Taraflar arasındaki 6183 sayılı Yasa'dan kaynaklanan tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esastan reddine karar vermiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; kamu borçlusu ... Madencilik Yapı Nak. Akary. Turizm İth. İhr. Tic. Ltd. Şti. Hakkında yürütülmekte olan bir vergi incelemesi esnasında VUK'nun 344 maddesi uyarınca Vergi Ziyaı Cezası kesilmesini gerektiren haller ile muamelelere başlandığını, Vergi Müfettişliğinden Vergi Dairesine gönderilen yazıda anılan şirketten 6183 sayılı kanunun 9/1 maddesi gereğince teminat istenilmesinin talep edildiğini, teminat isteğine ilişkin yazının 05.08.2014 tarihinde davalı ...ne tebliğ edildiğni fakat henüz ihtiyati haciz işlemleri tamamlanmadan söz konusu şirketin aktifinde kayıtlı ... plakalı aracın 07.08.2014 tarihinde ... Otomotiv Nak. İnş. Akary. Haf. Tarım San. ve Tic. Ltd. Şti'ne ... plakalı aracın 08.08.2014 tarihinde ve ... plakalı aracın da 12.08.2014 tarihinde davalı ...'a satıldığı bilgisine ulaşıldığını, kamu alacağının tahsiline imkan bırakmamak amacı ile yapılan tasarrufların 6183 sayılı kanunun 30. maddesinde hüküm altına alındığını ve bu tasarrufların geçersiz sayıldığını, yapılan satışın ve buna bağlı olarak yapılan devir işleminin borçlunun vergi borcunu ödememek kastı ile yapılmış olduğunu belirterek davalılar arasındaki tasarrufun iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

1.Davalı borçlu şirket temsilcisi duruşmada, satışların mal kaçıma amacı ile yapılmadığını haksız açılan davanın reddini savunmuştur.

2. Davalı ... duruşmada;... plakalı çekicinin şahsına ait olduğunu, belgeleri olmadığı için şirket üzerine kaydedildiğini, belgeyi alamayınca şirket üzerine devrettiğini beyan ederek davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesi, taraflar arasındaki satımın gerçek bir satım olduğu, davacı ... tarafından davalılar hakkında 6183 sayılı Kanun kapsamında başlatılmış bir takip olmadığı, satış işlemlerinin yapıldığı tarih itibarıyla muayyen ve muaccel bir alacağın bulunmadığı, daha sonra tahakkuk ettirilen borcun ise davalı borçlu ... Madencilik Ltd. Şti, tarafından 6736 sayılı Kanun kapsamında yapılandırdığı, borçlarını aksatmadan ödemekte ve geçikmiş, muaccel hale gelmiş bir alacak ve borç bulunmadığı anlaşıldığı, 6183 sayılı Kanunu 24. maddesi ve 27,28 ve 29. maddelerinde düzenlenen şartlarını oluşmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde, mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, teminat talebi tebliğ edildikten hemen sonra yapılan satış ve buna bağlı olarak yapılan devir işleminin borçlunun vergi borcunu ödememek kastı ile yapıldığını, kötü niyetli işlemler olduğunun sabit olduğunu, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporuna karşı itirazlarının değerlendirilmediğini, bilirkişi raporunun hükme esas almaya elverişli olmadığını, yapılan satış işlemlerinin sadece kağıt üzerinde olduğunu, yerel mahkemece, borcun muaccel hale gelmesi ve davalı tarafından tamamının ödenmesi beklenmeksizin davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları delillere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin dosyadaki delillerle çelişmeyen tespit ve değerlendirmesine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, HMK’nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve re'sen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varıldığından; davacı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/(1)-b-1.madde ve bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalı borçlu ... madencilik Yapı Nak. Akary. Turizm İth. İhr. Tic. Ltd Şti hakkında yürütülmekte olan bir vergi incelemesi esnasında VUK'nun 344. maddesi uyarınca Vergi Ziyaı Cezası kesilmesini gerektiren haller ile muamelelere başlandığı bildirilerek Vergi Müfettişliğince Salıpazarı Vergi Dairesine gönderilen yazıda anılan şirketten 6183 sayılı kanunun 9/1 maddesi gereğince teminat istenilmesi talep edildiğini, teminat isteğine ilişkin yazı 05.08.2014 tarihinde davalı ... madencilik yap. Nak. Akary. Turizm. İth. İhr. San. Tic. Ltd. Şti.’ne tebliğ edildiği fakat henüz ihtiyati haciz işlemleri tamamlanmadan söz konusu şirketin aktifinde kayıtlı ... plakalı aracın 07.08.2014 tarihinde ... Otomotiv Nak. İnş. Akary.Haf. Tarım San. ve Tic. Ltd. Şti'ne, ... plakalı aracın 08.08.2014 tarihinde ve ... plakalı aracın da 12.08.2014 tarihinde davalı ...'a satıldığı, bu işlemlerin kamu alacağının tahsiline engel olmak için yapıldığını belirterek, mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 24 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.

6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 24 ve devamı maddeleri hükümleri

1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, bu tür davaların görülebilmesi için gerekli kesinleşmiş bir kamu alacağına yönelik takibin olmamasına, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

492 Sayılı Harçlar Yasasının 13/J maddesi uyarınca davacıdan harç alınmamasına

Dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.