Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Davacı; davalı ... tarafından yapılan kamulaştırma işlemine konu edilen 576 parsel sayılı taşınmazın, kamulaştırma işlemleri sonucunda 1240 ve 1241 parsel sayılı taşınmazlara ifraz edildiğini ve 1240 parsel sayılı taşınmaz hakkında ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2014/92 Değişik İş Esas sayılı dosyası ile acele kamulaştırma kararı verildiğini, kendisine ait 2 katlı binanın bir kısmının 1240, bir kısmının ise 1241 parsel sayılı taşınmaz üzerinde kaldığını açıklayarak, 1240 parsel sayılı taşınmaz üzerinde kalan yapıların davacı tarafından yaptırıldığının ve davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar savunmada bulunmamışlardır.
Mahkemece, davanın kabulü ile 1240 ve 1241 parsel sayılı taşınmaz içerisinde bulunan, fen bilirkişinin 05.05.2015 tarihli raporuna ekli krokide mavi renkli kalem ile boyalı olarak gösterilen yapıların davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Davalı vekilinin yargılama giderlerine yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Muhdesatın tespiti davalarında davanın konusu (müddeabih) davalıların paylarına isabet eden muhdesat değeri (zemin bedeli hariç) olup; yargılama sonucunda hüküm altına alınacak nispi karar ve ilam harcının, yargılama giderlerinin ve taraflar yararına takdir edilecek vekalet ücretlerinin iş bu müddeabih esas alınarak hesaplanması gerekir.
Ayrıca, az yukarıda açıklanan esaslar dikkate alınarak yargılama sonucunda hüküm altına alınacak nispi karar ve ilam harcından, aynı şekilde 6100 sayılı HMK'nın 326/2. maddesi uyarınca hesaplanacak yargılama giderinden ve davacılar yararına takdir edilecek vekalet ücretinden, her bir davalının, dava konusu taşınmazın tapuda paylı mülkiyet şeklinde kayıtlı olması halinde tapudaki payları oranında, elbirliği mülkiyetin sözkonusu olması halinde ise miras payları oranında sorumlu tutulmaları gerekir.
So... olaya gelince, dava konusu muhdesatın bir kısmının üzerinde bulunduğu 1240 parsel sayılı taşınmaz, davacı (1/2) ile davalı ... (1/2) adlarına, kalan kısmının bulunduğu 1241 parsel sayılı taşınmaz ise davacı (3/6) ile diğer davalılar ... (1/6), ... (1/6), ... (1/6) adlarına paylı mülkiyet hükümlerine göre kayıtlıdır. Dosya kapsamında mevcut 1.6.2015 tarihli inşaat bilirkişi raporunda, davacı tarafından meydana getirildiğinin tespitine karar verilmesi istenilen zemin+1 katlı depo-mesken, sundurma, beton platformun toplam değerinin 98.668,32 TL olduğunun bildirildiği, Mahkemece, bu değer üzerinden karar ilam harcı ile davacı lehine hükmedilen vekalet ücretinin belirlendiği görülmüştür.
Az yukarıda yapılan açıklamalara göre, davalı ...’nün 1240 parsel sayılı taşınmazda hissenin bulunduğu ancak tespite konu muhdesatın bir kısmının yer aldığı 1241 parselde hissesinin bulunmadığı gözönünde bulundurulduğunda, davalı ...’nün hissesi bulunan 1240 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan muhdesat kısmının değeri üzerinden belirlenecek nispi karar ve ilam harcından, aynı şekilde 6100 sayılı HMK'nın 326/2. maddesi uyarınca hesaplanacak yargılama giderinden ve davacı yararına takdir edilecek vekalet ücretinden davalının hissesi oranında sorumlu tutulması gerekirken, bu husus gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Yukarıda 2. bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile davalı ... yönünden usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün harç, avukatlık ücreti ile yargılama giderlerine ilişkin bölümünün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının yukarıda 1. bentte açıklanan sebeplerle reddine, taraflarca HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 15.03.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.