SAYISI: 2009/108 E., 2019/441 K.

Taraflar arasındaki trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı ... vekili ve davalı ... şirketi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf talebinin kabulü ile kararın kaldırılarak yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının işleteni olduğu aracın dava dışı sürücü idaresinde iken davalılardan ... idaresindeki araçla karıştığı kaza sonucu davacının ağır şekilde yaralandığını, alınan rapora göre davacının %60 oranında iş gücü kaybına uğradığını, kazanın olduğu dönem Avusturya'da işçi olan davacının Türkiye'de iznini geçirmekte olduğunu ve kaza nedeniyle maddi, manevi zarara uğradığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 70.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 30.000,00 TL manevi tazminatın ise olay tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan ...'dan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılardan ... vekili cevap dilekçesinde; mahkemenin yetkisiz olduğunu ve davacının teminat yatırması gerektiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, davacının tedavisini yarım bırakarak uçakla Avusturya'ya döndüğünü, kaza anında davacıya ait aracı kimin kullandığının belli olmadığını, buna ilişkin tutanakları kabul etmediklerini belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.

Davalılardan Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketi vekili cevap dilekçesinde; davacının zararını ispatlaması gerektiğini, kusur ve zararı kabul etmediklerini, olay tarihinden itibaren faizle sorumlu tutulmalarının mümkün olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı sürücünün %85 oranında kusurlu bulunduğu, hükme esas alınan hesap bilirkişisi raporunda zararın 212.570,96 TL hesaplandığı, sigorta şirketi tarafından verilen teminatın 60.000,00 TL olması ve talebin ıslah edilmemiş olması nedeni ile sigorta şirketinin 60.000,00 TL ile sorumlu tutulması kalan 10.000,00 TL den ise mirası reddetmeyen davalı ... 'ın sorumlu tutulduğunu belirterek; davanın kabulüne; 70.000,00 TL sürekli iş görmezlik tazminatının sigorta yönünden dava tarihinden itibaren, diğer davalı ... yönünden olay tarihi olan 31.07.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte (Sigorta Poliçesinde belirtilen miktar olan 60.000,00 TL'nin sigorta şirketinden, kalan miktarın davalı ...'dan alınacak şekilde) davalılardan alınıp davacılara verilmesine, 30.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 31.07.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınıp davacıya verilmesine,

karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili ve davalı ... şirketi vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalı ... Şirketi vekili istinaf dilekçesinde; hükme esas alınan 16.10.2018 tarihli bilirkişi raporunun kendilerine tebliğ edilmediğini ancak bu raporda muhtemelen davacı ...'ün bakiye ömrü sonuna kadar hesaplama yapıldığını, kararda yargılama devam ederken davacının öldüğünün bildirildiğini, bu halde tazminat hesabının vefat tarihine kadar yapılması gerektiğini, ayrıca kaza nedeniyle yurtdışında bulunan sigorta şirketi tarafından davacıya ödeme yapıldığını, bu ödemenin İstanbul Anadolu 5. Ticaret Mahkemesinin 2015/550 esas sayılı dosyası ile kendilerinden istendiğini, hesaplama yapılırken bu ödemenin mahsup edilip edilmediğinin bilinmediğini, yurtdışındaki sigorta şirketi ile davacı açısından bir öncelik olup olmadığının araştırılması gerektiğini, manevi tazminat bakımından da sigorta şirketinin sorumluluğu bulunmamasına karşın tüm yargılama giderinden davacının sorumlu tutulduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; yargılamanın uzamasına davacının sebep olduğunu, kimsenin kendi hatasından faydalanamayacağını, faiz yükünün de davalı üzerinde bırakılmasının hatalı olduğunu, yargılama aşamasında davalının babasının vefatı üzerine dahili davalı olarak davaya katılmasının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine aykırı olduğunu, oysa HMK'ya göre mirasçılar hakkında ayrı bir dava açılıp bunun birleştirilmesi gerektiğini, davalının maddi tazminatın yalnızca 10.000,00 TL'lik bölümünden sorumlu tutulmasına rağmen tüm dava bedeli üzerinden yargılama giderlerine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, ayrıca hükmün açık ve net olmadığını, kabul ve ret miktarlarının ayrıca belirtilmesi gerektiğini, tazminat hesaplarında kusur oranlarına göre hüküm kurulduğunu ancak tanık dinlenip keşif yapılmadan davacının beyanları esas alınarak kusur tespiti yapıldığını, davacının %15 kusurunun dahi düşülmediğini, olayla ilgili soruşturmada savcılık tarafından takipsizlik kararı verildiğini, davacıya ait aracı kullanan kişinin belli olmadığını, alkol muayenesinin yapılmadığını, kaza ile davalının eylemi arasında illiyet bağının nasıl kurulduğunun belirtilmediğini, hesap bilirkişisi raporunda tedavi giderlerinin de hesaba katılmadığını ancak bunlardan Sosyal Güvenlik Kurumu'nun (SGK) sorumlu olduğunu, manevi tazminat davasının ise zamanaşımına uğradığını, yurtdışındaki sigorta şirketi tarafından davacıya ne kadar ödeme yapıldığının belli olmadığını, sigorta şirketi tarafından açılan davanın bu dava ile birleştirilmesi gerektiğini, miras bırakanın terekesinin borca batık olduğunu, olaydan hemen sonra Toyota-Sa Hastanesi tarafından düzenlenen rapor ile 11 yıl sonra mahkeme tarafından aldırılan rapor arasında çelişki bulunduğunu, bu çelişkiler giderilmeden karar verildiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davaya konu kazanın davacıya ait aracın anayolda gittiği sırada kavşağa yaklaştığı, kavşakta sola dönmeye çalışan davalı araç sürücüsünün ise kontrolsüz bir şekilde anayola girmesi sonucu meydana geldiği, kazanın anlatılan oluş şekli karşısında davalı sürücünün kavşakta durup geçiş hakkını diğer araca vermesi gerekirken buna uygun hareket etmemesi nedeniyle asli olarak ve %85 oranında kusurlu kabul edilmiş olmasında herhangi bir isabetsizlik görülmediği, trafik kaza tespit tutanağı ve diğer belgeler ile kazanın bu şekilde meydana geldiği sabit olup aksi bir oluş şeklinin de davalılarca kanıtlanmamış olduğu, davalı sürücünün yargılama aşamasında ölmesi üzerine davaya mirasçıları bakımından devam edilmiş olmasında herhangi bir usule aykırılık bulunmadığı, ayrıca yabancı sigorta şirketi tarafından davalı ... şirketi aleyhine açılmış olan ve İstanbul Anadolu 5. Ticaret Mahkemesinin 2015/550 esas sayılı dosyası ile görülmekte olan davanın konusu tedavi giderleri ve geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin olup eldeki davada sürekli iş göremezlik tazminatı istenmiş olmasına göre davaların konusunun farklı olduğu, o nedenle anılan davanın sonucunun beklenmemiş olmasının yerinde olduğu, gerekçeli kararda davacının yargılama sırasında vefat ettiği belirtilmiş ise de bu durumun maddi hatadan kaynaklandığı, davacının hayatta olduğunun UYAP'taki nüfus kayıtlarından anlaşıldığı ve davalı sürücünün ölümünün belirtilmek istendiği görülmekle bunlara ilişkin istinaf nedenlerinin de yerinde görülmediği, Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurulundan alınan rapor ile davacının kaza nedeniyle %41,2 oranında meslekte kazanma gücünü kaybetmiş olduğu belirlendiğinden maluliyet durumu ve kaza ile davacının yaralanması arasında illiyet bağı olmadığı şeklindeki istinaf itirazlarının yerinde olmadığı, ancak davalılardan sigorta şirketi yalnızca maddi tazminat ile sorumlu olduğundan harç ve yargılama giderlerinin de buna göre belirlenmesi gerektiği, bunun yanı sıra maddi tazminatın, sigorta şirketinin sorumluluğu poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere davalılardan tahsiline karar verilmesi gerekirken HMK'nın 297/2. maddesine aykırı olacak şekilde hüküm kurulmuş olmasının doğru olmadığı, kabul edilen tutarlar üzerinden eksik miktarda harç alınmış olup kamu düzenine ilişkin bu noksanlığın da resen gözetilmesi gerektiği, bu yanılgıların giderilmesi bakımından yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığından 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca mahkeme kararının kaldırılması ile yeniden hüküm kurulması gerektiği belirtilerek, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı kabulü ile, Kocaali Asliye Hukuk Mahkemesinin (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) 11.09.2019 tarihli, 2009/108 esas, 2019/441 karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulması gerektiğinden, davanın davalılardan ... bakımından kabulü ile 70.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının davalı ... şirketi bakımından dava tarihi olan 15.06.2009 tarihinden, davalılardan ... bakımından ise olay tarihi olan 31.07.2007 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacıya verilmesine, davalı ... şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti olan 60.000,00 TL ile sınırlı tutulmasına, 30.000,00 TL manevi tazminatın 31.07.2007 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan ...'dan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı ... vekili; kararın maddi hatalar içerdiğini kendi içerisinde çelişkili olduğunu, istinaf başvurularının kabul edilmesine rağmen aleyhe olacak şekilde hüküm kurulduğunu, adli tıp raporunu kabul etmediklerini, kusuru kabul etmediklerini, raporların keşif yapılmadan düzenlendiğini, dava sürecinin uzamasına karşı tarafın sebep olduğunu faizden sorumlu tutulmamaları gerektiğini, davacının ölümünden bahsetmedikleri halde karar içeriğinde buna dair açıklama yapıldığını, mirasın borca batık olduğuna dair definin değerlendirilmediğini, konusu aynı olan İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasının davacının mükerrer ödeme almasına neden olacağını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

davalı ... şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (...) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yolcunun sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90,91,92 ve 102 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 ve 56 ıncı maddeleri.

1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. İlk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı zararı 212.570.96 TL hesaplanmış taleple bağlı kalınarak davanın kabulüne; 70.000,00 TL sürekli iş görmezlik tazminatının sigorta yönünden dava tarihinden itibaren, diğer davalı ... yönünden olay tarihi olan 31.07.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte (Sigorta Poliçesinde belirtilen miktar olan 60.000,00 TL'nin sigorta şirketinden, kalan miktarın davalı ...'dan alınacak şekilde) davalılardan alınıp davacılara verilmesine karar verilmiştir. Kararın davalı ... vekili ve davalı ... şirketi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince tarafların istinaf taleplerinin kabulüne karar verilip karar kaldırılarak; davanın, davalılardan ... bakımından kabulü ile 70.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının davalı ... şirketi bakımından dava tarihi olan 15.06.2009 tarihinden, davalılardan ... bakımından ise olay tarihi olan 31.07.2007 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacıya verilmesine, davalı ... şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti olan 60.000,00 TL ile sınırlı tutulmasına karar verilmiştir. Yukarıda ilk derece mahkemesi hükmü açıkça yazılmış olup mahkemece parantez içerisine almak suretiyle açıkça sigorta poliçesinde belirtilen miktar olan 60.000,00 TL'nin sigorta şirketinden, kalan miktarın davalı ...'dan alınacak şekilde hüküm kurulmuştur. Davalı ... hükmedilen 70.000,00 TL tazminatın sigorta poliçesinde belirtilen miktardan kalan kısmı için sorumlu tutulmuştur. İlk derece mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından istinaf edilmemiş olup, diğer davalı ... şirketinin de buna yönelik istinafı bulunmadığı halde Bölge Adliye Mahkemesince kurulan hükümle davalı ... yönünden sorumluluğun genişletilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.

1- Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

2- Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalı ...'a iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

22.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi