213 sayılı VUK 359/2-a mad göre 2 yıl hpc

7201 sayılı Tebligat Kanununun 11. maddesi uyarınca, vekille takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılması gerektiği cihetle, yoklukta verilen hükmün vekili yerine sanığa tebliği usulsüz olup öğrenme üzerine, temyizin süresinde olduğu kabul edilerek incelenip gereği görüşüldü.
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükümleri karşısında; yüklenen suçun tabi olduğu suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK.nun 102/4 ve 104/2 maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suçun işlendiği tarihten temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeksizin hükmün 5320 sayılı yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı yasanın 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak sanık hakkında açılan kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK.nun 102/4 ve 104/2 ve 5271 sayılı CMK’nun 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE, kesinleştirilerek infaza verildiği anlaşılan hükmün infazının durdurulması için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazı yazılmasına 18.07.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.