Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Davacı vekili, ortaklığın giderilmesi davasına konu edilen 436 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan adet ve niteliği belirtilen ağaçlar ile 2 adet kuyunun davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, husumet itirazında bulunarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, muhdesatın tespiti istemine ilişkindir.
Taşınmaz üzerindeki muhdesatın tespiti davaları kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun sonucu olarak bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Muhdesatın aidiyetinin tespiti davalarında ortaklığın giderilmesi davası mevcut ise o davanın yargılaması sırasında muhdesatın davacı tarafça meydana getirildiğini açıkça kabul edenler dışında kalan ve muhdesatın üzerinde bulunduğu taşınmazda paydaş olan diğer tüm tapu maliklerinin veya tapu kayıt malikinin mirasçılarının, kamulaştırma söz konusu ise kamulaştırılan taşınmaz maliklerinin ya da mirasçılarının davada taraf olarak yer almaları zorunludur.
Dosya kapsamından; dava konusu muhdesatın üzerinde yer aldığı 436 parsel sayılı taşınmazın davacı ... (2/3) ve dava dışı...ve Ticaret A.Ş. (1/3) adlarına paylı mülkiyet hükümlerine göre kayıtlı olduğu, davalı ... tarafından dava tarihinden sonra 7.2.2014 tarihinde dava konusu taşınmazda adına kayıtlı hissesini dava dışı...ve Ticaret A.Ş'ye devrettiği ve davada satın alan...ve Ticaret A.Ş.'ye husumet yöneltilmediği anlaşılmıştır.
O halde Mahkemece yapılması gereken iş; öncelikle davada taraf teşkilinin sağlanması, HMK'nun 124. maddesinde belirtilen hükümlerin göz önünde bulundurulması; davaya katıldığı takdirde delillerini sunması konusunda süre ve imkan tanınması, savunması doğrultusunda delillerin toplanması, ondan sonra iddia ve savunma çerçevesinde toplanacak tüm deliller birlikte tartışılıp değerlendirilerek istek hakkında olumlu veya olumsuz karar verilmesi gerekirken, usuli eksiklik giderilmeden yazılı gerekçelerle işin esasına girilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulüyle, yerel Mahkeme hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 15.03.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.