Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen haksız fiilden kaynaklanan maddi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın ... ve ... yönünden davanın kabulüne yönelik hükmün kesinleşmesi nedeniyle kesinleşen yönlere ilişkin yeniden karar verilmesine yer olmadığına, ... yönünden davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalıya trafik sigortalı, müvekkilinin desteği ...'in sürücüsü olduğu aracın kaza yapması sonucu desteğin hayatını kaybettiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere davacılar için 1.000,00 er TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile talebini ... için 185.260,08 TL, ... için 54.887,33 TL, ... için 9.852,59 TL olarak artırmıştır.

Davalı vekili, tazminat talep eden davacıların aynı zamanda sürücünün mirasçısı olduğunu, sürücünün kusurlu olması halinde sürücünün ölümü nedeniyle üçüncü kişi konumundaki davacıların kusurlu müteveffanın davranışından dolayı sigorta poliçesinden tazminat talep edemeyeceklerini, davacı eşin aracın işleteni olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemenin 06.07.2015 tarih, 2014/31 Esas, 2015/466 Karar sayılı kararı ile ; davacı ... için 185.260,08 TL, ... için 54.887,33 TL ve ... için 9.852,59 TL'nin 22.01.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 22.11.2018 tarih ve 2015/15089 - 2018/11139 sayılı kararı ile davalı vekilinin sair itirazlarının reddi ile davacı eş ...'in kaza yapan aracın işleteni olduğu, üçüncü kişilere karşı hukuki sorumluluğunu teminat altına alan davalı ... şirketinden tazminat talep edemeyeceği gözden kaçırılarak yazılı şekilde hüküm kurulmasının hatalı olduğuna değinilerek hükmün davalı yararına bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, "Davacı ... için 54.887,33 TL ve davacı ... için 9.852,59 TL'nin 22.01.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak adı geçen davacılara verilmesine" hükmü kesinleştiği için bu konularda yeniden karar verilmesine yer olmadığına, davacı ... ile ilgili talebin reddine karar verilmiştir.

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; davacıların mirasçı sıfatıyla değil, destekten yoksun kalan 3. kişi sıfatıyla dava açtıkları için davanın reddine ilişkin kararın hatalı olduğunu, mahkemece verilen ilk kararın doğru olduğunu, davanın reddi durumunda davalı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek hükmün bozulmasını talep etmiştir.

Dosya içeriğine, bozmanın mahiyetine ve kapsamına göre dava trafik kazasından kaynaklı ölüm nedeniyle ZMMS poliçesine dayalı destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 maddesinin ikinci fıkrası, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90,91 ve 92 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53 üncü maddesi

1. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı; özellikle, daha önce temyize konu edilip bozma kapsamı dışında bırakıldığı için kesinleşen yönlerin yeniden incelenmesinin mümkün olmadığı anlaşılmakla; davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

2. Karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'nin 13/4. Maddesi " Maddi Tazminat istemli davanın tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti,bu tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur." şeklinde düzenlenmiştir. Bu durumda mahkemece, davacı ... yönünden tamamen reddedilen maddi tazminat talebi yönünden aleyhine maktu vekalet ücreti hükmedilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde nispi tam vekalet ücretine karar verilmesi doğru değil bozma nedeni ise de; bu yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden hükmün 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanunu'nun 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.

1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm fıkrasının 2.bendindeki "21.418,21 TL" ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine "4.080,00 TL" ibaresinin yazılmasına ve hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davacılara iadesine,
Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,
23.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.