Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine duruşma istemi gider olmadığından reddedilmiş olmakla, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

Davacı, taraflar arasında görülen ortaklığın giderilmesi davasına konu edilen 150 ada 4 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan 3 katlı binanın kendisi tarafından yapıldığını açıklayarak, binanın tarafına ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, binanın tarafların ortak kazanç ve emekleri ile yapıldığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın 22.1.2015 tarihli inşaat bilirkişi raporunda tespit edilmiş olan zemin ve birinci kat yönünden reddine, çekme kat ve bahçede bulunan ağaçlar bakımından kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1-Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2-Davacı vekilinin davalı lehine hükmedilen vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarına gelince
Muhdesatın tespiti davalarında davanın konusu (müddeabih) davalıların paylarına isabet eden muhdesat değeri (zemin bedeli hariç) olup; yargılama sonucunda hüküm altına alınacak nispi karar ve ilam harcının, yargılama giderlerinin ve taraflar yararına takdir edilecek vekalet ücretlerinin iş bu müddeabih esas alınarak hesaplanması gerekir.
Ayrıca, az yukarıda açıklanan esaslar dikkate alınarak yargılama sonucunda hüküm altına alınacak nispi karar ve ilam harcından, aynı şekilde 6100 sayılı HMK'nın 326/2. maddesi uyarınca hesaplanacak yargılama giderinden ve davacılar yararına takdir edilecek vekalet ücretinden, her bir davalının, dava konusu taşınmazın tapuda paylı mülkiyet şeklinde kayıtlı olması halinde tapudaki payları oranında, elbirliği mülkiyetin sözkonusu olması halinde ise miras payları oranında sorumlu tutulmaları gerekir.
Somut olaya gelince, dava konusu muhdesatın üzerinde bulunduğu 150 ada 4 parsel sayılı taşınmaz, davacı (208/313) ile davalı (105/313) adlarına paylı mülkiyet hükümlerine göre kayıtlıdır. Hükme esas alınan 22.1.2015 tarihli inşaat bilirkişi raporunda, davacı tarafından meydana getirildiğinin tespitine karar verilmesi istenilen 3 katlı betonarme yapının, zemin ve birinci katlarının dava tarihi itibari ile değerinin 79.180,20 TL, çekme katının 15.600 TL, tek katlı sundurmanın da 3.456,00 TL olduğu belirtilmiştir. Bu durumda, reddine karar verilen zemin, birinci kat ve sundurma yönünden davalının 105/313 payına isabet eden dava değeri ise 27.721,40 TL'dir. Bu miktar üzerinden davalı lehine hükmedilecek vekalet ücreti 3.326,56 TL olduğu halde, Mahkemece bu husus gözetilmeksizin zemin kat, birinci kat ve tek katlı sundurmanın toplam değeri üzerinden davalı lehine 9.010,90 TL vekalet ücretine hükmedilmiş olması doğru görülmemiştir.
Ne var ki; bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden temyiz edilen hükmün 6. fıkrasının HUMK'un 438/7 (HMK 370) maddesi uyarınca düzeltilerek onanması gerekmiştir.

Yukarıda 2. bentte açıklanan sebeplerle; hükmün 6. fıkrasındaki “ ... 9.010,90 TL ... ” rakamının hüküm fıkrasından çıkarılmasına, yerine “ ... 3.326,56 TL ...” rakamının yazılmasına, Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'nun 438/7. fıkrası gereğince DÜZELTİLMİŞ BU ŞEKLİ İLE ONANMASINA, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının yukarıda 1. bentte açıklanan sebeplerle reddine, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 15.03.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.