarak belirlendiğini savunsa da yukarıda öğrenci evlerine ilişkin genel değerlendirme kısmında vurgulandığı üzere ev abisi belirlenirken şahsın örgütsel bağlılığı, yeterliliği, ideolojik yetişmişliği önem arz etmekte olup bu kriterler arasında yaş bulunmamaktadır. Ev imamı (abisi) örgütsel yetkinliğe sahip olmalıdır ki; evdekilere örgüt yayınlarını, örgüt başının kitaplarını okuyup açıklamasını yapabilsin, örgütsel gizliliğe riayet etsin, örgütsel toplantıları organize edebilsin.. Kendi beyanı, diğer sanıklardan Ahmet ve Harun'un beyanı ile sanığın bir öğrenci evinin imamı olduğunda, örgütsel faaliyetler yürüttüğünde ve 15 Temmuz sonrasında tanıklar beyanıyla evde bulunan örgütsel dökümanları imha için hazırlık yaptığında kuşku yoktur. Bu durumda sanık ...'un örgüt hiyerarşisine dahil olup, önemli bir görev olan ev imamlığını da üstlenmesi, örgüt bankası olan Bank Asyada hesabının bulunması, birlikte değerlendirildiğinde sanık ...'un FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ve örgüt üyeleri ile organik bağ içerisinde olduğu ve FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün kuruluş amaçlarını, faaliyet ve eylemlerini benimsediğini gösterir şekilde örgütün amaçları doğrultusunda yoğunluk, süreklilik ve çeşitlilik arzeden eylem ve faaliyetlerde bulundunduğu, neticeten FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğu sonucuna varılmış " gerekçesiyle atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesinin sanığın silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği yönündeki kabulünün yerinde olduğuna dair Dairemizde de tam bir vicdani kanaat hasıl olmuştur. Ancak; dosya kapsamına göre tüm aşamalarda örgüte ne şekilde katıldığını, kaldığı örgüt evlerini ve evde kendisiyle birlikte kalan kişiler ile evde yapılan sohbet isimli toplantılara katılan kişilere ilişkin bilgileri veren sanık yönünden etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması ya da uygulanmaması hususunda ilk Derece Mahkemesince olumlu ya da olumsuz bir değerlendirme yapılmadan hüküm kurulduğu gibi, aşamalarda alınan ifadelerinde verdiği bilgiler karşısında sanık yönünden TCK'nın 221/4-son maddesinde düzenlenen etkin pişmanlığa ilişkin hükümlerin uygulanması gerektiğinin gözetilmeyerek yazılı şekilde karar verilmesi ile, yine Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığı adli emanetinin 2016/11304 sırasına kayıtlı emanet eşyaları hakkında herhangi bir hüküm kurulmaması hukuka aykırı ve sanık müdafinin ileri sürdüğü istinaf itirazları bu yönüyle yerinde görülmüş olduğundan açılan duruşma sonunda, aşamalarda alınan beyanlarında örgüte ne şekilde katıldığını, kaldığı örgüt evlerini ve evde kendisiyle birlikte kalan kişiler ile evde yapılan sohbet isimli toplantılara katılan kişilere ilişkin bilgileri veren sanık yönünden etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması sureti ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılmasına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen esasa müessir olabilecek savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu anlaşılmakla sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü sair nedenler yerinde görülmediğinden reddine, ancak;
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2008 tarih ve 9-18-78 sayılı kararında açıklandığı üzere; etkin pişmanlık hükümlerinin amacı, bir yandan terör ve örgütlü suçlarla mücadele bakımından stratejik önemi nedeniyle en etkili bilgi edinme ve mücadele araçlarından olan örgütün kendi mensuplarını kullanmak, diğer taraftan da suç işlemeyi önlemek, mensup olduğu kanun dışı örgütün amaçladığı suçun işlenmesine engel olanları ve işlediği suçtan pişmanlık duyanları cezalandırmayarak ya da cezalarında belli oranlarda indirim yaparak yeniden topluma kazandırmaktır.
5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesinden yararlanabilmek için; failin yakalandıktan sonra bilgisi ölçüsünde örgüt içerisindeki konumuyla uyumlu şekilde kendisinin ve diğer örgüt üyelerinin eylemleri, örgütün yapısı ve faaliyetleriyle ilgili yeterli ve samimi bilgi vererek suçtan pişmanlığını söz ve davranışlarıyla göstermesi gerekmektedir. Bu bilgi maddenin üçüncü fıkrasında aranan, örgütü çökertecek nitelikteki bilgi değildir. Verilen bilginin önemi cezanın belirlenmesinde dikkate alınmalıdır (Dairemizin 12.05.2015 tarih, 2015/1426 Esas 2015/1292 Karar 26.10.2015 tarih, 2015/1565-3464 K.)
5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesi kapsamında etkin pişmanlıkta bulunulduğunun kabulü halinde bu suçtan dolayı verilecek cezada 1/3’ten 3/4’e kadar bir indirim yapılacağı öngörülmektedir. Buna göre belirlenen cezadan en az 1/3, en fazla 3/4 oranında bir indirim yapılacaktır. Bu iki sınır arasında yapılacak indirim, verilen bilginin niteliği, örgütün yapısı ve faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarla ya da diğer örgüt mensuplarının tespiti ile ilgili olmak üzere elverişlilik derecesi, ceza soruşturması ya da kovuşturmasının hangi aşamasında etkin pişmanlıkta bulunulduğu gibi kıstaslar nazara alınarak mahkeme tarafından takdir ve tayin edilecektir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Silahlı terör örgütüne üye olduğu ve 5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesinde öngörülen etkin pişmanlık şartlarını taşıdığı kabul edilen sanığın incelenen dosya kapsamı ve delillere göre, yakalandıktan sonra soruşturma ve kovuşturma aşamalarında örgütte kaldığı süre ve konum itibarıyla, örgütün yapısı, örgütsel faaliyetleri ve örgüt mensupları ile ilgili verdikleri bilgilerin faydalılık derecesi ve etkin pişmanlıkta bulunduğu aşama gözetilerek, 5237 sayılı Kanun'un 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Kanun 5 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca verilen cezada üçte birden dörtte üçe kadar indirim öngören 5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesi gereğince adalet ve hakkaniyete uygun, üst sınırdan indirim yapılması gerekirken fazla ceza tayini nedeniyle sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 01.04.2019 tarihli ve 2018/1541 Esas, 2019/561 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesi uyarınca Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
28.03.2023 tarihinde karar verildi.