Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Davacı vekili, müvekkili hakkında davalı tarafından yapılan icra takibine konu bononun ... İcra Müdürlüğünün 93/12108 esas sayılı dosyasındaki borca kefaleten verildiğini, davalı tarafından anlaşmaya aykırı olarak doldurulup icraya konulduğunu, bononun zamanaşımına uğradığını belirterek müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının icra mahkemesine yaptığı itirazın reddedildiğini, bononun teminat amacıyla alınmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalının imza ve içeriğini kabul ettiği belgeye göre bononun kefalet amacıyla verildiğinin kabulü gerektiği, ancak taraflar arasında yazılı şekilde düzenlenmiş bir kefalet sözleşmesi bulunmadığı, bu nedenle de bononun geçersiz olduğunun kabulü gerektiği, bonoda “nakten” kaydı bulunması nedeniyle davalı vekilinin bononun kefaleten verildiğine dair savunması ile bono münderecatını talil ederek ispat yükünü üstlenmiş sayıldığı, bu durumda davalının bononun hangi kefaletin teminatı olduğunu ispatlaması gerektiği, davalının ispat külfetini yerine getiremediği belirtilerek davanın kabulüne, davalının kötüniyeti ispatlanamadığından %40 tazminat isteminin reddine karar verilmiş, hüküm taraflar vekillerince temyiz edilmiştir.
Dava takip konusu yapılan kambiyo senedi ile ilgili olarak borçlu olunmadığının tespitine ilişkin menfi tespit davasıdır.
Davacı yan takip konusu bononun dava dışı ... hakkında yapılan takibe konu borcun teminatı olarak verildiğini ve söz konusu icra dosyasında icra kefili olması ile verilen bu teminat bonosunun iade edileceğini ileri sürmüştür.
Mahkemece her ne kadar 14.11.2005 tarihli davalı vekilinin dilekçesinde senedin teminat olarak verildiğini kabul ettiğinden bahisle ispat külfetinin davalı yana geçtiği ve davalı yanın da kanıtlayamadığı kefalet ilişkisi nedeniyle hüküm tesis edilmiş ise de her şeyden önce mahkemenin kabul ettiği dilekçede davalı yanın ve vekilinin imzası bulunmamaktadır. Öte yandan bir an için mahkemenin de kabulünde olduğu gibi senedin davalı yanca teminat senedi olarak kabul edilmesi halinde hem davacı hem de davalı taraf senedin teminat senedi olduğu konusunda birleştiklerinden, bir başka ifadeyle her iki taraf senedin veriliş nedenini talil ettiğinden ve neyin teminatı olduğu konusunda taraflar anlaşamadıklarından ispat külfeti davacı yanda olup, bu yön gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 18.07.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.