B O Z M A Ü Z E R İ N E
Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 ... maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 ... maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.(Kapatılan) 2. Kolordu Komutanlığı Askerî Mahkemesinin, 28.06.2016 tarihli ve 2015/977 Esas, 2016/1202 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 01.03.2015-01.07.2015 tarihleri arasında firar suçundan, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun (1632 sayılı Kanun) 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 10 ... hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2.(Kapatılan) 2. Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesinin, 28.06.2016 tarihli ve 2015/977 Esas, 2016/1202 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine (Kapatılan) Askeri Yargıtay 4. Dairesinin 21.03.2017 tarihli ve 2017/108 Esas, 2017/122 Karar sayılı ilâmı ile;
"...Kısa kararda suç tarihinin 1.3.2015-21.5.2015 olarak gösterilmesine rağmen, gerekçeli kararın hüküm fıkrasında 1.3.2015-1.7.2015 olarak gösterildiği, böylece kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişkiye neden olunduğu; ayrıca gerekçeli karar içerisinde suç tarihi olarak her iki tarihe yer verilmek suretiyle gerekçeli karar içerisinde de çelişkiye yol açıldığı,...
Diğer taraftan, yargılama sürecinde sanığın, hakkında Kasımpaşa Asker Hastanesinin 10.07.2015 tarihli ve 4117 sayılı sağlık kurulu raporuyla “uyum bozuklukları” tanısı ile “askerliğe elverişli değildir” kararı verilmesi üzerine terhis edildiği; Askerî Mahkemenin talebi üzerine aynı kuruma ait 15.01.2016 tarihli ek rapor ile sanığın askerliğe elverişsizlik halinin suç tarihlerini kapsamadığının tespit edildiği, ancak ek raporda cezai ehliyet ve madde bağımlılığı konusunda herhangi bir değerlendirme yapılmadığı görülmektedir. Sanığın savunmasında suç tarihinde eroin bağımlısı olduğunu, kendisini asarak intihar etmeye çalıştığını, psikolojik sorunları olduğunu, bazen bilincini kaybettiğini ne yaptığını bilmez hale geldiğini beyan etmesi karşısında, sanığın suç tarihlerinde ceza ehliyetinin tam olup olmadığı ve madde bağımlılığı nedeniyle askerliğe elverişli olup olmadığı yönünde tereddütler bulunduğu anlaşılmaktadır. Sanığın savunmasında belirttiği hususlar araştırılmadan, cezai ehliyeti ve askerliğe elverişliliği ile ilgili tereddütler giderilmeden hüküm verilmesinin hukuka aykırı bulunduğu,..." nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
3.Bozma üzerine Keşan 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.11.2019 tarihli ve 2017/828 Esas, 2019/747 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 01.03.2015-21.05.2015 tarihleri arasında firar suçundan, 1632 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 10 ... hapis cezası ile cezalandırılmasına, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği hak yoksunluklarına, gözaltında geçirdiği bir günlük sürenin 5237 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesi uyarınca cezasından mahsubuna karar verilmiştir.
4.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 30.09.2021 tarihli ve 2019/135012 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
Sanığın temyiz isteği; herhangi bir gerekçe belirtilmeksizin hükmü temyiz etme iradesine ilişkindir.
1.Sanığın askerlik hizmetini yerine getirmekte iken 01.03.2015 tarihinde Birliğinden izinsiz olarak uzaklaştığı, 21.05.2015 tarihinde kendiliğinden geri gelerek Birliğine katıldığı anlaşılmıştır.
2.Sanığın 22.02.2016 tarihli savunmasında, eroin bağımlısı olduğunu, ayrıca ailevi sorunlarının da olduğunu, bu nedenle firar ettiğini ifade ettiği, bozma sonrası alınan 07.07.2017 tarihli ifadesinde de bozma ilâmında aleyhe olan hususları kabul etmediğini beyan ettiği belirlenmiştir.
3.Birliği Komutanlığınca düzenlenen tutanakta; sanığın 01.03.2015 tarihinde 17.30'da alınan yoklamada olmadığı ve kışla içinde yapılan aramalara rağmen bulunamadığı belirtilmiştir.
4.Birliği Komutanlığınca gönderilen 30.05.2016 tarihli yazıda; sanığın 21.05.2015 tarihinde kendiliğinden birliğine katıldığı belirtilmiş, yazı ekinde de 21.05.2015 tarihli kazan defteri kaydının onaylı bir sureti gönderilmiştir.
5.Sanık hakkında dosyaya giren Kasımpaşa Asker Hastanesi Baştabipliğinin 10.07.2015 tarihli ve 4117 sayılı Sağlık Kurulu Raporu ile "uyum bozuklukları (uyum bozukluğu, sık tekrarlayan)" tanısıyla barışta askerliğe elverişli olmadığı kararı verildiğinin anlaşılması üzerine askerliğe elverişsizlik halinin suç tarihlerini kapsayıp kapsamadığı hususunda ek rapor talep edildiği, aynı Hastaneden alınan 15.01.2016 tarihli ve 7 sayılı Ek Sağlık Kurulu Raporunda "sanığın askerliğe elverişsizlik halinin suç tarihlerini kapsamadığı" görüşünün belirtildiği saptanmıştır.
6.Bozma ilâmı sonrası, sanık hakkında yeniden Sağlık Kurulu raporu alınmış, Osmaniye Devlet Hastanesi tarafından tanzim olunan 25.12.2018 tarihli ve A181231187 Protokol No'lu; "Madde bağımlılığı yönünden değerlendirildiğinde askerliğe elverişli olduğu kanaatine varılmıştır. Madde kullanımı dışında aktif bir psikopatoloji belirtmedi. Ceza ehliyet açısından 5237 sayılı Kanun'un 32 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkrası kapsamına girmez" görüşünü içeren Sağlık Kurulu Raporu, dava dosyasına eklenmiştir.
7.Sanığa ait güncel adli sicil kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir.
1.1632 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yazılı firar suçu, asker kişinin, kıtasından veya görevi icabı hazır bulunmak zorunda olduğu yerden bilerek ve isteyerek izinsiz olarak altı günden fazla bir süreyle uzaklaşmasıyla oluşan, özel kastın (saikin) aranmadığı, genel kastla işlenen bir suç olduğu ve unsurları arasında mazeret hâline yer verilmediği, buna göre "Olay ve Olgular" başlığı altında ayrıntılarına yer verilen delillere ve tüm dosya kapsamına göre sanığın 01.03.2015-21.05.2015 tarihleri arasında 1632 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamına giren "firar" suçunu işlediği belirlenmekle, Mahkemece, sanık hakkında alt sınırdan ceza tayin edilip, takdiri indirim hükümlerinin uygulanması suretiyle mahkumiyet hükmü kurulmasında, 03.01.2014 tarihinde kesinleşmiş kasıtlı suçtan mahkumiyetinin bulunması nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesinde, sanığın suça meyilli kişiliği ve yapılan yargılama sonucunda yeniden suç işlemeyeceğine dair olumlu bir kanaat edinilemediğinden hakkında verilen cezanın 5237 sayılı Kanun'un 50 nci maddesi gereğince seçenek yaptırımlara çevrilmemesinde ve daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkum edilmiş olması ile yeniden suç işlemeyeceği yönünde olumlu bir kanaat edinilememesi nedeniyle hapis cezasının ertelenmesine yer olmadığına karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2.5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin uygulanması ile ilgili olarak; hükümden sonra 7242 sayılı Kanun'la yapılan değişikliklerin, infaz aşamasında gözetilebileceği değerlendirilmiştir.
3.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık
tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, cezai ehliyet ve askerliğe elverişlilik hususlarında ... şüphelerin, ek sağlık kurulu raporu ve bozma ilâmı sonrası alınan sağlık kurulu raporuyla dosya içeriğine uygun şekilde ortadan kaldırıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Keşan 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.11.2019 tarihli ve 2017/828 Esas, 2019/747 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.03.2023 tarihinde karar verildi.