Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın bir suç işleme kararının icrası kapsamında birden fazla mağdura karşı gerçekleştirdiği eylemlere ilişkin olarak hakkında zincirleme suç hükümlerini içeren TCK'nın 43/1. maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış, 28/06/2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanun'u ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 84. maddesi ile 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 6. maddenin 1. fıkrasında "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte sulh ceza mahkemeleri kaldırılmıştır." ifadesinin bulunmasına, aynı Kanun'un 104. maddesine göre kanunun yayımlandığı tarihte yürürlüğe gireceğinin belirtilmesine, kanunun geçici 6. maddesinin 7. fıkrasında yer alan "sulh ceza hakimlikleri faaliyete geçirilinceye kadar, sulh ceza mahkemelerinin görev alanına giren her türlü kararı vermeye kaldırılan sulh ceza mahkemeleri yetkilidir." şeklindeki düzenleme gereği, karar tarihi itibariyle sulh ceza mahkemesi dava konusu hakkında karar vermeye yetkili olduğundan ve sanığın eyleminin TCK’nın 257/1 maddesi kapsamında kaldığı anlaşıldığından tebliğnamedeki bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
Delillerle iddia ve savunma, yapılan yargılama göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş, sübutu kabul olunan fiilin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan yerinde görülmeyen sanık müdafinin temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, 15/06/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.