Esastan ret

SAYISI: 2014/285 E., 2019/210 K.

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve karşı davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun . esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı-karşı davalı vekili tarafından duruşmalı, davalı-karşı davacı vekili tarafından ise duruşmasız olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 21.03.2023 günü hazır bulunan davacı-karşı davalı vekili Avukat .......ile davalı-karşı davacı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket ile dava dışı muhatap şirket arasında yapılan sözleşme gereğince müvekkili şirketin davalı şirkete 30.290 ton bakır ve demir cevheri sattığını, satılan cevherlerin satım bedeli dışında davalı şirket tarafından yapılacak analiz sonuçlarına göre prim ödeneceğini, ödenecek fiyat ve primler konusunda mail yoluyla anlaşmaya varıldığını, davalının gerçek analiz sonuçlarını müvekkilinden gizleyerek eksik prim ödemesi yaptığını ileri sürerek ödenmesi gereken prim farklarının tespiti ile şimdilik 534.703,31 TL'lik kısmının 16.11.2012 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile tahsilini talep etmiştir.

1.Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkiline 30.290 ton bakır ve demir cevheri satmadığını, müvekkilinin 22.565 ton demir bakır cevheri aldığını, tarafların daha önce prim farkında hangi oranın baz alınacağı hususunda anlaşamadıklarını, karşı yanın haksız olduğunu, fazladan para talep ettiğini, ...'e satıldığını, karşı yan 22.465 ton cevherinini müvekkili firmaya sattığını, müvekkili firmanın başka cevherlerle birlikte toplam 30.290 ton cevheri Çin firmasına verdiğini, ödemenin Çin analiz sonuçlarına göre yapılacağını, Çin analiz sonucunun 2.36 olduğunu, Çin'e satılan cevherin tamamının kendisininmiş gibi hesap yaptığını, delil olarak sunulan belgelerin eksik olduğunu, tarafların mailler üzerinde anlaşmadıklarını savunarak davanın reddini istemiştir.

2. Davacı EET Madencilik.. Ltd. Şti. vekili karşı dava dilekçesinde; müvekkili firmanın cevher alıp yurt içi ve yurt dışına sattığını, karşı yan ile aralarındaki ticari ilişkinin devamı için kendi fiyat farkı taleplerinin karşılandığını, Çin analiz sonuçları geldikten sonra eksi artı bakiyenin yeni cevher alımında hesaplaşmak için bırakıldığını, Çin analiz sonuçlarının 30.290 ton için 2,36 olduğunu, buna göre müvekkili firmanın davalıdan 544.511,60 TL+ KDV alacaklı olduğunu ileri sürerek şimdilik 10.000,00 TL'nin davalıdan tahsilini talep etmiştir.

3.Davalı vekili karşı davada cevap dilekçesinde; kısmi dava açılamayacağını, müvekkilinin karşı davacının bildirdiği analiz sonuçlarına güvenerek fatura kestiğini, gerçek analiz sonuçlarının müvekkilinden saklandığını savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında bakır ve demir cevheri alım satımı konusunda anlaşma bulunduğu, uyuşmazlığın satılan cevherin miktarı ve cevherin analizlerinin nerede, kime yaptırılacağı, prim farkının nasıl hesaplanacağı noktasında olduğu, ancak sözleşme konusu cevherin miktarı ve analizinin ne şekilde yapılacağı, primin nasıl ödeneceği hususunda esaslı noktalarda taraflar arasında anlaşma olmadığı, davacının ve karşı davacının prim farkına ilişkin iddialarının karşılıklı olarak kabul edilmediği gerekçesiyle ispat edilemeyen asıl davanın ve karşı davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf yoluna başvurmuştur.

1. Davacı karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirket tarafından prim farkı ödemesinin kabul edildiği ancak Çin'deki şirketin analiz sonuçlarına göre ödeme yapılması gerektiği yönünde savunmada bulunulduğunu, bunun kabul edilemeyeceğini, asıl davada verilen kararın kaldırılması gerektiğini ileri sürmüştür.

2.Davalı karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; prim farkına esas olacak bakır oranının dosyada ispatlanamadığını, davacı karşı davalının sattığı malın analizini yaptığını ve fiyat farkı faturasını buna göre düzenlediğini, karşı yanın kendi malını analiz ettirdiğini, bunu müvekkili firmaya ibraz ettiğini, karşı tarafın analiz sonuçlarının düşük olduğunun farkında olduğunu ve dosyaya sunulan, saklanan diğer sonuçlar üzerinden fazladan para talep ettiğini, görevden çekilen ve ek rapor hazırlamayan heyetin dosyaya sunmuş olduğu kök raporun da dikkate alınmaması gerektiğini, dosyada çok sayıda birbirini destekleyen analiz raporu bulunduğunu, davacının bizzat kendi yaptırmış olduğu analiz sonucunun dikkate alınması gerektiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesince verilen kararda karşı davanın reddine ilişkin kısmının kaldırılmasına karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

Asıl dava, ticari satım ilişkisinde eksik prim ödemesine dayalı alacak, karşı dava ise ödenen fazla prim tutarının istirdatı istemine ilişkindir.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6102 sayılı Kanun) 209 uncu maddesi

1. Mahkemece taraflar arasında sözleşmenin esaslı unsurları üzerinde anlaşma sağlanamadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından ise tarafların istinaf sebepleri karşılanmaksızın Mahkeme kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesi ile yetinilerek tarafların istinaf talepleri reddedilmiştir.

2. Davacı iddiasında müvekkiline prim ödemesi yapıldığını ancak ödemede referans alınan analiz sonuçlarının doğru olmadığını, dolayısıyla eksik ödeme yapıldığını ileri sürmekte, davalı ise davacıya ödeme yapıldığını kabul etmekle birlikte bunun ticari ilişkinin devamı için yapıldığını ve daha sonra Çin'den gelecek analiz sonuçlarına göre yeniden hesaplama yapılacağını, gelen sonuçlara göre de davacının iddiasının aksine az değil bilakis fazla ödeme yapıldığını ve bunun iadesi gerektiğini savunmaktadır. Yine taraflar arasında teslim edilen malın miktarı konusunda da uyuşmazlık bulunmaktadır.

3.Mahkemenin kabulünün aksine, taraflar arasında prim alacağına ilişkin sözleşmenin esaslı unsurları üzerinde anlaşma sağlanamadığından değil ancak teslim edilen malın miktarı, prim hesabında hangi analizin referans alınacağı ve buna bağlı olarak ödenmesi/iade edilmesi gereken miktarın ne olduğu konusunda uyuşmazlık bulunduğu söylenebilecek olup uyuşmazlığın bu çerçevede ele alınması gerekmektedir.

4. Bu itibarla, taraf defter ve kayıtları üzerinde uzman bilirkişi heyeti marifetiyle inceleme yapılarak prim ödemelerinin ne şekilde kayıtlandığı, davalı (karşı davacı) şirket defterlerinde yer alan ödemelerde referans alınan analiz sonuçlarının davalı (karşı davacı) açısından bağlayıcı olacağı hususu da nazara alınarak, tarafların mevcut raporlara yönelik itirazlarını da karşılayacak şekilde rapor alınması ve oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken yazılı ve yetersiz gerekçe ile asıl ve karşı davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün temyiz eden taraflar yararına bozulması gerekmiştir.

Açıklanan sebeplerle;

1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Bozma sebebine göre taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,

Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin taraflardan ayrı ayrı alınarak yekdiğerine verilmesine,

Peşin alınan temyiz karar harcının istekleri hâlinde ilgililere iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

23.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.