Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 01.04.2009 gününde verilen dilekçe ile alacak istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 06.07.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Davacı, 28.04.2004 tarihli sözleşmeyle yapımını yüklendiği işlerin bir bölümünü taşeron olarak davalıya devrettiğini, davalının devredilen imalatları eksiksiz yerine getirerek teslim ettiğini, iş bedeli alacağının 48.444,90 TL olduğu halde davalıya 52.588,50 TL ödeme yapıldığını, hatalı olarak ödenen 4.143,60 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, yetki itirazında bulunmuş, alacağın zamanaşımına uğradığını bildirmiş, esas yönünden de davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, dava kabul edilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
Davada, hata hukuki nedenine dayanılmaktadır. Bir tanımlama yapmak gerekirse hata; gerçeğe uymayan bir bilgi veya düşünceye sahip olunması sonucu gerçeği ifade zannı ile hakikate uymayan o bilgi ve düşüncenin açıklanmasıdır. Burada, tarafların beyanları ile iç iradeleri arasında istenilmeyerek meydana gelmiş bir uygunsuzluk söz konusudur. Somut olayda da, ödenmesi gereken gerçek iş bedeli tutarının 48.444,90 TL olmasına rağmen, davalıya hata sonucu 52.588,50 TL ödendiği iddia edilmektedir. Dosya kapsamından, davalıya en son 21.12.2005 tarihinde ödeme yapıldığı, eldeki davanın ise 01.04.2009 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
./..
2011/8979 - 2011/9469 -2-
Borçlar Kanununun 31.maddesi uyarınca, hata veya hile ile haleldar olan yahut ikrar ile yapılan akit ile mülzem olmayan taraf bu akti ifa etmemek hakkındaki kararını diğer tarafa beyan yahut verdiği şeyi istirdat etmeksizin bir seneyi geçirirse, akte icazet verilmiş nazarıyla bakılır. Somut uyuşmazlıkta ticari bir şirket olan davacı, davalıya en son 21.12.2005 tarihinde ödeme yaptığını ve eldeki dava 01.04.2009 tarihinde bir senelik süre geçirildikten sonra açıldığına göre, hak düşürücü süre geçirilmiş, davacı tarafından iş bedelinin 52.588,50 TL olduğu kabul edilmiş sayılır.
Yapılan bu saptamaya göre, hak düşürücü sürenin varlığı sebebiyle davanın reddi yerine, istem yazılı olduğu şekilde kabul edildiğinden karar bozulmalıdır.
Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde iadesine, 18.07.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.