Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 ... maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 ... maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Tire 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.03.2016 tarihli ve 2015/291 Esas, 2016/105 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında bakaya kalma suçundan 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun (1632 sayılı Kanun) 63 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin son cümlesi ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ile 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 2.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

2.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 22.02.2021 tarihli ve 2016/228845 sayılı, bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

Sanığın temyiz isteği; herhangi bir gerekçe belirtilmeksizin hükmü temyiz etme iradesine ilişkindir.

1.Sanığın 21.02.2010-13.01.2015 tarihleri arasında yoklama kaçağı olduğundan dolayı ilgili kanun gereği hakkında idarî para cezası düzenlendiği, usulüne uygun yapılan tebliğe rağmen sanığın idarî para cezasını ödemediği, cezaya itiraz olmadığından 14.04.2015 tarihinde kararın kesinleştiği, yoklama kaçağı olarak aranan sanığın 11.06.2015 tarihinde yakalandığı, böylece sanığın 14.01.2015-11.06.2015 tarihleri arasında bakaya kalma suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açıldığı, Mahkemece de sanığın 14.01.2015-11.06.2015 tarihleri arasında bakaya kalma suçunu işlediği sabit kabul edilerek hakkında mahkûmiyet kararı verildiği anlaşılmıştır.

2.Sanığın savunmasında, daha önce soruşturma aşamasında ifade verdiğini, o ifadesini aynen tekrar ettiğini ve pişman olduğunu beyan ettiği anlaşılmış, soruşturma aşamasında alınmış bir ifadesinin ise bulunmadığı belirlenmiştir.

3.Sanık hakkında yoklama kaçağı kabahati nedeniyle verilen Tire Kaymakamlığı İlçe Hukuk İşleri Şefliğinin 22.01.2015 tarihli ve 491 Esas, 5 Karar sayılı idarî yaptırım kararı dosya arasında bulunmaktadır.

4.İdarî yaptırım kararının 14.03.2015 tarihinde tebliğine dair tebliğ mazbatası dosya arasında bulunmaktadır.

5.Sanığın 11.06.2015 tarihinde uygulama esnasında yakalandığına dair yakalama tutanağı dosya arasında bulunmaktadır.

1.Sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine karar verilmiştir.

2.Sanığın, Mahkeme huzurunda iddianame ve ekleri okunup, atılı suç anlatıldıktan sonra savunmasının alındığı, savunmasında "Bu konuda daha önce soruşturma aşamasında ifade vermiştim, o ifademi aynen tekrar ediyorum, pişmanım. Cezaevinden çıktıktan sonra askerlik yükümlülüğümü yerine getireceğim" şeklinde beyanda bulunduğu, ancak sanığın soruşturma aşamasında alınmış bir ifadesinin bulunmadığı anlaşılmakla yargılamaya konu suç yönünden usulüne uygun savunması alınmadan hüküm kurulmak suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlanması hukuka aykırı bulunmuştur.

3.1632 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesinde düzenlenmiş olan yoklama kaçağı suçunun oluşabilmesi için, öncelikle suç tarihinde yürürlükte bulunan 1111 sayılı Askerlik Kanunu'nun (1111 sayılı Kanun) Kanun'un 89 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a), (b), (c), (d) veya (e) bentlerinde yer alan kabahatlerin herhangi birinden dolayı kesinleşmiş bir idarî para cezası bulunması gerekmektedir.

Somut olayda; sanık hakkında yoklama kaçağı kabahatinden verilen Tire Kaymakamlığı İlçe Hukuk İşleri Şefliğinin 22.01.2015 tarihli ve 491 Esas, 5 Karar sayılı idari yaptırım kararının, doğrudan sanığın MERNİS adresi olan adrese tebliğe çıkarıldığı ve bu adreste "annesi Özgül Yatbaz" şerhi düşülerek 14.03.2015 tarihinde annesi Özgül Batmaz imzasına tebliğ edildiği, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasının, "Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, önce bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun'un 21 ... maddesinin birinci fıkrasına göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun’un 21 ... maddesinin ikinci fıkrası uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından, tebligata, 7201 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (8 ...) bendi ve Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16 ncı maddesinin ikinci fıkrası hükümlerine göre, "Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkânsızlığı durumunda, tebligatın, 7201 sayılı Kanun'un 21 ... maddesinin ikinci fıkrasına göre bu adrese yapılması" gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği gözetilmeksizin, idari yaptırım kararının doğrudan sanığın MERNİS adresine tebliğe çıkarılması, yine tebliğe ilişkin tebligat parçasında her ne kadar sanığın annesinin ismi ve imzası bulunuyor olsa da sanığın adreste bulunmama sebebi, tebligatı teslim alan şahsın sanıkla aynı konutta birlikte oturup oturmadığı ve tebellüğe ehil olup olmadığı hususlarında açıklama bulunmadığından yapılan tebligat işleminin geçersiz olması karşısında sanık hakkında usule uygun şekilde kesinleşmiş bir idari yaptırım kararının bulunmaması sebebiyle unsurları itibarıyla oluşmayan atılı suçtan sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

4.Sanığın eylemi 1632 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine uyan yoklama kaçağı suçunu oluşturmasına karşın Mahkemece yazılı şekilde bakaya suçundan hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Tire 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.03.2016 tarihli ve 2015/291 Esas, 2016/105 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 ... maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

23.03.2023 tarihinde karar verildi.