Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
TCK'nın 257. maddesinin genel, tali ve tamamlayıcı bir hüküm olup, görevi kötüye kullanma suçunun oluşumu için eylemin Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanmamış olmasının gerektiği, sanık ile mağdur arasında vekalet ilişkisi bulunmadığı da nazara alındığında sanığın, tanığa pastanede bulundukları sırada sarfettiği “ben yıllardır bunların avukatlığını yapıyorum, bunların işi hırsızlık, içlerinden birini feda ederler, öldürürler, iş kötüye gider, bizim için önemli değil isterseniz teşhis edin, isterseniz etmeyin, ben de başka yollardan halledeceğim” şeklinde sözleriyle gerçekleştirerek mağdurun şüphelileri teşhis etmemesini sağlayarak soruşturmanın seyrini müvekkilleri lehine değiştirmeye çalıştığı kabul edilen eyleminin TCK'nın 288. maddesi kapsamında adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs mahiyetinde olup olmadığı tartışılmadan yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi,
Kabule göre de;
Yüklenen suçu Türk Ceza Kanunu'nun 53/1-e maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işleyen sanık hakkında, 53/5. maddesi gereğince, ayrıca cezanın infazından sonra işlemek üzere hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiği ile Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesinin Anayasa Mahkemesi'nin 08/10/2015 tarih ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı iptal kararı doğrultusunda uygulanmasının gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, 15/06/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.