İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul 29. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.01.2018 tarihli ve 2017/284 Esas, 2018/26 sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun
(5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası ve 5237 sayılı Kanun'un 62,53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin yedinci ve dokuzuncu fıkraları uyarınca 6 yıl 10 ay 15 ... hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 26.03.2018 tarihli ve 2018/923 Esas, 2018/665 sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. İstanbul Bölge Adliyesi Mahkemesi 2. Ceza Dairesi kararının sanık ve müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 12.02.2019 tarihli ve 2018/5074 Esas, 2019/781 sayılı kararı ile özetle;
"1-)... temyiz aşamasında dosya içerisine geldiği anlaşılan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı kovuşturmaya yer olmadığı kararına ek olan, sanık hakkında ByLock kullanıcısı olduğu ve ByLock ID bilgilerini içeren 07.12.2017 tarihli tutanağın CMK’nın 217 nci maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafiine okunarak diyeceklerinin sorulması gerektiğinin gözetilmesi lüzumu,
2-) Dosyada fiziken mevcut olmayan Emniyet Genel Müdürlüğü KOM Daire Başkanlığı ByLock sorgu tutanakları ile SD kart çıktısı, veri inceleme raporunun getirtilerek, Yargıtay denetimine elverişli olacak şekilde onaylı suretlerinin dosya arasına alınması suretiyle bir karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi" nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
4. İstanbul Bölge Adliyesi Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin bozmaya uyarak vermiş olduğu, 27.06.2019 tarihli ve 2019/602 Esas, 2019/469 sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına yer olmadığına ve başvuruda bulunan sanık ve müdafiinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, CMK'nın 280/1-a maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
5. İstanbul Bölge Adliyesi Mahkemesi 2. Ceza Dairesi kararının sanık ve müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 23.09.2020 tarihli ve 2020/361 Esas, 2020/4301 sayılı kararı ile özetle;
"Bozmaya uyularak yapılan yargılamada, sanığın silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan mahkumiyetine dair verilen İstanbul 29. Ağır Ceza Mahkemesinin 25.01.2018 tarih 2017/284 Esas 2018/26 sayılı hükmü ile istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 26.03.2018 tarih 2018/923 Esas 2018/665 sayılı kararının, Dairenin 2018/5074 Esas 2019/781 sayılı bozma kararı ile ortadan kalkacağı gözetilerek bozmaya uyulmak suretiyle örgüt üyesi olduğu kabul edilen sanığın anılan suçtan mahkumiyetiyle ilgili olarak yeniden 5271 sayılı CMK’nın 223/5 inci maddesi gereğince hüküm kurulması gerekirken bundan zuhul ile yazılı olduğu biçimde istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi ile yetinilmesi" nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
6. İstanbul Bölge Adliyesi Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin bozmaya uyarak vermiş olduğu, 14.01.2021 tarihli ve 2020/871 Esas, 2021/76 sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına ve sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası ve 5237 sayılı Kanun'un 62,53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca 6 yıl 10 ay 15 ... hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
7. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 30.09.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle;
1. Bölge Adliye Mahkemesinin tevsii tahkikat taleplerini yerine getirmeden mahkumiyet hükmü kurduğuna,
2. Dosyada bulunan ByLock tespit değerlendirme tutanağının ve SD kart ile ilgili olarak bildirilen tutanaktaki bilgilerin sanıkla ilgisi bulunmadığına,
3. Sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ve temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebeplerine ve sair hususlara ilişkindir.
Temyizin kapsamına göre;
Bozma Sonrası Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Yargıtayın ilk bozma ilamı doğrultusunda Garson kod adlı gizli tanıktan elde edilen ve FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün emniyet teşkilatı içindeki yapılanmasına ilişkin bilgilerin yer aldığı dijital materyalden elde edilen bilgilere dair veri inceleme raporunda sanığın da yer aldığı, sanığın kod adının "Faruk" olduğu belirtilmiştir.
Yine ilk Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda iddiaya konu 0507 (...) (..) (..) numaralı cep telefonuna ilişkin ayrıntılı ByLock tespit ve değerlendirme tutanağı duruşmada müdafiinin yüzüne karşı okunmuştur. 13017 ID numaralı ByLock profilinin kullanıcı adının sanığın kod adıyla uyumlu şekilde "farukbasgan" olduğu, şifrenin "uludağ!" olarak belirlendiği, çözümlemesi yapılabilen mesaj içeriği bulunmadığı, diğer kullanıcıların bu kullanıcıyı "Ömer" ismiyle kaydettikleri, dolayısıyla 13017 ID numaralı ByLock kullanıcısının sanık olduğu kesin olarak anlaşılmıştır.
Sanığın kullanmış olduğu telefon hattında yukarıda özelikleri anlatılan ByLock uygulamasının yüklü olduğuna dair mevcut rapor ve bunu doğrulayan terör örgütünün kiralamış olduğu IP adreslerine giriş yapmak suretiyle kullandığına dair Bilgi Teknolojileri İletişim Kurumu tarafından düzenlenen
CD içeriği ve ayrıntılı ByLock tespit ve değerlendirme tutanağı ile Garson kod adlı gizli tanıktan elde edilen ve FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün emniyet teşkilatı içindeki yapılanmasına ilişkin bilgilerin yer aldığı dijital materyalden elde edilen bilgilere dair veri inceleme raporu karşısında sanığın sübutu kabul edilen eylem ve faaliyetlerine göre silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğine dair Dairemizde tam bir vicdani kanaat oluşmuş ve sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Sanığın örgüt içerisindeki faaliyet süresi, gizli haberleşme ağı kullanması ve örgüt liderinin talimatlarını fedakarlıkla yerine getirerek başka bankadan kredi çekip Bank Asyaya yatırması nedeniyle kastının yoğunluğu nazara alınarak temel ceza asgari haddin üzerinde belirlenerek hüküm kurulmuştur.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1-) Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı kararında; "ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı"nın kabul edildiği gözetildiğinde; örgütün hiyerarşik yapısının içinde olduğunu gösterir örgütün gizli haberleşme aracı olan ByLock programını 0507 647 ... numaralı hat üzerinden kullanan ve 13017 ID numaralı ByLock kullanıcısı olan, Garson kod adlı gizli tanıktan elde edilen ve FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün emniyet teşkilatı içindeki yapılanmasına ilişkin bilgilerin yer aldığı dijital materyalden elde edilen bilgilere dair veri inceleme raporuna göre örgüt içerisinde kod adı "Faruk" olan sanığın, anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
2-) Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımın kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla, incelenen hükümde hukuka aykırılık saptanmamıştır.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle bozma sonrası dosyanın gönderildiği İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 14.01.2021 tarihli ve 2020/871 Esas, 2021/76 sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 29. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
22.03.2023 tarihinde karar verildi.