İNCELEME KONUSU

Mahkûmiyet
KANUN YARARINA

Gediz Cumhuriyet Başsavcılığının 07.11.2014 tarihli ve 2014/793 Soruşturma, 2014/314 Esas sayılı iddianamesi ile sanık hakkında hükümlü veya tutuklunun kaçması suçundan, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un (5275 sayılı Kanun) 97 nci maddesinin birinci fıkrası ve 97 nci maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 292 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca dava açılmıştır.
Gediz Asliye Ceza Mahkemesinin 09.01.2015 tarihli ve 2014/754 Esas, 2015/22 Karar sayılı kararı ile 5275 sayılı Kanun'un 97 nci maddesinin birinci fıkrası ve 97 nci maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle 5237 sayılı Kanun'un 292 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 6 ay 20 ... hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; 58 ... maddesi uyarınca hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verildiği, söz konusu kararın, temyiz edilmeksizin 10.02.2015 tarihinde kesinleştiğine dair kesinleştirme şerhi düzenlendiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 01.04.2021 tarihli ve 2021/4659 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.06.2021 tarihli ve KYB-2021/66948 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21.06.2021 tarihli ve KYB-2021/66948 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Dosya kapsamına göre, yargılama aşamasında sanığın savunmasının Mahkemesince 06/01/2015 tarihli oturumda alındığı, kısa kararın da sanığın yokluğunda verildiği, dosya arasında bulunan ceza infaz kurumu bilgileri dahilinde karar tarihi itibariyle 30/05/2014 - 09/01/2015 tarihleri arasında başka suçtan Kütahya E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunan sanığın, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 196. maddesi uyarınca savunmasında duruşmalardan vareste tutulmaya yönelik talebi bulunmadığı gözetilerek, kısa kararın okunduğu oturumda hazır edilmeksizin ya da ses ve görüntü bilişim sistemi (SEGBİS) aracılığı ile savunması alınmaksızın, savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle mahkumiyetine karar verilmesinde isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

1. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesi uyarınca kanun yararına bozma yoluna, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen hüküm ve kararlar aleyhine gidilebilir.
2. 5271 sayılı Kanun'un 35 ... maddesinin üçüncü fıkrasına göre, cezaevinde bulunan sanığa gerekçeli karar tebliğ edilirken, tebliğ edilen karar içeriği okunup anlatılmak suretiyle tebliğ edilmesinde yasal zorunluluk bulunmasına rağmen, kararın okunup anlatılmaması nedeniyle yapılan tebligatın usulsüz olduğu ve inceleme konusu hükmün kesinleşmediği anlaşılmıştır.

3.Henüz kesinleşmediği belirlenen inceleme konusu hükmün, 5271 sayılı Kanun’un 272 vd. maddeleri uyarınca temyiz yoluna tabi olduğu, olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozma talebine konu edilemeyeceği belirlenmekle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,

Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.03.2023 tarihinde karar verildi.