Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

Davacılar vekili, dava konusu 210 ada 64 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan çatı katının tuğla ve beton kısmı dışında dava dilekçesinde 42 bent halinde sayılan iş ve buzdolabı vs menkul eşyaların davacılardan ... tarafından yapıldığı/satın alındığı, yine taşınmazda bulunan 9 bent halinde sayılan oturma odası vs eşyaların davacılardan ...'e ait çeyiz eşyaları olduğunu ileri sürerek, davacı ... tarafından kendi emek ve sermayesi ile yaptırılan işlerin dairenin değerine yaptığı katkının tespitine, satış veya paylaşımda ekonomik değerin davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine, dilekçede açıklanan ev eşyalarının davacı ...'e ait olduğunun ve davacıya aynen iadesine, aynen iadesi mümkün olmazsa veya eşyalar fiziki özelliklerini ve ekonomik değerlerini yitirirse bu kez bedellerinin davacı ...'e ödenmesi gerektiğinin tespitine, ikinci aşamada, davacı ... tarafından yapılan işlerin ve ona ait eşyaların değerinin tazminat veya miras sebebi ile alacak davası olarak kabulü ile davacıya ödenmesine, davacı ...'e ait eşyalar aynen iade olmayacaksa, aynen iade eşyaların telef ve harap olmasından dolayı anlam taşımayacaksa eşyaların bedellerinin davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılardan ... haricindeki davalılar, davaya konu iş ve menkul eşyaların mirasbırakanın geliri ile yapıldığı/alındığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuşlar, davalı ... davayı kabul ettiğini açıklamıştır.
Mahkemece; davacılardan ...’in dava dilekçesinde belirtilen işlerin (boya/badana yaptırılması, kalorifer tesisatı döşenmesi, mutfak dolabı ve izocam yaptırılması vs) iyileştirici gider niteliğinde bulunduğu, kaldı ki davacı tarafın, tanık ...’ın anlatımı dışındaki diğer işleri bizzat yaptığını veya yaptırdığını da ispatlayamadığı, öte yandan davacılar tarafından tespiti veya bedeli talep edilen diğer bir kısım eşyanın (elektronik eşya, beyaz eşya, şofben, iş aletleri, koltuk takımları, halı, masa ve sandalyeler vs.), menkul mal niteliğinde oldukları, bu eşyaların da tespit davasına konu olamayacakları, davaya konu taşınmaz ve içindeki eşyaların satılması söz konusu olmadığından davacı tarafın, gerek iyileştirme giderlerinin tespit ve tazmini ve gerekse taşınmaz içinde bulunan menkul malların tespit ve tazminini isteyemeyeceği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1-Davacılar vekilinin davacılardan ... hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Davacı ..., dava konusu mirasbırakan ...'den intikal eden davalı kardeşleri ile paylı mülkiyet hükümlerine göre malik oldukları taşınmaz üzerinde bulunan binanın çatı katının tuğla ve betondan oluşan kısmının ortak yapıldığını, ancak sonrasında taşınmazda boya/badana, kalorifer tesisatı, mutfak dolabı ve izocam vs işlemleri kendi emek ve sermayesi ile yaptırdığını, elektronik eşya, beyaz eşya, şofben vs menkul malları satın aldığını, dava konusu yerde muris ... ile birlikte oturduğunu, evlendikten sonra da bir süre daha muris ile birlikte oturduğunu, ilerleyen zamanlarda binanın alt katına taşındığını açıklayarak, kendi emek ve sermayesi ile yapılan işlerin dairenin değerine yaptığı katkının tespiti ile satış veya paylaşımda ekonomik değerin davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine, ikinci aşamada yapılan işlerin ve eşyaların değerinin tazminat veya miras sebebi ile alacak davası olarak kabulü ile davacıya ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemenin de gerekçesinde belirttiği üzere, mevcut bir muhdesata sonradan yapılan imalatlar yeni bir muhtesat meydana getirme sayılamayacağı gibi, bu amaçla yapılan giderler de mevcut muhtesata değer kazandıran faydalı ve zorunlu giderlerdendir. Aynı şekilde bütünleyici parça niteliğinde olmayıp her zaman için ana taşınmazdan sökülüp götürülebilen ve taşınmazdan ayrılması mümkün olan eşyalar da teferruat niteliğindedir. Bu nitelikteki eşyalar yönünden muhtesat aidiyeti davası açılamayacağı, iyileştirici nitelikteki giderlerden paya düşenden fazlasını ancak koşullarının varlığı halinde Borçlar Kanununun 61 ve devam eden maddeleri hükmüne ve sebepsiz zenginleşme kurallarına göre açılacak eda nitelikli bir alacak davası ile istenebileceği kuşkuzdur. Somut olayda, taraflar arasında dava konusu taşınmazda ortaklığın giderilmesine ilişkin derdest dava bulunmakta ise de, taşınmazın henüz satılmadığı, taksime de konu olmadığı anlaşıldığından, Mahkemece davacı ...'ın iyleştirme giderlerinin tespit ve tazmini, menkul mallara ilişkin tespit ve miras sebebi ile alacak istemlerinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2- Davacı vekilinin davacı ... hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Davacı ..., diğer davacı ...'ın eşi olduğunu, evlendiklerinde çeyiz eşyalarını murisin evine getirdiğini, evden ayrıldığında tüm eşyalarını alamadığını ileri sürerek dava dilekçesinde yazılı eşyaların aynen iadesine, aynen iade eşyaların telef ve harap olmasından dolayı anlam taşımayacaksa eşyaların bedellerinin davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Dava, menkul eşyaların aynen iadesi olmadığı takdirde bedelinin ödetilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, eşyaların aynen iadesi istemi hakkında olumlu veya olumsuz karar verilmeden, davacılar tarafından tespiti veya bedeli talep edilen davaya konu taşınmaz içindeki eşyaların satılması söz konusu olmadığından davacı tarafın taşınmaz içinde bulunan menkul malların tespit ve tazminini isteyemeyeceği gerekçeleriyle ret kararı verilmiştir.
Davacı taraf, çeyiz eşyalarının bir kısmının davaya konu evde bulunduğunu, davalılar tarafından teslim edilmediğini savunmuştur. Türk Medeni Kanunu'nun 6.maddesi hükmü uyarınca; Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü, hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Davacı taraf delil listesinde tanık deliline dayanmasına ve liste halinde isim ve adreslerini bildirmesine rağmen, davacı tanıklarından yalnızca ... ve ... dinlenmiş, diğer tanıklar haklarında vazgeçme olmadığı halde Mahkemece takdiren 2 tanık dinlenmiştir. Kaldı ki davacı tarafından tanıkların hangi konuda tanıklık yapacakları da belirtilmiş değildir.
Saptanan olgular karşısında, Mahkemece, davacının çeyiz eşyalarının aynen iadesi istemi hakkında, açıkça tanık bildirdiği ve tanıkların dinlenilmesinden vazgeçmediği hususu da gözetilerek, tanıkların hangi konuda dinleneceği açıklığa kavuşturularak, dinlenmeleri için süre ve imkan tanınması, bildirilen tanıkların 6100 sayılı HMK'nın 245. maddesi ve devamı maddeleri uyarınca dinlenmesi, iddia ve savunma çerçevesinde toplanmış ve toplanacak tüm delilleri birlikte değerlendirilerek davacı ...'in istemi hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmesi gerekirken; yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Yukarıda 2. bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca davacı ... yararına BOZULMASINA, diğer temyiz itirazlarının 1. bentte yazılı sebeplerle yerinde görülmediğinden REDDİNE, taraflarca HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 15.03.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi