Davanın reddi
Taraflar arasındaki alacak davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalının dava dışı Petek Eğitim Hizmetleri Reklam Kozmetik Turizm Sanayi ve Tic. Ltd. Şti'nin ortağı olup aynı zamanda geçmişte birlikte bu şirketin müdürlüğünü yaptıklarını, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Hakkındaki Kanun’un (6183 sayılı Kanun) mükerrer 35 inci maddesine göre tüzel kişilerin tahsil edilemeyen amme borçlarından şirketi temsile yetkili olanların müteselsilen sorumlu olduğunu, müvekkili ile davalının birlikte müdürlük yaptığı döneme ilişkin olarak Petek Eğt. Hiz. Rek. Kozm. Tur. San ve Tic. Ltd. Şti.'nin ödenmeyen amme borçlarının faizi ile birlikte toplam 39.293,00 TL olduğunu, bu bedelin 4.000,00 TL'sinin davalı tarafından ödendiğini, bakiyesini 35.293,00 TL olarak müvekkilinin ödemek zorunda kaldığını, belirtilen kanun maddesi çerçevesinde müvekkili tarafından ödenen şirket borcunun yarısından davalının sorumlu olduğunu belirterek davanın kabulü ile 15.646,00 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının kendisine rücu edemeyeceğini, davacının ödediği tutarı ancak asıl borçludan isteyebileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Mahkemece 25.10.2013 tarih, 2011/486 E. ve 2013/753 K. sayılı kararı ile davanın 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35 inci maddesinin 5 inci fıkrası gereğince müteselsil sorumluluğa dayandığı, yetkili müdürlerin münferiden yetkilerinin devam ettiği 19.01.2009 tarihine kadar doğan amme borcundan kendi aralarındaki iç ilişkide 1/2 oranında sorumlu olmaları gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile 15.646.00 TL’nin ihtarname gereğince temerrüt tarihi 16.07.2011 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dairemizin 17.04.2014 tarih, 2014/58 E. ve 2014/7642 K. sayılı kararıyla 6183 sayılı Kanun'un 35 inci maddesine göre, vergi borcundan asıl sorumlunun şirket olduğu, yöneticilerin sorumluluğunun tali nitelikte bulunduğu, davacının ancak vergi borcunun kendisinden talep edilmesi ve bu talep sonucunda ödeme yapmak zorunda kalması nedeni ile diğer müteselsil borçlu davalıya rücu edebileceği belirtilerek karar bozulmuştur.
Mahkemenin 11.12.2014 tarih, 2014/538 E. ve 2014/804 K. sayılı kararı ile davanın kısmen kabulü ile 5.916,60 TL'nin ihtarname gereğince temerrüt tarihi 16.07.2011 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Dairemizin 14.09.2015 tarih, 2015/3445 E. ve 2015/9212 K. sayılı kararıyla bozma ilamı doğrultusunda değerlendirme yapılmadığı, vergi borcundan asıl limited şirketin sorumlu olduğu, şirketin borcu ödemediği veya ödeyemeyeceği hususlarında hiçbir araştırma yapılmadığına işaret edilerek karar bozulmuştur.
Mahkemece 08.07.2021 tarih, 2017/364 E. ve 2021/357 K. sayılı kararı ile tarafların birlikte müdürlük yaptıklara dönemlere ilişkin tutulan ticari defterde belirtilen hususların defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmadığı, şirketin 31.12.2008 itibari ile Meram Vergi Dairesine borcunu ödeyebilecek durumda olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; üç rapor alındığını, ancak raporların birbirinden farklı sonuçlara ulaştığını, ödeme yapıldığında davalının da şirket müdürü olduğunu, eşit derece sorumluluklarının bulunduğunu, şirketin borca batık olduğunu, 2014 tarihli bozma ilamında Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) borcundan davacı ve davalının sorumlu olacağının belirtildiğini, red kararının doğru olmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık, kamu borçlarını ödeyen şirket müdürünün diğer müdürden rücu talebinde haklı olup olmadığı hususuna ilişkindir.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Hakkındaki Kanun'un 35 inci maddesi.
1. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2. Davacı, davalı ile birlikte şirketin müdürlük görevini bir süre yürüttüğünü, şirketin ödenmeyen vergi ve SGK borcundan davalının da sorumlu olduğunu, bu borçlar için ödeme yaptığını belirterek 15.646,00 TL'nin tahsilini istemiştir. Dosya kapsamında alınan 12.08.2013 tarihli bilirkişi raporunda davacının SGK borcu olarak 24.757,68 TL, vergi borcu olarak 10.357,68 TL ödediği belirtilmiştir.
Mahkemece 25.10.2013 tarihli davanın kabulü kararının davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 17.04.2014 tarih, 2014/58 E. 2014/7642 K. sayılı bozma ilamında 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 88 inci maddesinin yirminci fıkrası gereğince SGK borcundan dolayı yöneticilerin şirketle birlikte kuruma karşı sorumlu oldukları, vergi borcu bakımından ise 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un (6183 sayılı Kanun) 35 inci maddesine göre, vergi borcundan asıl sorumlunun şirket olduğu, davacının 6183 sayılı Kanun'un 35 inci maddesinin beşinci fıkrası gereğince ancak vergi borcunun kendisinden talep edilmesi ve bu talep sonucunda ödeme yapmak zorunda kalması nedeni ile diğer müteselsil borçlu davalıya rücu edebileceği belirtilmiştir. Bunun üzerine Mahkemece 11.12.2014 tarihli kararla davanın kısmen kabulü ile 5.916,60 TL alacağın tahsiline karar verilmiş, kararın taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 14.09.2015 tarihli bozma ilamında, önceki bozma ilamında belirtilmesine rağmen şirketin borcu ödemediği veya ödeyemeyeceği hususunda araştırma yapılmadan eksik inceleme ile karar verilmesinin doğru olmadığına işaret edilmiştir.
Mahkemece temyiz incelemesine konu 08.07.2021 tarihli kararla davanın reddine karar verilmiştir. Ancak Dairemizin 17.04.2014 tarihli kararında davacının SGK borçları ödemelerini davalıdan talep edebileceği ifade edilerek davalının bu hususa ilişkin temyiz itirazları reddedilmiştir. O halde SGK borçları bakımından davacı lehine usuli müktesep hak oluştuğu göz ardı edilerek bozmadan sonra SGK borçları bakımından yapılan ödemeler bakımından davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davacıya iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
23.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.