Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun(1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun(5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Selçuk Asliye Ceza Mahkemesinin, 31.03.2016 tarihli ve 2015/428 E, 2016/289 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında cinsel taciz suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 06.11.2020 tarihli ve 2016/308911 sayılı onama görüşlü Tebliğname ile Dairemize tevdi edilmiştir.
Katılan Mağdureler Vekilinin Temyiz Sebebi
Sanığın üzerine atılı suçu işlediğine, sanığın kullandığı sözlerin cinsel taciz suçunu oluşturduğuna, cezalandırılması gerektiğine, sanık hakkında beraat kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ve sair hususlara ilişkindir.
Mahkemece '''Olay günü saat 19: 30 sıralarında marketten ekmek almaya giden 18 yaşından küçük mağdureler ... ****** ile ... *****in sanıkla markette karşılaştıkları, marketten çıktıktan sonra sanığın motosikleti ile mağdurların yanına gelip "burada mı oturuyorsunuz" diye sorduğu, "hayır" şeklinde cevap alınca geriye döndüğü, bir süre sonra tekrar mağdurların yanına gelip "hadi gelin bir şeyler içelim mi" dediği, mağdurların beyanlarından ve sanığın savunmasından anlaşıldığı, ancak sanığın sarf ettiği sözlerin cinsellik içermediği, mağdurları takip etmesinin cinsel taciz ya da kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunda aranılan ısrar boyutuna varmadığı, Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 14.10.2015 tarih 2014/3117 Esas, 2015/9354 Karar sayılı kararında benzer bir olayda beraat kararı verilmesi gerektiğinden bahisle ilk derece mahkemesinin mahkumiyet hükmünü bozduğu gözönüne alındığında sanığın eylemi suç olmadığından beraatine karar vermek gerektiği...'' şeklindeki gerekçeyle hüküm kurulduğu belirlenmiştir.
Sanık savunması, katılan mağdure beyanları, sanık savunması, tanık anlatımları, sanığa ait adli sicil ve nüfus kaydı, sanığın sosyal ve mali durumunu gösterir yazı cevabı ve görüntü kayıtlarından ibarettir.
Mahkemenin gerekçesi ve tüm dosya kapsamına göre, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Selçuk Asliye Ceza Mahkemesinin, 31.03.2016 tarihli ve 2015/428 E, 2016/289 Karar sayılı kararında katılan mağdureler vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan mağdureler vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle
ONANMASINA,
Dava dosyasının mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
22.03.2023 tarihinde karar verildi.