Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Davacı vekili, vekil edeninin zilyetliğinde bulunan 37 parsel sayılı taşınmazın etrafındaki dava dilekçesine ekli krokide işaretli taşınmazların kadastro çalışmalarında tespit dışı bırakıldığını ileri sürerek TMK'nın 713. maddesi uyarınca krokide işaretli taşınmazların vekil edeni adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar ..., ... ve ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekilleri davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece; TMK'nın 713/1,3402 sayılı Kadastro Kanunun 14. ve 17. maddeleri gereğince tapulu taşınmazların zilyetlik yolu kazanılması mümkün olmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı taraf dava dilekçesinde, kendi adına tespit ve tescili yapılan taşınmazın etrafında bulunan ve tespit dışı bırakılan taşınmazların adına tesciline karar verilmesini istemiş, 14.11.2014 tarihinde mahallinde yapılan ve davacının da hazır bulunduğu keşif sonucu hazırlanan 25.11.2014 havale tarihli fen bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmazın 7180.04m2lik kısmının (krokide A harfi ile gösterilen yer) 110 ada 1 parsel içerisinde kaldığı, 10086,24m2lik ksımının ise (krokide B harfi ile gösterilen yer) 126 ada 61 parsel sayılı taşınmaz içerisinde kaldığının bildirildiği anlaşılmıştır. Dava konusu taşınmaz kısımlarının yer aldığı tapu kayıtlarının incelenmesinde; 126 ada 61 parsel sayılı taşınmazın ham toprak vasfı ile 22.7.1993 tarihinde ... adına tapuya tescil edildiği, 110 ada 1 parsel sayılı taşınmazın da 22.2.1992 tarihinde yapılan kadastro çalışmalarında taşlık vasfı ile ... tespit edildiği, tespitin itirazsız 24.11.1992 tarihinde kesinleştiği, Mera İl Komisyonun 24.8.2001 tarih 34 sıra kararı gereğince mera niteliği ile kamu orta malları siciline tescil edildiği görülmüştür.
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK 33. m). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, TMK'nın 713/1, Kadastro Kanunu 14. ve 17. maddelerine dayalı kazandırıcı zamanaşımı zilyetlik hukuksal nedenine dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Davacı, kadastro tespit öncesi ve sonrası devam eden zilyetliğe dayanarak tapu iptali ve tescil isteğinde bulunmuştur.
Dava konusu taşınmaz kısımlarının yer aldığı 126 ada 61 ve 110 ada 1 parsel sayılı taşınmazların sırasıyla 22.7.1993 ve 24.11.1992 tarihlerinden bu yana tapuya kayıtlı bulundukları, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olmadığı, başka bir anlatımla, tapulu taşınmaz üzerindeki zilyetliğin mülkiyeti kazandırıcı etkisi bulunmadığı anlaşıldığından, Mahkemece kadastro tespitinden sonraki neden için tapulu taşınmazların zilyetlik yolu ile kazanılması mümkün olmadığı nedeni ile davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ne var ki, davacı aynı zamanda kadastro tespitinden önceki zilyetliğe dayalı tapu iptali ve tescil isteğinde de bulunmuştur. Dava konusu edilen taşınmaz parçaları yer aldığı 126 ada 61 ve 110 ada 1 parsel sayılı taşınmazların senetsizden 1992 yılında yapılan kadastro çalışmalarında ... adına tespit edilmiş, 126 ada 61 parsel sayılı taşınmaz 22.7.1993 tarihinde hükmen 110 ada 1 parsel sayılı taşınmaz 24.11.1992 tarihinde ... adına tescil edilmişlerdir. Şu halde, taşınmazlara ait kadastro tutanaklarının 22.7.1993 ve 24.11.1992 tarihlerinde kesinleştikleri, davanın ise 3402 sayılı Yasanın 12/3. maddesinde yer alan 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 14.2.2014 tarihinde açıldığı anlaşıldığından, Mahkemece tespit öncesi neden bakımından 3402 sayılı Yasanın 12/3. maddesi gereğince hak düşürücü süre dolduğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gereklidir.
Tüm bu açıklamalar nedeni ile Mahkemenin gerekçesi kadastro tespit sonrası neden bakımından kısmen doğru, kadastro tespitinden önceki neden için doğru değil ise de, ret kararı sonucu itibariyle doğru görüldüğünden davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle sonucu itibariyle doğru görülen mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nın Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HMUK.nın 428. maddesi uyarınca HUMK’nın 428. maddesi uyarınca ONANMASINA, taraflarca HUMK'nın 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 27,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 8,20 TL'nin temyiz edenden alınmasına, 15.03.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.