Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

Davacı, 184 ada 58 nolu parselin kendisine, aynı ada 59 nolu parselin ise davalıya ait olduğunu, davalının iki taşınmaz arasına yaklaşık 1 metre eninde 15 metre boyunda duvar yaptırmak suretiyle, taşınmazına müdahalede bulunduğunu belirterek, müdahalenin önlenmesi ve taşınmazın tarafına teslimi isteminde bulunmuştur.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, müdahalenin men'i istemine ilişkindir.
Somut olayda, dava konusu parsellere ilişkin kadastro tespitinin 04.07.2007 tarihinde yapıldığı ve kadastro tutanaklarına itiraz edilmesi sebebiyle, kadastro tespitinin kesinleşmediği, Manavgat Kadastro Mahkemesi'nin 2013/111 Esasında kayıtlı dava dosyası ile yargılamaya devam edildiği anlaşılmaktadır.
Eldeki davada, müdahale olgusu kadastro tespitinden önce gerçekleşmiş ise dosyanın görevsizlik kararı verilerek, görevli kadastro mahkemesine gönderilmesi; müdahale kadastro tespitinden sonra gerçekleşmiş ise bahsi geçen derdest Kadastro Mahkemesi davasının bekletici mesele yapılarak bilahare oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

Davalının temyiz itirazlarının yukarıda yazılı nedenlerle kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 02.12.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.